Level shifting effect türkçesi Level shifting effect nedir

  • Reel kamu harcamalarının reel gayrisafi yurtiçi hasıla içindeki payında, savaş ve doğal afetlerin yaşandığı olağanüstü dönemlerde meydana gelen ve olağanüstü dönemin sona ermesine karşın kalıcı hale gelen artışların nedenlerini, halkın olağanüstü dönemlerde normal zamanlara göre vergiye katlanma düzeyinin artmasına bağlı olarak bir defalık vergilerin kalıcı hale gelmesiyle açıklayan sav.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Peacock-wiseman savı.

Level shifting effect ingilizcede ne demek, Level shifting effect nerede nasıl kullanılır?

Level : Bilgisayar, bilişim, fizik, kimya, uzay, madencilik alanlarında kullanılır. Namuslu. Eşit düzeye getirmek. Seviyeli. Düzey. Yatay. Akılcı. Mantıklı. Ölçülü. Bir nesnenin bir başkasına göre kimi niceliklerinde ya da konumunda gösterdiği ayrılık derecesi.

Shifting : Şişik kafa. Hareketli. Kaydırma. Yer değiştirme. Pişkinlik. Değişken. Savunmanın belirli bir anında, oyunun güç noktasını birden bire değiştirmek.

Effect : Yığın iletişiminde kaynaktan çeşitli araçlarla aktarılan iletilerin okur, izleyici, dinleyici gibi alımcılar üzerindeki etkileyici sonucu. Sonuca vardırmak. Sonuçlandırmak. Bir bağımlılık ya da birlikte değişme ilişkisinde bağımsız değişken tarafından belirlenen ya da bağımlı konumda olan etken. bk. neden. Meydana getirmek. Özdeğin sonsuz türlerinden bir ya da birkaçının, başkalarında uyandırdığı her türlü iz ve iz bırakma eylemi. nedensellik,bağlantısı içinde bir nedenin sonucu. Gerçekleştirmek. Fizik, gitar, kimya, tiyatro alanlarında kullanılır. Anlam. Bulgu sonucu.

 

İngilizce Level shifting effect Türkçe anlamı, Level shifting effect eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Level shifting effect ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Displacement effect : Yer değiştirme etkisi. Çalışanların asli işlerinden ayrılıp otel işi gibi turizmle ilişkili işlere geçmeleri.

A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

 

Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.

Peacock wiseman hypothesis : Peacock-wiseman hipotezi.

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

Level shifting effect synonyms : ability rent, a change in demand, a change in individual demand, abnormal budget receipts, a type mutual funds, abnormal budget expenditures, a pass through certificate, a shift in demand.