Live in türkçesi Live in nedir

  • Yatılı.
  • Dost hayatı yaşamak.
  • Yatılı çalışmak.
  • Birlikte yaşamak (evli olmadan).
  • İşyerinde oturan.
  • İşyerinde oturmayı gerektiren (iş).

Live in ile ilgili cümleler

English: A total solar eclipse, or a complete blocking out of the Sun's light, can only be seen by those who live in the area covered by the umbra. People who live in the area of the Earth covered by the penumbra will see a partial eclipse.
Turkish: Güneş tutulması ya da güneşin ışığını tam engelleme, güneş lekesinin karanlık ortasıyla kaplanmış alanda yaşayanlar tarafından görülür. Yarı gölge tarafından kaplanmış dünya alanında yaşayan insanlar bir kısmi tutulma görecektir.

English: "Where do you live?" "I live in Tokyo."
Turkish: "Nerede yaşıyorsun?" "Tokyo'da yaşıyorum."

English: "Aren't you Mexican?" "Yes, though now I live in Argentina."
Turkish: "Sen Meksikalı değil misin?" "Evet, gerçi şimdi Arjantin'de yaşıyorum."

English: 98% of hungry people live in developing countries.
Turkish: Aç insanların % 98'i gelişmekte olan ülkelerde yaşar.

English: According to Tom, Mary used to live in Boston.
Turkish: Tom'a göre, Mary Boston'da yaşıyordu.

Live in ingilizcede ne demek, Live in nerede nasıl kullanılır?

Live : Elektrik akanının geçmekte olduğunu belirtir deyim. elektrik tehlikesine karşı uyarı. İkamet etmek. Naklen. Akım açık. Oturmak. Hayatta kalmak. Beslenmek. Yaşamak. Geçinmek. Geçirmek.

 

In : De. İçeriye. Gelmiş olan. Halinde. İçine. Da. Tutulan. Olarak. İktidardaki. İç.

Live in luxury : İyi hayat sürmek. Kont gibi yaşamak. Lüks içinde yaşamak. Saltanat sürmek. Para kaygısı olmadan yaşamak. Rahat yaşamak.

Live in sin : Nikahsız birlikte yaşamak. Dost hayatı yaşamak. Nikahsız olarak beraber yaşamak.

I live in san juan : Evim san juan'da. Ben san juan'da yaşıyorum. Ben san juan'da oturuyorum.

Live a double life : İki hayat yaşamak. Çifte hayat yaşamak. İkiyüzlü bir hayat yaşamak.

İngilizce Live in Türkçe anlamı, Live in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Live in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Live in sin : Nikahsız olarak beraber yaşamak. Nikahsız birlikte yaşamak.

Boarding student : Yatılı öğrenci. Leyli.

Boardings : İlan tahtası. Gemiye binme. Lojman. Tahtalayarak. Tahta parmaklık. Tahta kaplı. Yiyecek içecek. Tahta kaplama.

Sleep in : Yatılı olmak. Uyuyakalmak. Uykudan geç kalkmak. Otomatik hazır bekleme konumu. Evde kalmak (gece).

Boarder : Pansiyoner. Yatılı öğrenci. Gemi. Geceleri de okulda ya da okula bağlı bir yurtta kalan ve orada yiyip içen öğrenci. İkinci müstecir. Uçak yolcusu. Gemiye binen. Gemide ya da uçakta bulunan.

Bit on the side : Eşine sadık olmayan. Metresi olmak. Eşini veya sevgilisini aldattığı kimse veya metres. Dostu olmak.

Boarding : Gemiye binme. Tahta kaplama. Tahtalayarak. Parmaklık (tahta). Yiyecek içecek. Lojman. İlan tahtası. İçecek. Rampa. Tahta parmaklık.

Boarders : Uçak yolcusu. Yatılı öğrenci. Gemide ya da uçakta bulunan. Gemi. İkinci müstecir. Pansiyoner. Kiracının kiracısı. Gemiye binen.