Locks türkçesi Locks nedir

Locks ile ilgili cümleler

English: He always locks horns with the manager.
Turkish: O her zaman yönetici ile tartışır.

English: I'd sleep better at night if we had locks on our doors.
Turkish: Kapılarımızı kilitlesek gece daha iyi uyurum.

English: Ali changed the locks on his doors.
Turkish: Ali kapılarındaki kilitleri değiştirdi.

English: Ali put new locks on all his doors.
Turkish: Ali bütün kapılarına yeni kilitler taktı.

English: Ali lives in a small town where nobody locks their doors.
Turkish: Ali kimsenin kapılarını kilitlemediği küçük bir kasabada yaşıyor.

Locks ingilizcede ne demek, Locks nerede nasıl kullanılır?

Ear locks : Kulak tokası. Her kulağın yanına takılan saç tokası (ultra-ortodoks musevilerce takılır).

Foot locks : Etek yapağısı. Bacak yapağısı.

No locks : Kilit yok.

Locksmith : Çilingir. Kilit ustası. Anahtarcı. Kilitçi.

Locksmiths : Kilit ustası. Çilingir. Kilitçi. Anahtarcı.

Brake blocks : Fren pabucu. Blok fren. Fren takozu. Sabo.

Badderlocks : Denizkadayıfı.

Airlocks : Hava geçirmez oda. Boruda akışı önleyen hava boşluğu. Hava kilitleri. Hava kilidi. Vakum kilidi. Hava valfı.

 

Lockstep : Yanaşık düzende yürüme. Her askerin adımları önünde giden askerin adımlarıyla tam olarak uyumlu olması amacıyla birbirine çok yakın oldukları yürüyüş tarzı. Herhangi bir kaba veya sert prosedür. Kortej.

Locksteps : Yanaşık düzende yürüme. Kortej.

İngilizce Locks Türkçe anlamı, Locks eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Locks ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dovetailing : Alıştırmak. Birleştirmek. Kurtağzı ile birleştirmek. Benzemek. Uyuşmak. Eksiksizce uyma.

The block : İdam kütüğü. Blok. Kapamak. Alıkoymak. Önünü kesmek. Kalıplamak. Tıkamak. Engellemek.

Intertwining : Sarmalanma. Birbirine sarma. Birbirine dolaşmak. Birbirine geçirme.

Baulking : İnat etmek. Engel. İnatla yürümemek. Engellemek. Kaçınmak. Ket. Sürülmemiş tarla. Duraksamak. Ayak diremek.

Crack a joke : Fıkra patlatmak. Güldürücü öykü anlatmak. Espri yapmak. Şaka yapmak. Espri patlatmak.

Ringlet : Saç lülesi. Pürçek. Ufak halka. Bukle. Lüle (saç için). Lüle. Halkacık.

Intertwines : Birbirini örmek. Sarılmak. Bir halatın uçları gibi birbirine sarmak. Birbirine dolaşmak. Birbirine sarmak. İç içe geçmek. Birbirine sarılmak. Örülmek.

Enlace : Dolaştırmak. Sarmak. Dolamak. Sıkıca sarmak.

Locks synonyms : sausage curl, key on, bring short, hasp, hasping, dovetailed, fasten, hairdo, aborts, intermeshed, immobilizing, hasps, coiffure, immobilises, fix, blocks, immobilise, intertangling, aborting, blow the whistle on, intermeshes, abolish, interdigitate, baulks, interlaces, fasten up, secure, padlock, fastens, crimp, chaffed, enlacing, block out.

 

Locks zıt anlamlı kelimeler, Locks kelime anlamı

Unlock : Kilidi açmak. Kilidini açmak. Kilit açmak. Açmak. Çözmek. Ortaya çıkarmak. Kilitten kurtarmak.

Unbolt : Civatasını sökmek. Cıvatasını sökmek. Sürmesiz. Cıvatayı sökmek. Kilidini açmak. Sürgü açmak. Sürgüsünü açmak. Sürgüyü açmak.

Unfasten : Çözülmek. Koyuvermek. Gevşetmek. Gevşemek. Açmak. Açılmak. Çözmek.

Locks antonyms : let go of.