Lessons türkçesi Lessons nedir
Lessons ile ilgili cümleler
English: Ali has started giving guitar lessons again.
Turkish: Ali tekrar gitar dersleri vermeye başladı.
English: Ali is going to start taking swimming lessons this summer.
Turkish: Ali bu yaz yüzme dersleri almaya başlayacak.
English: After supper, he studies his lessons for three hours.
Turkish: Yemekten sonra, üç saat boyunca, o derslerini çalışır.
English: Ali is doing well in his lessons at school.
Turkish: Ali okulda derslerinde iyi gidiyor.
English: Ali began trombone lessons when he was twelve years old.
Turkish: Ali on iki yaşında iken trombon derslerine başladı.
Lessons ingilizcede ne demek, Lessons nerede nasıl kullanılır?
Take lessons from somebody : Ders almak.
Can i take lessons : Ders alabilir miyim.
This was a lesson to me : Bana ders oldu.
Dance lesson : Dans dersi.
Dancing lesson : Dans dersi.
Model lesson : Ya bir öğretmen okulu öğrencisi, ya bir usta öğretmen ya da bir denetmen tarafından meslek yönünden yetişmeye, bilgi alış verişine ve bilimsel tartışmaya olanak hazırlamak için bir uygulama sınıfında ve öğretmen adayları ya da tecrübeli öğretmenler karşısında verilen ders. Örnek ders.
Object lesson : Ders. Uygulamalı ders. Örnek. İbret.
Practice lesson : Öğretmen adaylarınca verilen ve sonra ilgili öğretmen ya da öğretmenlerin de katılmasıyla değerlendirilen ders. bk. örnek ders. Uygulama dersi.
Give a good lesson : Ders vermek.
Give a lesson : Ders anlatmak. Konu anlatmak. Ders vermek.
İngilizce Lessons Türkçe anlamı, Lessons eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Lessons ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Course of study : Kolej veya üniversite öğrencisi tarafından seçilen ana konu. Bir dizi derste verilen eğitim. Başlıca. Akademik dersler programı. Müfredat programı.
Curriculums : Öğretim programı. Müfredat. Eğitim programı. Öğretim izlencesi. Eğitim müfredatı. Müfredat programı.
Teaching : Belli bir amaca göre gereken şeyleri öğretme işi. bir eğitim kurumunda bir küme öğrenciye belli dal ya da konularda bilgi verme. öğrenmeyi kolaylaştıracak etkinlikleri düzenleme, gereçleri sağlama ve kılavuzluk etme eylemi. İlke. Talim. Öğretmenlik. Öğreti. Öğretme. Telkin. Öğretim.
Studies : Çalışmalar. Araştırmalar. Etütler. İncelemeler.
Training : Staj süresi. Öğretme. İdman. Tenis, futbol, bilgisayar, eğitim, masa tenisi, voleybol alanlarında kullanılır. Yetiştirim. Vücudu yarışmanın gereklerine hazırlama. Çalışma. Egzersiz. Antrenman.
Dance lesson : Dans dersi.
Morals : Töre. Özdeyiş. Hulk. Aktöresel niteliği belirgin geleneksel halk davranışlarının her biri. bk. gelenek, görenek, boşinanç. krş. moda. Ahlak. Toplumuna göre, yasa ve aktöre yerine geçebilen, ama gerçekte yasa olmayan davranış kalıbı. Ahlak kuralları. Aktöre. Adab.
Lecture : Öğretmenin belli bir konuyu anlatıp açıklaması ilkesine dayanan, genellikle öğrencilerin soru sormalarına, tartışmalarına ve birlikte çalışmalarına olanak tanımayan bir ders verme biçimi. Ders vermek. Azarlamak. Ders vermek (okul vb). Paylamak. Uzun öğüt. Fırça çekmek. Öğütler vermek.
Pedagogy : Eğitbilim. Eğitim bilimi. Eğitimin amaçlarını, ilkelerini, yöntem ve düzgülerini inceleyen ve eğitim çalışmalarını kurallara bağlayan bilim. öğretmenlik sanatı, uygulaması ya da mesleği için gerekli bilgi ve becerileri kazandıran bilim dalı. Eğitimbilim. Pedagoji.
