Listened türkçesi Listened nedir

Listened ile ilgili cümleler

English: Ali hasn't listened to the song yet.
Turkish: Ali henüz şarkıyı dinlemedi.

English: Ali listened for a minute.
Turkish: Ali bir dakika boyunca dinledi.

English: Ali closed his eyes and listened to the music.
Turkish: Ali gözlerini kapayıp müziği dinledi.

English: Ali listened attentively.
Turkish: Ali dikkatlice dinledi.

English: Ali listened carefully.
Turkish: Ali dikkatle dinledi.

Listened ingilizcede ne demek, Listened nerede nasıl kullanılır?

Glistened : Kesik kesik parlamak. Işıldamak. Pırıltı. Parıldamak. Pırıldamak. Parıltı. Parlama. Kıvılcım. Parlamak.

Listener : Dinleyen kimse. Dinleyici. Söylenen ya da çalınan şeyi dinleyen kişi. Televizyon ve radyo izlencelerini işlikte ya da almaçtan izleyen kimse. Dinleyen. Sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Söylenen ya da çalınan bir şeyi dinleyen kimse. radyo oyunlarının dinleyicisi gibi.

Listeners : Dinleyen kimse. Dinleyici.

Pirate listener : Korsan dinleyici.

Udp listener ports : Udp dinleyici bağlantı noktaları. Kva dinleyici bağlantı noktaları.

Listen for : Kulak vermek. Dikkat etmek. Kulak kesilmek. Dinlemek.

Listen in : Başkasının konuşmasını dinlemek. Kulak misafiri olmak. Radyo dinlemek. Ünalgı dinlemek. Telefon dinlemek. Telefonunu dinlemek.

 

Listen : Dinleme. Kulak verme. Dinle. Dinlenmek. Dinlemek. Kulak asmak.

Formerly listen : Önce dinleme.

Listen to reason : Laf dinlemek. Mantıklı düşün. Aklını başına topla. Sağduyuna kulak ver. Laftan anlamak. Mantığa kulak vermek.

İngilizce Listened Türkçe anlamı, Listened eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Listened ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Give ear : -e karşı dikkatli olmak. Kulak vermek. İlgilenmek.

Auscultates : Steteskop ile dinlemek. Steteskop ile muayene etmek.

Hark : İşitmek. Kulak vermek. Sus. Dur.

Take heed of : Önem vermek. Kulak vermek. Dikkat etmek. Aldırmak. Önemsemek.

Follows : Uymak. Takip etmek. İzlemek. Sonucu olmak. Dolayı olmak. Sürdürmek. Sonra gelmek.

Incline : Meyletmek. Baş eğerek selamlamak. Yatırmak. Yatkın olmak. Neden olmak. Eğilimi olmak. Sapmak. Çalmak. Yöneltmek. Eğilmek.

Give an ear : Kulak vermek. Dikkatlice dinlemek. İlgilenmek.

Concentrate : Tek noktada toplamak. Bir noktaya toplamak. Derişmek. Gücü bir noktada toplamak. Toplanmak. Azotsuz öz madde. Konsantre. Derişik madde. Yoğun madde.

Heed : Aldırma. Dikkat. Sakınmak. Önem vermek. Kulak vermek. Dikkat etme. Kulak verme. Önemseme. Dikkat etmek.

Heeded : Aldırmak. Önem vermek. Dikkat etmek. Kulak vermek. Sakınmak. Önemsiyor olmak. Bakmak. Önemsemek.

Listened synonyms : attends, hear out, listen, rivet, centre, eavesdrop, harken, focus, heeding, listens, listen in, heeds, hang, followed, comprehend, center, audit, give ear to, give heed to, take heed, pore, attend, lend an ear, auscultating, hearken, give ears to, harked, advert, pay heed to, auscultate, auscultated, perceive, regard.

Listened zıt anlamlı kelimeler, Listened kelime anlamı

Disobey : Riayet etmemek. Söz dinlememek. İhlalde bulunmak. Uymamak. Karşı gelmek. İtaat etmemek. Dinlememek. -e uymamak. İtaatsizlik etmek.

Unimpaired : Bozulmamış. Zarar görmemiş. Merdiven. Hiç bozulmamış.