Liquidity trap türkçesi Liquidity trap nedir

  • Para miktarının arttırılmasının döviz kuru oranını etkilemediği durum (ekonomi).
  • İktisadi karar birimlerince faiz oranlarının düşebileceği en düşük düzeye indiğinin düşünüldüğü ve para sunumunu artırarak faiz oranlarını daha fazla düşürmenin mümkün olmadığı, diğer bir deyişle spekülasyon güdüsüyle para isteminin sonsuz olduğu durum.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Likidite tuzağı.

Liquidity trap ingilizcede ne demek, Liquidity trap nerede nasıl kullanılır?

Liquidity : Bir varlığın hızlı ve kolay bir biçimde nakde çevrilebilme derecesi. Değerinde önemli bir azalma olmadan varlıkların kolayca ya da ivedilikle paraya çevrilebilme niteliği. Sıvılık. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Akışkanlık. Paraya çevrilir değer. Likidite.

Trap : Bir alıcıdaki istenmeyen ünlemleri eleyen ya da yok eden soğurum süzgeci. boşluk oluşturan emmeçlerde, yayınan yağ ya da cıva uçuklarını soğutup yoğuşturarak tutan düzenek. Kapana kıstırmak. Katmansal ya da yapısal bir engelin bulunması yüzünden, bir hazne kayaç içindeki petrol ya da gazların tutulduğu yer. Ata süslü koşum takımı geçirmek. Tuzağa düşürmek. Kapan kurmak. Yer kapağı. Sahnede yerde bulunan kapak. bu, kimi kez, asansör biçimindedir. alçalıp yükselmesi, mekanik bir düzenle, ya da elektrikle yapılır. Pusuya düşürmek. Ata süslü çul örtmek.

 

Liquidity demand money supply curve : Para istemi-para sunumu eğrisi. J. hicks ve a. h. hansen tarafından geliştirilen yata-pata modelinde, para istemi ile sunumunu eşitleyen yani para piyasası dengesini sağlayan faiz oranı – gayrisafi yurtiçi hasıla bileşimlerinin geometrik yeri.

Liquidity preference function : Para istemiyle faiz oranı arasındaki ilişkiyi açıklayan fonksiyon. Likidite tercihi fonksiyonu.

Liquidity premium : Likidite primi. Aynı miktar ve özelliklere sahip iki taşınır değer arasındaki likidite farklılıklarından kaynaklanan fiyat farkı. uzun vadeli fon sağlamak için likiditesi düşük taşınır değer satan borçlunun ödediği ek faiz.

Liquidity ratio : Döner varlıkların kısa vadeli borçlara oranı. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Bir işletmenin kısa dönemde likit varlıklarının cari yükümlülüklerine oranı biçiminde hesaplanan, kısa dönemli borçların ödenebilme gücünü gösteren ölçüt. Arıtım oranı. Eldeki değerlerin kısa süreli borçlara oranı, (likidite oranı = paralar+alacaklar+serbest taşınır mallar toplamının kısa önelli borçlara bölünmesiyle bulunur. bu oranın 1 /1 in üzerinde olması girişimin kısa önelli borçlarının tamamının para ve ivedilikle paraya çevrilebilen değerlerle karşılanabileceğini gösterir). Likidite oranı. Likidite rasyosu. Bir bankada mevcut olan nakit para ile o bankaya yatırılan para miktarı arasındaki oran.

İngilizce Liquidity trap Türkçe anlamı, Liquidity trap eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Liquidity trap ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

A shift in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

Liquidity trap synonyms : a pass through certificate, a shift in demand, ability rent, a change in supply, a shift in individual demand, a group shares.