Subject : Tabi. Sinema ve televizyon alıcısının, fotoğraf aygıtının merceğinin, üzerine yöneltildiği ve görüntüsünü saptamayı amaçladığı temel varlık, nesne, görünüm. bu yolda saptanmış olan nesne. öykülü bir filmin ya da televizyon oyununun en kısa biçimde anlatılabilecek olgusu. Ele alınan, üzerinde konuşulan ya da yazı yazılan düşünce, sorun, durum ya da olay. herhangi bir ders kapsamının, belli bir sürede öğretilecek bölümlerinden her biri. Asal düşünce. Yüklemin gösterdiği kılış ile doğrudan ilgili olan kişi ya da şeye verilen ad; bir oluş ve kılışın gerçekleşmesini sağlayan kimse veya şey: eskiler, baharı ya tabiatta yahud tecrid halinde, tek manzarasında severlerdi (a. h. tanpınar, yaşadığım gibi, s. 114). oda karşıma düşen duvardaki hücreye konmuş büyükçe bir gaz lambasıyla aydınlanıyordu a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları, s. 90). bu tahammül edilemez bir ömürdü (r. h. karay, memleket hikayeleri, s. 34). agah bey, içti; biraz buruk, lakin baygın kokulu, tuhaf lezzetli, hoş bir içkiydi (r. h. karay, göst. e., s. 35). ben anadolu'ya gitmezden önce manevi kuvvet denilen şeyin millet mücadelelerinde büyük bir rol oynadığına ve bunun ruhtan gelen bir yüreklilikle oluştuğuna inandım (y. k. karaosmanoğlu, ergenekon, s. 114). odada, galiba, teyzesi yatıyor. (p. safa, şimşek, s. 210). hakikatte bütün istanbul garip bir sinirlilik içinde idi (a. h. tanpınar, sahnenin dışındakiler, s. 276). o, zamanın sahibi idi (a. h. tanpınar, saatleri ayarlama enstitüsü, s. 37). siz doğru dürüst konuşmasını bilmez misiniz hiç? (t. buğra, yalnızlar, s. 216). melek, hastanın başucuna götürüldüğü zaman, bu burnu uzamış, gözleri çukura kaçmış adamla alakasını anlayamamıştı (s. f. abasıyanık, bütün eserleri 3: medarı maişet motoru, s. 170). yol ayrımına, yolu olan gelir! (k. tahir, yol ayrımı, s. 310). insan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar (y.kemal bayatlı, kendi gök kubbemiz, s. 91) vb. Maruz bırakmak. Bilgisayar, eğitim, gramer, sinema, televizyon, tarih, tiyatro, veterinerlik alanlarında kullanılır. Eğilimi olan. Konu. Mecbur etmek.
Lessons synonyms : golf lesson, word of advice, deterrent example, music lesson, course of instruction, class, teachings, eye opener, examples, example, curriculum, moral, lesson, admonition, language lesson, warning, monition, trainings, lectured, schoolwork, tennis lesson, a case in point, course, instruction, period, object lesson, warnings.
Lessons zıt anlamlı kelimeler, Lessons kelime anlamı
Crescendo : Şiddeti gittikce artan. Artış. Kreşendo.
Strengthen : Yaşam bulmak. Kuvvetlendirmek. Desteklemek. Yükseltmek. Güç kazanmak. Güçlenmek. Kuvvet vermek. Tahkim etmek. Pekitmek. Sağlamlaştırmak.
Appreciate : Değer vermek. Takdirle karşılamak. Beğenmek. Değerlemek. Teşekkür borçlu olmak. Değer kazanmak. Takdir etmek. Kavramak. Değerini bilmek. Zevk almak.
Lessons antonyms : lengthen, increase, stretch, accelerate, inflate, expand, escalate, maximise, maximize.

Bu kısımda Lessons kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Lessons ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Lessons anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Lessons ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.