Closes türkçesi Closes nedir

Closes ile ilgili cümleler

English: If the door doesn't fit, you might have to shave off a bit of the wood until it closes properly.
Turkish: Kapı uymuyorsa, düzgün şekilde kapanana kadar ahşabı biraz rendelemek zorunda kalabilirsin.

English: According to John, the bank closes at 3 p.m.
Turkish: John'a göre, banka saat üçte kapatır.

English: Ali closes his eyes when he kisses.
Turkish: Ali öpüşürken gözlerini kapar.

English: Gate closes 20 minutes before departure.
Turkish: Kapı ayrılmadan 20 dakika önce kapatılır.

English: Ali closes his eyes when he swims underwater.
Turkish: Ali su altında yüzerken gözlerinin kapatır.

Closes ingilizcede ne demek, Closes nerede nasıl kullanılır?

Discloses : Meydana çıkarmak. Ortaya çıkarmak. Açığa vurmak. Sır vermek. Göstermek. Açmak. İfşa etmek. Tebliğ etmek. Keşfetmek. Açığa çıkarmak.

Encloses : Etrafını çevirmek. Kapatmak. Çevirmek. Kapsamak. Kuşatmak. Çevrelemek. Çevirmek (duvar veya çit vb ile). Hapsetmek. İliştirmek. Çit ile çevirmek.

Forecloses : Bir hakkı kaldırmak. Parayı ödemediği için ipotekli malı sahibinin elinden almak. Menetmek. Önlemek. Zamanından önce yapmak. Yasaklamak. Rehni paraya çevirme. Engel olmak. Engellemek. Yasal bir hakkı kaldırmak.

 

Incloses : Çevirmek. İçermek. Hapsetmek. Çevrelemek. Kuşatmak. Sarmak. Kapsamak. Etrafını çevirmek. Kapatmak. Kapamak.

Uncloses : Açıklamak. Açığa vurmak. Açılmak. Açmak.

Close an account : Bir hesap kapatmak. Bir hesabı kapatmak. Hesap kapatmak. Hesabı kapatmak.

Close a window split : Yarım pencereyi kapat.

Close all : Tümünü kapat.

Close a bank account : Banka hesabını kapamak.

Close annealing : Kapalı tavlama.

İngilizce Closes Türkçe anlamı, Closes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Closes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Vesture : Elbise. Giydirmek. Kılık. Örtü. Giysi.

Interlocks : Bağlamak. Birbirine bağlamak. Birbirine kenetlemek. Kenetlenmek. Birbirine bağlama. Kenetlemek. Birbirine kenetlenmek. İç içe geçmek. Birbirine bağlanmak.

Agree with : Bağdaşmak. (alınan karara vb) sıcak yaklaşmak. İle mutabık kalmak. Aynı fikirde olmak. Hemfikir olmak. Yaramak. Katılmak. Tetabuk etmek. Aynı görüşte olmak. Uymak.

Blind : Kör etmek. Hiç görmeyen ya da bütün düzeltmelere karşın iki gözündeki görme gücü, onda birden aşağı olan, bu nedenle eğitim ve öğretim etkinliklerinde görme gücünden yararlanamayan kimse. Pusu. Jaluzi. Alem. Saklamak. Göz almak. Stor. Köreltmek.

Called off : Durdurmak. Listeden yüksek sesle okumak. İptal etmek. Söylemek. Sona erdirmek. Yüksek sesle okumak. Yasaklamak. Sınırlamak. Feshetmek.

Abridges : Kısmak. Mahrum etmek. Azaltmak. Kısaltmak (yazılı bir eseri). Tenkis etmek. Kısaltmak. Özetlemek.

Accomplishes : Yerine getirmek. Sonuçlandırmak. Almak (yol, zaman). Üstesinden gelmek. Başarı elde etmek. Tamamlamak. Başarıyla tamamlamak. Başarmak. Yapmak.

 

Buying up : Stoklamak. Tümünü satın almak. (başka bir firmayı) satın alma.

Close in on : Kuşatmak. Etrafını çevirmek.

Be at one with : Biriyle uyum halinde olmak. Bir kimseyle barışık olmak. Uyum içinde olmak. Aynı şeyleri düşünmek. Aynı fikirde olmak. -ile anlaşmak. Biriyle uyuşmak. Aynı bakış açısına sahip olmak.

Closes synonyms : walk to, circumferent, appressed, close together, adpressed, article of clothing, bear down on, chucked, block, hasp, chuck, block up, abrogate, bust up, amputates, come to an arrangement, abridge, bung up, accomplishing, cap, agrees, be in rapport with, ambient, bargains, enveloping, confine, bolts, converge, approach, interlock, buries, coop in, hand to hand.

Closes zıt anlamlı kelimeler, Closes kelime anlamı

Distant : İlgisiz. Hafif. Irak. Samimiyetsiz. Mesafeli. Uzaktan. Uzakta. Soğuk. Uzak. Irak (yer).

Open : Serbest. Bilgisayar, gitar alanlarında kullanılır. Kısık olmayan (ses). Karara bağlanmamış. Açık (kapı). Bildirmek. Hiçbir perdeye basılmaksızın tellerin açık bırakıldığı veya tüm tellerin herhangi bir perdeden tek parmakla kapatıldığı durumlarda bile sık kullanılan akorların elde edilebildiği akortlama biçimi. Genişletmek. Açmak. Açık.