Paid attention türkçesi Paid attention nedir

English: He paid attention to my warning.
Turkish: O, uyarıma dikkat etti.

English: Ali paid attention to his teacher.
Turkish: Ali öğretmenine dikkat etti.

English: I paid attention to what Tom was saying.
Turkish: Ben Tom'un söylediğine dikkat ettim.

English: Ali should have paid attention to what Mary said.
Turkish: Ali Mary'nin söylediğine dikkat etmeliydi.

English: I would like to tell you about my cat, Leonidas. We would simply call him The 'Nidas for short, and he was the best cat in the world. The one who loved me most of all. The closer I paid attention to The 'Nidas, the better I felt. Unfortunately, he ran away a year ago.
Turkish: Size kedim Leonidas'dan bahsetmek istiyorum. Ona kısaca Nidas diye seslenirdik. Dünyanın en mükemmel kedisiydi. Beni en çok seven oydu. Nidas ile yakından ilgilenince daha iyi hissederdim. Ne yazık ki bir yıl önce kaçtı.

Paid : Maaşlı. Ödenen. Verginli. Ödendi. Ödenmiş. Ücretli. Paralı.

Attention : Dikkat. Duygu ve düşüncenin bir konu ya da sorun üzerinde toplanması, zihnin uyanık bulunması durumu. Kayıt. Dikkat verme. İlgi. Kur. Belli bir noktaya odaklanma. İnsanın bilme ve uygulama devinimlerini, kendiliğinden ya da istençli olarak belli bir nesne ya da eylem üzerinde toplamasını ve bu nesne ya da eylemin bilinç alanına getirilmesini anlatan bir ansal durum. İhtimam. Özen.

 

Paid for : Karşılığını ödemek. Ödemek.

Paid in : Aidatlarını ödemiş. Ödenmiş.

Paid in capital : Bir girişimin, gerçekten satılmış pay belgitleri karşılığında elde edilen anamal. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Ödenmiş sermaye. Ödenmiş anamal. Bir şirkette, taahhüt edilen şirket sermayesinin ortaklarca fiili olarak ödenmiş kısmı.

Paid off : Çıkarmak (masraf). Tamamen ödenmiş. Tamamı ödenmiş. Parasını verip kovmak. Değmek. Ödenmiş. Tamamen kapatılmış (borç). Tamamen ödemek. Hesabı kapatılmış. Acısını çıkarmak.

Sözcükler, direkt olarak Paid attention ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Give an ear : Kulak asmak. Dikkatlice dinlemek. İlgilenmek.

Bother about : Endişelenmek. Canı sıkılmak. Canını sıkmak. Üzülmek.

Care about : İlgilenmek. Hatır saymak. Umursamak. Önemsemek. Önem vermek. Hatrını saymak.

Heeded : Önem vermek. Dinlemek. Bakmak. Kulak asmak. Sakınmak. Önemsiyor olmak. Önemsemek. Dikkat etmek.

Attend : Katılmak. Dinlemek. Dikkatini vermek. Hazır bulunmak. Devam etmek. Bulunmak. Bakmak. Eşlik etmek. İştirak etmek.

Attends : Hazır bulunmak. Eşlik etmek. Hizmet etmek. Dinlemek. Beraberinde getirmek. Bakmak. Katılmak. Dikkatini vermek. Devam etmek.

Pay attentions : İlgilenmek. Dikkat etmek. Dikkatini vermek. Mühimsemek.

 

Minding : Umur. Dikkat etmek. Endişelenmek. Önemsemek. İtaat etmek. Kafaya takmak. Dikkatli olmak. Karşı çıkmak.

Harking : Sus. Dur. Dinlemek. İşitmek.

Hear : Yargılamak. Mektup almak. Haber almak. Öğrenmek. Duymak. Dinlemek. İşitmek. İfadesini almak. Dava görmek.

Paid attention synonyms : hark, pay attention, harks, harked, harkened, mind, care, attended, focus attention on, give an ear to, heeding, take heed of, harken, heed, regard, harkening, heeds, give ear to, give ear, have out, harkens.