Living room türkçesi Living room nedir

Living room ile ilgili cümleler

English: Ali is in the living room watching cartoons with the kids.
Turkish: Ali çocuklarla birlikte oturma odasında çizgi filmler izliyor.

English: Ali is in the living room watching TV.
Turkish: Ali oturma odasında TV izliyor.

English: Ali is in the living room watching an old movie.
Turkish: Ali oturma odasında eski bir film izliyor.

English: Ali and Mary are sitting in the living room talking.
Turkish: Ali ve Mary oturma odasında oturup konuşuyorlar.

English: Ali and Mary finished their meal and then went into the living room to watch TV.
Turkish: Ali ve Mary yemeklerini bitirdiler ve sonra TV izlemek için oturma odasına gittiler.

Living room ingilizcede ne demek, Living room nerede nasıl kullanılır?

Living : Geçerli. Geçim. Hayat. Yaşama. Geçinme. Yaşayan. Geçinmek. Kullanılan. Sağ.

Room : Oturmak. Yer. Bir yapının, özellikle bir evin, oturmak, çalışmak, yatmak gibi eylemlere yarayan gözelerinden her biri. Mekan. Boş yer. Apartman. Mahal. Neden. Fırsat. Kalmak.

Living account : Hareketli hesap. Canlı hesap. Devinimli sayışım. Yatırım ve çekimleri gereği genel görüntüleri bakımından canlı ve devinmeli sayışımlar.

Living allowances : Yeme-içme ve barındırma giderleri. Geçim parası. Görevli ve işçilerin işyerlerinde ya da işyeri dallarındaki yeme, içme ve barındırılmalarıyla, tedavi, ilaç, güvence ve emekli kesenekleri, giyimleri ve benzerlerini kapsayan giderler.

 

Living and other : Sabit ve diğer.

Living being : Canlı. Canlı varlık.

İngilizce Living room Türkçe anlamı, Living room eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Living room ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hippodromes : Sirk. At yarışları alanı. Gösteri salonu. Tiyatro salonu. At meydanı. Atmeydanı. Koşu alanı. Hipodrom.

Drawing room : Misafir odası. Üç kişilik kompartman. Konuk odası. Kabul. Kabul odası. Kabul salonu. Misafir karşılama odası. Çizim odası.

Chalone : Bir organın faaliyetini yavaşlatan iç salgı. Kalon.

Hall : Üniversite binası. Hol. Yemekhane. Konak. Geniş oda. Yurt. Toplantı salonu. Oturma salonu. Antre.

Auditorium : Konferans salonu. Seyir yeri. Toplantı salonu. Dinleme salonu. Seyircilerin oturup oyun ya da gösteri seyrettikleri kapalı ya da açık yer. Sinemanın, film gösterimini izleyenlere ayrılmış, sıra koltuklu, önde görüntülük, arkada gösterim odacığı, yanlarda çıkış kapıları, üstte balkonları bulunan geniş yeri. Dinleti salonu. Seslendirme işliği. Seslendirme, sonradan seslendirme, sözlendirme, vb. çalışmaların yapıldığı, ses geçirmez, sesdağılımı düzgün salon.

Hippodrome : At yarışları alanı. At meydanı. Koşu alanı. Atmeydanı. Tiyatro salonu. Gösteri salonu. Dans salonu. Sirk. Hipodrom.

Sitting room : Oturacak yer.

Halls : Antre. Konak. Tennessee eyaletinde yerleşim yeri. Hol. Kabul salonu. Yemekhane. Yurt. Koridor.

 

[#divan Divans] : Tütün ve kahve içilen oda. Meclis. Divan. Sedir. Şairin tüm şiirleri. Büyük meclis.

Parlor : Oda kasa. Görüşme salonu. Tek tip ürün satan veya bir alanda hizmet sunan dükkan veya işyeri. Küçük kasalı akustik gitar gövdesi ve bu tür gövdeye sahip akustik gitar. Küçük salon.

Living room synonyms : lounge, parlour, morning room, divan, parlors, chalones, parlours, lounges.