Kilitlemek nedir, Kilitlemek ne demek

"Kilitlemek" ile ilgili cümleler

  • "Zehra parmaklarıyla kadehini kilitledi." - A. İlhan
  • "Bütün giyeceklerini dolaba kilitlemişler. Çocuğu bodruma kilitlemiş."
  • "Kapıyorum zannıyla kilitlemişim, diyordu." - M. C. Kuntay
  • "Hafızamı kilitlemiştim, maziyi hiç çıkaramıyordum, küflensin kalsın orada diyordum." - A. Gündüz
  • "Sırtüstü kerevete uzanarak iki elimin parmaklarını ensemde kilitledim." - R. N. Güntekin

İngilizce'de Kilitlemek ne demek? Kilitlemek ingilizcesi nedir?:

lock

Kilitlemek anlamı, tanımı:

Kilitleme : Kilitlemek işi.

Kilit : Bir yanı değirmi, öbür yanına demir çubuk geçirilmiş olan yarım halka. Atların alnından alt çenesine uzanan beyazlık. Anahtar, düğme gibi takılıp çıkarılabilen bir parça yardımıyla çalışan kapatma aleti.

Anahtar : Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Kurgu. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. Vesile, araç, vasıta.

 

Kapamak : Su, elektrik gelişini kesmek. Tıkamak, içini doldurmak. Bir açıklığı örtmek için bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek. Hava bulutlarla kaplanmak, sıkıntılı bir hâl almak. Üzerinde durmamak, bir şey üzerinde konuşmayı bırakmak. Bir şeyin görünmesine engel olmak. Karşılamak, denk gelmek. Ortalıktan alıp saklamak. Çalışamaz, görev ve iş yapamaz duruma getirmek. Geçişi engellemek. Bir yere sokup dışarı çıkmasına engel olmak, hapsetmek.

Nesne : Öznenin dışında kalan her konu, obje. Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje. Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Kilitli : Kilitlenmiş. Kilidi olan.

Karşılık : Cevap, yanıt. Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele. Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat. Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz. Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel.

Çıkıntı : Bir metni düzeltmek veya ona bir şey eklemek için satır dışına yazılan yazı, çıkma. Her şeye itiraz eden, huzursuzluk çıkaran (kimse). Kambur. Bir yüzeyde ileri doğru çıkan bölüm.

 

Sıkıca : Sıkı bir biçimde.

Tutmak : Sarmak, bürümek. Avlamak. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. İzlemek. İş görebilmek. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Varsaymak, farz etmek. Bir kimsenin yerini almak. Benimsemek, beğenmek. Bağlamak. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Bırakmamak. Uğramak. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Bir şey düşünmek. Kaplamak. Alacağa veya vereceğe saymak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Kullanmak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Hizmetine almak veya kiralamak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Bir yerde kalmasını sağlamak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Ele geçirmek, yakalamak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Yaklaştırmak. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Başlamak. Hedef olarak almak. Herhangi bir durumda bulundurmak. Denetimi ve yetkisi altına almak. İşgal etmek. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Kapatmak, sarmak. Sunmak. Sürmek, zaman almak. Ulaşmak, varmak. Beklenen sonucu vermek. Elde bulundurmak, ele almak. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak.

Kapatmak : Yayımını yasak etmek, yayımına son vermek. Bir malı değerinden aşağı bir karşılıkla elde etmek. Bir kadınla nikâhsız yaşamak. Kapamak. Bitirmek, unutturmak, söz edilmesini engellemek. Herhangi bir yerin bütün masraflarını üstlenip başkalarını içeri almadan isteği doğrultusunda eğlenmek.

Kilitlemek ile ilgili Cümleler

  • Ali her zaman kapısını kilitlemek için dikkat eder.
  • Küçük bir çocuğu odasına kilitlemek bir zulüm hareketidir.
  • Bu kapıyı kilitlemek zorundayım.

Diğer dillerde Kilitlemek anlamı nedir?

İngilizce'de Kilitlemek ne demek? : v. lock, lock up, fasten, close, make fast, fasten up, fence in, interlock, key, turn the key, key in, key on, shut up

Fransızca'da Kilitlemek : fermer à clef

Almanca'da Kilitlemek : v. abschließen, einschließen, einsperren, schließen, verschließen, versperren, zusperren

Rusça'da Kilitlemek : v. замыкать, запирать, сцеплять, замкнуть, сцепить