Levators türkçesi Levators nedir

  • Levatör.
  • Bir parçayı kaldıran veya yükselten (anatomi terimi).
  • Levator.

Levators ile ilgili cümleler

English: English people call elevators "lifts".
Turkish: İngilizler asansörlere "lift" diye seslenir.

English: Most elevators operate automatically.
Turkish: Birçok asansörler otomatik olarak çalışır.

English: Are the elevators working?
Turkish: Asansörler çalışıyor mu?

English: The elevators aren't working.
Turkish: Asansörler çalışmıyor.

English: Ali glanced toward the elevators.
Turkish: Ali asansörlere doğru baktı.

Levators ingilizcede ne demek, Levators nerede nasıl kullanılır?

Elevators : Asansörler. Kaldırıcı kas. Kaldırıcı. Tahıl ambarı. Asansör.

Levator : Levatör. Bir parçayı kaldıran veya yükselten (anatomi terimi).

Book elevator : Kitapçeker. Kitapları katlar arasında indirip çıkarma işini yapan araç.

Bucket elevator : Kovalı yükseltici. Kovalı asansör. Kepçeli elevatör. Kovalı elevatör.

Dental elevator : Diş elavatörü. Dişin alveolle bağlantılarını ayıran aygıt.

Periostal elevator : Periostal kaldırıcı. Periostal elavatör. Kemik ameliyatlarında kemik zarını kaldırmaya yarayan aygıt, periostal elevatör.

Elevator operator : Asansör operatörü. Asansörcü.

Elevatory : İhya edici. Terfi ettirici. Moralini yükseltici. Yükseltici. Kaldırıcı. Bir üst makama atayıcı. Yüceltici.

 

Elevator shaft : Asansör bacası. Asansör kovası. Asansör yuvası. Bir bina içinde asansör için kullanılan dikey boşluk. Asansör boşluğu.

Food elevator : Servis asansörü. Yemek asansörü.

İngilizce Levators Türkçe anlamı, Levators eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Levators ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Room : Yer. Mahal. Pansiyon. Neden. Meydan. Fırsat. Oturmak. Kalmak. Bir yapının, özellikle bir evin, oturmak, çalışmak, yatmak gibi eylemlere yarayan gözelerinden her biri. Olanak.

Water closet : Oturma helataşı. İçindeki pislikleri pissu döşemine bir emme yardımıyla akıtan oturma helataşı. İnsan dışkısının pissu döşemine atıldığı, oturak gibi kullanılan bir araç. Tuvalet. Derin helataşı. Kısaca wc. Ayakyolu. Sifon ve suya sahip tuvalet. Klozet. Hela.

Crapper : Lavabo. (kaba argo) hela. Banyo. Tuvalet.

Food elevator : Servis asansörü. Yemek asansörü.

Wash room : Halka açık tuvalet. Umumi tuvalet. Yıkama odası.

Public lavatory : Genel tuvalet. Umumi tuvalet. Halka açık tuvalet. Umumi hela.

Head : Başlık. Çekicin demir, pirinç ya da pirinçten daha sert bir özdekten yapılmış, madensel dolgulu yuvar biçiminde baş bölümü. Baştaki. Basınç yüksekliği. Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Geçmek. Kelle. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. sefal, kafa. 3.bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, dna içeren kısmı. 4.miyozinin bir parçası. fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı. Örtübaşı. Gövde.

 

Freight elevator : Yük asansörü. Nakliye asansörü.

Commode : Konsol. Şifoniyer. Komodin. Oturak. Klozet. Şifonyer. Oturaklı iskemle. Çekmeceli dolap. Lazımlık iskemlesi.

Levators synonyms : public toilet, lifting device, w.c., toilet facility, elevator car, levator, stool, restroom, toilet, comfort station, car, bathroom, building, potty, privy, edifice, throne, paternoster, service elevator, lift, can, public convenience, closet, washroom, convenience, lav, john, loo, pot, dumbwaiter.