Aldırmak nedir, Aldırmak ne demek

"Aldırmak" ile ilgili cümle

  • "Söyledim, söyledim, bir urgan aldıramadım." - N. Cumalı
  • "Elimden aldırdım gül yüzlü yâri / Ben bir daha buldum ellere nispet" - Emrah
  • "Bademcik aldırmak. Çocuk aldırmak."
  • "Aldırma sen hemen çalış ki biraz / Çalışan ilerler, yerinde kalmaz" - E. B. Koryürek
  • "Bunca eşyayı bu küçücük eve nasıl aldırdınız."
  • "Ne yaptı yaptı, nişanlısını oraya aldırdı." - C. Uçuk

Yerel Türkçe anlamı:

Hamlatmak, yormak: Hayvanı çok sürdük, aldırmışız.

Bir türkü veya şarkıyı kendi kendine söylemek, tutturmak: Kız bir türkü aldırmış gidiyor.

Aldırmak; isabet ettirmek; eziyet çektirmek

Yüklü hayvanın bir yanı hafif, bir yanı ağır gelmek, meyletmek: Hayvan aldırıyor, tutta düzeltelim.

İki parçayı birbirine uygun hale getirmek, alıştırmak.

Yakını ölmek: Yavrımı aldırdım, nerelere giden ben gari.

Diğer sözlük anlamları:

Kaptırmak.

Aldırmak tanımı, anlamı:

Aldırma : Aldırmak işi.

Çocuk aldırmak : Kadın karnındaki bebeği hekime ameliyatla aldırmak.

Yaptırmak : Satın almak. Yapmasını sağlamak, yapmasına imkân vermek.

 

Getirtmek : Getirme işini yaptırmak.

Vücut : Var olma, varlık. İnsan veya hayvan gövdesi, beden.

Parça : Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Müzik eseri. Güzel, alımlı kız veya kadın. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Tane. Nesne. Pasaj.

Organ : Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv. Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş.

Sağlık : Sağ, canlı, diri olma durumu. Bireyin fiziksel, sosyal ve ruhsal yönden tam bir iyilik durumunda olması, vücut esenliği, esenlik, sıhhat, afiyet.

Başkası : Diğer bir kişi, herhangi bir kimse, diğeri, ötekisi.

Kaptırmak : Bir şeyin ele geçirilmesine, kapılmasına yol açmak. Vücudun herhangi bir organı, bir kaza sonucunda makine tarafından ezilmek veya koparılmak. Yanlış bir davranış sonucu birine uygun imkânı sağlamak, fırsat vermek. Elinden kaçırmak.

Sığdırmak : Bir şeyi bir kabın veya bir yerin içine aldırmak.

Önem : Bir şeyin nitelik veya nicelik bakımından değeri olma durumu, ehemmiyet.

Vermek : Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Ondan bilmek, atfetmek. Doğurmak. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Satmak. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Dayamak. Herhangi bir duruma yol açmak. Ödemek. Bırakmak veya bağışlamak. Tespit etmek. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Ayırmak, harcamak. Sahip olmasını sağlamak. Yaymak. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Kazandırmak, katmak. Cinsel yönden kendisini kullandırmak.

 

Değer : Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet.

Aldırmak ile ilgili Cümleler

  • Sanırım sonunda Mustafa Mary'yi ona yeni bir motorsiklet aldırmak için ikna edecek.
  • Bademciklerimi aldırmak zorunda kalabilirim.

Diğer dillerde Aldırmak anlamı nedir?

İngilizce'de Aldırmak ne demek? : v. pay attention, mind, take heed of, bother about, heed

Fransızca'da Aldırmak : faire prendre, faire acheter, faire chercher, faire recevoir; se soucier, donner de l'impotance; faire arracher, extirper