Levaz nedir, Levaz ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Taze ya da kuru fasulye, börülce.

Levaz kısaca anlamı, tanımı

Leva : Bulgar para birimi

Levazımcı : Levazım sınıfından olan kimse.

Cenaze levazımatı : Ölünün kefenlenmesi sırasında gerekli olan malzemeler.

Levazım : Değişik iş kollarında gerekli olan şeyler, araç ve gereçler. Gerekli araç ve gereçleri sağlayan büro. Ordunun lojistik hizmetinde bulunan bütün malzeme veya bu malzemeyi sağlayan bölüm.

Levazım bölüğü : Levazım işleriyle uğraşan askerî birlik.

Levazım sınıfı : Silahlı kuvvetlerin, silah ve cephanenin dışında kalan yiyecek, giyecek vb. gereksinimlerini sağlayan asker sınıfı.

Levazımat : Gerekenler, lazım olan şeyler. Askerî araç gereçlerin tümü.

Levazımatçı : Levazımat satan ya da alan kimse. Öleni gömmek için gerekli malzemeyi satan kimse.

Levazımcılık : Levazımcının görevi.

Kuru fasulye : Fasulye bitkisinin beyaz tohumu. Yeşil kabuklarından ayıklanıp kurutulmuş fasulye. Fasulye tohumundan yapılmış olan etli veya etsiz salçalı, sulu yemek.

Börülce : Fasulyeye benzer bir bitki (Vigna sinensis). Bu bitkinin sebze olarak yararlanılan yeşil ürünü ve göbeği koyu benekli tohumu.

Fasulye : Fasulyegillerden, barbunya, çalı, ayşekadın, horoz vb. türleri bulunan bitki (Phaseolus vulgaris). Bu bitkinin sebze olarak yararlanılan yeşil ürünü ve kuru tohumları.

 

Börül : Yarı pişmiş, güneşte kalarak yarı kurumuş, iyice olgunlaşamamış sebze, meyve.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Börü : Kurt. Böcek, akrep, çıyan, örümcek v.s. [Bakınız: böcü]. [Bakınız: böcük]. Çivi. Yiğit, bahadır, cesur.

Taze : Bozulmamış, bayatlamamış olan. Kuru olmayan, körpe, kuru karşıtı. Yeni, zamanı geçmemiş. Genç kadın. Dinç, yıpranmamış, yorulmamış.

Kuru : Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı. Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek). Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem. Canlılığını yitirmiş (bitki). Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı. Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze. Kuru fasulye. Salgısı olmayan. Etkisi ve sonucu olmayan. Döşenmemiş, çıplak. Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan. Akıcı olmayan, duygudan yoksun.

Da : Doğrulama, uygun bulma, evet. [Bakınız: dahacık, dâhacık]. Daha anlamında kullanılır. Şaşma bildirir ünlem. Değil mi ya anlamında kullanılır. İşte, orada, şurada. Genellikle cümle sonlarında çeşitli anlamlarda kullanılan ünlem. Bağlama ve kuvvetlendirme edatı. Daha, henüz. Da, dahi (bk. de). Dağ. Dahi, da. Henüz. Dağı. Dağa. Daha.

Ya : "Ey, hey" anlamlarında bir seslenme sözü. Bazı çekimli zamanlardan sonra gelerek anlamı pekiştiren, kuvvetlendiren bir söz: Yediydin ya. Oturmuşum ya. Şaşma, şaşkınlık bildiren bir söz. Bilinen, görülen, hatırlanıp anlatılan bir olay dolayısıyla da sorulan başka bir konu için kullanılan bir söz. Gereklik ve onay bildiren cümlelerde yargının onaylandığını bildiren bir söz. Cevap niteliğinde olan cümlenin sonuna getirildiğinde asıl yargının arkadan gelen cümle ile anlatılacağını belirten bir söz. Evet. Dilek ve geniş zaman kiplerinde yargıyı güçlendiren bir söz. Bir düşüncede sıra ile yer alan ayrı cins ögelerden biri ötekilerden üstün görüldüğünde "hele, özellikle" anlamlarında kullanılan bir söz. Bir düşüncenin karşıtı düşünülürken kullanılan bir söz.

 

Diğer dillerde Levant anlamı nedir?

İngilizce'de Levant ne demek ? : levant