Limiest türkçesi Limiest nedir

Limiest ingilizcede ne demek, Limiest nerede nasıl kullanılır?

Slimiest : Yaltakçı. İğrenç. Çamur gibi. Çamurlu. Pis. En çamurlu olan. Sümüklü. Sümüksü. İki yüzlü. Balçıklı.

Limier : Kireçsi. Kireçli. Kalkerli.

Slimier : İki yüzlü. Pis. Sümüklü. Sümüksü. Yaltakçı. Çamur gibi. Çamurlu. Balçıklı. Daha çamurlu olan. İğrenç.

Probability limi : Plim.

Limicoles : Kuşlar (aves) sınıfının, yağmur kuşları (charadriiformes) takımından, kıyılarda yaşayan ve iyi koşan, bazıları kurak ve taşlık yerleri seven türleri olan bir alt takım. Çamur koşarları.

Limicolous : Çamur içerisine gömülerek yaşayan. Limikolus.

Limit control device : Sıcaklık, basınç ya da nemi, güvenlik, rahatlık ya da ekonomi sağlıyacak sınırlar içinde tutan aygıt. Sınırlayıcı denetim aygıtı.

Limit cycle : Limit çevrimi.

Limit : Olaylar ve süreçlerde kimi niteliklerin ulaşacağı düşünülen son nicellik değeri. (ing. boundary) evreleri birbirinden ayıran yüzey. Sürekli, sonsuz bir değişmenin en son varacağı yer. Limitlerini belirlemek. Sınırlama getirmek. Son sınır. sorumluluk sınırı. en çok eder. saygınlık sınırı. bir niceliğin, hiçbir zaman erişemeden atlamasız olarak yaklaştığı başka nicelik. Sınır. Sınır koymak. Belirlemek. Kısıtlamak. Erey.

 

Liming : Kıl dökme. Kireçleme. Ökse sürmek. Kireç serpmek. Suyun asiditesini düşürmek için bir su kütlesine kalsiyum karbonat eklenmesi.

İngilizce Limiest Türkçe anlamı, Limiest eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Limiest ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Constrain : Kısıtlamak. Engellemek. Zorlamak. Zorunda bırakmak. Bağlamak. Alıkoymak. Menetmek. Mecbur etmek. Sınırlamak.

Utmost : En yüksek. En uzak. Elden gelen en büyük (gayret). Son derece. En fazla. Olanca. En büyük. Son nokta. Elinden gelen çaba. En son.

Hold in : Tutmak. Sınırlamak. Kendini tutmak. Zapt etmek. Kontrol altına almak. Zaptetmek. Yapmak.

Verge : Piskopos asası. Sınırında olmak. Çalmak (renk). Hudut. Meyletmek. Sınır. Yönelmek. Yaklaşmak. Eşik. Eşiğinde olmak.

Calcareously : Kalsiyumlu olarak. Kireçli olarak. Kalkerli biçimde. Kireçtaşı şeklinde. Kireçtaşı gibi. Tebeşir gibi.

Strangle : Boğazını sıkmak. Çanak stratejisi. Boğarak öldürmek. Boğazını sıkarak öldürmek. Gırtlaklamak. Boğmak. Boğulmak. Bastırmak. Boğazlamak. Gelişimini engellemek.

Tighten : Pekişmek. Kasılmak. Sertleşmek. Germek (adale veya ip vb). Kasmak. Sıkılaşmak. Kısmak. Ciddileşmek. Sıkılaştırmak. Tıkamak.

Boundary : Had. Son. Hudut. Ara hattı. Sınır. Sinir. Çeper. Kenar. Limit.

Confine : Hapsetmek. Sınırlandırmak. Tahdit etmek. Kapatmak. Kapamak. Loğusa olmak. Tutmak. Kısıtlamak. Toplamak. Hasretmek.

Reduce : Bir filmin, optik basım yoluyla, kendinden daha ufak boyda bir film üzerine aktarılması. büyültme karşıtı. Zayıflatmak. Ergitmek. Satakdaki malın isteklerden daha çok olması nedeniyle bunların satışlarını sağlamak amacıyla ederlerinde yapılan indirim. aynı konu üzerinde çalışan ve aynı özellikte nesneyi yapıp satan kişilerin karşıtı ile tecimsel bir yarışta bulunmak ve onun etkilerinden kurtulabilmek amacıyla satış ederleri üzerinde yaptıkları indirim. Özetlemek. Eritmek (metalurji terimi). Mecbur etmek. Eder indirimi. Alçaltmak. Kısaltmak.

 

Limiest synonyms : thermal barrier, utterness, level best, limeys, calcic, starkness, uttermost, calcareous, curb, tie, control, hamper, inhibit, cumber, gate, contain, crack down, check, rule, chalkier, restrain, restrict, limier, limy, chalkiest, throttle, hards, draw a line, moderate, baffle, hold, extent, clamp down.

Limiest zıt anlamlı kelimeler, Limiest kelime anlamı

Increase : Eder artırımı. Çoğalmak. Yükselmek. Arttırmak. Artış. Büyümek. Artırmak. Üremek. Yükseklik, herhangi bir mal ya da nesneye ilişkin değerin arttırılması.

Middle : Aradaki. Ortadaki. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Vasati. Ortanca. Görünçlüğün ortasında yer alan bölüm; ortaya düşen yerler. Orta kısım. Vasat. Orta. Bel.

Beginning : Başlama. Başlangıç. Neşet. Esas. Baş. Başlangıç çekidi. Başlangıç noktası. Köken. İlk adım. Kaynak.