Lipoids türkçesi Lipoids nedir
- Yağdan oluşan madde (örn.: lesitin, bal mumu, vs.).
- Yağsı.
- Yağımsı.
- Yağlı.
- Lipoyid.
- Lipoid.
- Lipoit.
Lipoids ingilizcede ne demek, Lipoids nerede nasıl kullanılır?
Lipoid pneumonia : Lipit pnömonisi. Lipoit pnömoni. Lipoid pnömoni.
Lipoid theory : Ölümün yüksek sıcaklıkta, plazma lipitlerinin sıvılaşması sonucunda olmasını ileri süren teori. Lipoit teorisi.
Lipoid : Lipoyid. Gerçek yağ olmayan, fakat bir çok özelliği bakımından yağa benzeyen ve yağ çözücülerde özütlenen maddeler. Gerçek yağ olmayan, fakat birçok özelliği bakımından yağa benzeyen ve yağ çözücülerle özütlenen maddeler; steroller, steroitler gibi. Yağsı. Lipoit. Yağa benzer. Yağlı. Yağımsı.
Lipoic acid : Yağda eriyen, kükürt içeren ve pirüvatın asetil coaya dönüştüğü basamakta bir koenzim olarak görev yapan vitamin benzeri madde, tioktik asit, alfa lipoik asit. Lipoik asit. Bir tür koenzim. Valerik asit. Bazı organizmalarda büyüme faktörü görevi olan karaciğer hastalığı ve mantar zehirlenmesi tedavisinde de kullanılan bileşik. Lipo asidi.
Alpha lipoic acid : Antioksidan, lipoik asit. Alfa lipoik asit.
Lipogenesis : Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yağ oluşumu. Yağ asitlerinin biyosentezi. Lipitlerin ve yağ asitlerinin sentezi. Lipogenez. Yağ üretimi. Lipojenez.
Lipocyte : Yağ dokusunda bulunan beyaz yağ dokusundaki gibi büyük bir yağ damlası içeren veya esmer yağ dokusundaki gibi çok sayıda küçük yağ granüllerini içeren hücre, adiposit, liposit. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Liposit. Yağ dokusunda bulunan, ya beyaz yağ dokusundaki gibi büyük bir yağ damlası içeren, ya da esmer yağ dokusundaki gibi çok sayıda küçük yağ granülleri içeren hücre. adiposit, liposit. Yağ hücresi. Yağ hücresi (biyoloji terimi).
Lipofuscin : Sinir hücrelerinin hücre gövdesindeki (perikaryon) sitoplazmasında bulunan, lizozomlar tarafından sindirilemeyen madde kalıntılarından oluşan, yaşlanmayla sayıları artan, sarı kahverengi pigment. yaşlanma pigmenti. Lipofuskin. Otofagositoz yoluyla lizozomlara alınan hücre organellerinin zarlarından köken alan doymamış yağ asitlerinin peroksidasyonu ve polimerizasyonu sonucu lizozomlarda oluşan, yaşlanmayla sayıları artan sarı kahverengi pigment, lipofuskin, yaşlılık pigmenti. Lipofusin. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yaşlanma pigmenti.
Lipofuscine : Yaşlanma pigmenti. Hücre yağı. Yaşlılık pigmenti.
Lipolysis : Yağların ayrışması. Sindirim sırasında yağların enzimler tarafından parçalanması. Yağ çözünmesi (kimya). Lipoliz. Sindirim sırasında yağların enzimlerle parçalanması; yağ depolarındaki yağın kullanılması için yağ hücrelerindeki triasil gliseritlerin parçalanması.
İngilizce Lipoids Türkçe anlamı, Lipoids eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Lipoids ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Macromolecule : Biyoloji, fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. İriözdecik. Dev molekül. İril özdecik. İril molekül. Çok sayıda monomer birimlerin veya yapı taşlarının bir araya gelmesiyle meydana gelen protein, nükleik asit, polisakkarit gibi biyopolimerler. Bir çoğuz özdeciği gibi çok büyük özdecik. Özdecik ağırlığı binleri bulan çoğuz türü özdecik. Proteinler, polisakkaritler ve diğer doğal ve sentetik polimerlerde olduğu gibi birkaç binden milyonlara uzanan molekül ağırlığına sahip çok büyük polimerik zincir yapısına sahip bir molekül. İri molekül.
Fatted : Yağlanmış. Yağ içeren. Beşli. Yağ bağlamış.
Lipoid : Yağa benzer. Gerçek yağ olmayan, fakat bir çok özelliği bakımından yağa benzeyen ve yağ çözücülerde özütlenen maddeler. Gerçek yağ olmayan, fakat birçok özelliği bakımından yağa benzeyen ve yağ çözücülerle özütlenen maddeler; steroller, steroitler gibi.
Wax : Balmumu. Mum kukla. Mum. Mumlamak. Parafinlemek. Leşmek. Ağda. Vaks. Yükselmek. Büyümek.
Fattest : Dolgun. Kilolu. Verimli. Şişkin. Besili. Kazançlı. Şişko. Tombul. En şişman.
Oil : Yağlıboya. Sıvıyağ. Yağ. Petrol. Pohpohlamak. Yağ çekmek. Yağcılık yapmak. Sıvı yağ. Yağlamak. Uzun zincirli organik asitlerin gliserinle oluşturdukları sıvı ya da katı ester. sürtünmeyi azaltma görevi yapan çeşitli özdeklere verilen ad.
Fat : Şişman. Yağ asitleri ve gliserinden oluşan, 20°c'de katı olan, organik çözücülerde çözünen kimyasal madde. Şişmanlatmak. Besiye çekmek. Yağ. Katı yağ. Tombul. Yağ asitlerinin karışık yapılı alkollerle meydana getirdiği esterler. Yağ asitlerinin gliserolle oluşturduğu bileşik. Semirtmek.
Greasy : Yapışkan. Yağcı. Kaypak. Civa gibi. (birine yapılan) yanlış veya yamuk. Yıkanmamış. Ele avuca sığmaz. Kaygan. Gresli.
Adipose : Yağla ilgili. İç yağı. Adipoz. Yağ. Yağlı (vücut). Adifos. Etin yağlı tarafı. Şişman.
Lipid : Başlıca karbon ve hidrojen atomlarından oluşan, suda çözünmeyen ancak eter, kloroform ve aseton gibi organik çözücülerde çözünebilen organik maddeler. Yağ. Yağ ve yağ benzeri maddeler. Lipit. Suda çözünmez birkaç yağ veya yağa benzer bileşikten herhangi biri (biyokimya). Polar olmayan organik çözücülerde çözünen. Alkol, eter, kloroform, benzen gibi organik çözücülerde çözünen, suda çözünmeyen yağ veya yağa benzer maddelerle karakterize olan heterojen bir grup.
Lipoids synonyms : greasier, phospholipid, fatter, fatty, triglyceride, lipide, supermolecule, fattier, oleaginous, greasiest, fattiest, greased, fatties, dauby, fating.

Bu kısımda Lipoids kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Lipoids ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Lipoids anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Lipoids ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.