Listener türkçesi Listener nedir

  • Dinleyen.
  • Sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır.
  • Dinleyici.
  • Söylenen ya da çalınan şeyi dinleyen kişi.
  • Dinleyen kimse.
  • Televizyon ve radyo izlencelerini işlikte ya da almaçtan izleyen kimse.
  • Söylenen ya da çalınan bir şeyi dinleyen kimse. radyo oyunlarının dinleyicisi gibi.

Listener ile ilgili cümleler

English: He is a good listener but a poor speaker.
Turkish: İyi bir dinleyici fakat kötü bir konuşmacı.

English: Be a good listener.
Turkish: İyi bir dinleyici olun.

English: Ali says I'm a good listener.
Turkish: Ali iyi bir dinleyici olduğumu söylüyor.

English: I want to become a good listener.
Turkish: İyi bir dinleyici olmak istiyorum.

English: Ali is a good listener.
Turkish: Ali iyi bir dinleyicidir.

Listener ingilizcede ne demek, Listener nerede nasıl kullanılır?

Udp listener ports : Kva dinleyici bağlantı noktaları. Udp dinleyici bağlantı noktaları.

Pirate listener : Korsan dinleyici.

Listeners : Dinleyen kimse. Dinleyici.

Listened : Kulak asmak. Dinlemek.

Glistened : Kesik kesik parlamak. Parlamak. Parıltı. Kıvılcım. Parlama. Işıldamak. Pırıldamak. Pırıltı. Parıldamak.

Listen for : Dikkat etmek. Kulak vermek. Dinlemek. Kulak kesilmek.

Listen out : Kulak vermek.

Listening : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Dinleyiş. Dinleyen. Dinleme. Bir sesin, seslendirme ya da okuma sırasında, denetim amacıyla izlenmesi. ses kaynağından çıkan sesin izlenmesi. Dinliyor.

 

Listen to : Dinlemek. Kulak vermek.

Listen : Dinle. Kulak asmak. Kulak verme. Dinlenmek. Dinleme. Dinlemek.

İngilizce Listener Türkçe anlamı, Listener eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Listener ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hearers : Duyan kimse.

Beholder : Bakan kimse. Seyreden. Seyirci.

Audience : Mahkemede konuşma özgürlüğü. Okuyucu veya dinleyici kitlesi. İzleyiciler veya dinleyiciler topluluğu. Duruşma. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Resmi görüşme. Aynı yerde, bir oyunu başkalarıyla birlikte seyreden kişi. İzlerçevre. İzleyiciler.

Listening : Dinleme. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Dinliyor. Dinleyiş. Bir sesin, seslendirme ya da okuma sırasında, denetim amacıyla izlenmesi. ses kaynağından çıkan sesin izlenmesi.

Observer : Gözcü. Gözetmen. Gözleyici. Rasıt. İtaat eden kimse. Ölçünlü yordamlar ve nicelleştirici araçlar kullanarak gözlem saptamalarını bilimsel bilgiye dönüştüren, kişi. Kurallara uyan kimse. İzleyici. Gözlem. Ayaktopu oyunlarını ve görevlileri izlemekle görevlendirilmiş kişi.

Perceiver : Algılayan.

Sniffer : Burundan uyuşturucu çeken kimse. Burundan nefes alan. Burnunu çeken. Yoklayıcı. Burun (argo terim). Burundan hava alan. Soluyarak uyuşturucu madde alan kimse. Burnunu çeken kimse. Belli bir maddenin varlığını saptamak için kullanılan cihaz.

Sniffers : Belli bir maddenin varlığını saptamak için kullanılan cihaz. Burnunu çeken kimse. Burundan uyuşturucu çeken kimse. Burundan nefes alan. Burnunu çeken. Burun (argo terim). Soluyarak uyuşturucu madde alan kimse. Yoklayıcı. Burundan hava alan.

 

Attender : Katılımcı. Hizmet eden. Eşlik eden. Servis yapan. Yardım eden. Eşlik eden kimse.

Listener synonyms : listeners, auditor, hearer, percipient, listenings, open eared, eavesdropper, hearkener.

Listener ingilizce tanımı, definition of Listener

Listener kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A hearkener. One who listens.