Lose weight türkçesi Lose weight nedir

Lose weight ile ilgili cümleler

English: Ali wants to know how he can lose weight quickly and safely.
Turkish: Ali hızlı ve güvenli şekilde nasıl kilo verebileceğini bilmek istiyor.

English: How can I lose weight quickly?
Turkish: Nasıl çabucak zayıflayabilirim.

English: Ali began to try to lose weight a few months ago.
Turkish: Ali birkaç ay önce kilo vermek için uğraşmaya başladı.

English: He wants to know how he can lose weight safely.
Turkish: O, tehlikesi olmadan nasıl kilo verebileceğini bilmek istiyor.

English: Ali wants to know how he can lose weight quickly.
Turkish: Ali çabucak nasıl zayıflayabileceğini bilmek istiyor.

Lose weight ingilizcede ne demek, Lose weight nerede nasıl kullanılır?

Lose : Heba etmek. Şaşırmak. Geri kalmak (saat). Geri kalmak. Kazanamamak. Azıtmak. Kaçırmak. Kaybetmek. Mağlup olmak. Zayi etmek.

Weight : Yük. Tartmak. Değer. Gülle. Ölçmek. İtibar. Ağırlaştırmak. Bir ölçme sürecinde belli sınar ve terimlerin, göreli konumunu ya da nicel payını gösteren sayısal değer. Çatıyı gergin tutmada kullanılan ağırlık. sahnede bir şeyi gergin tutmak için kullanılan ağırlık gereci. tiyatro konuşmasında ünsüz harflerin ortaya çıkmasıyla organların tembelliğinden doğan durum. Sıkıntı.

 

Lose a vote of confidence : Güvenoyu almamak.

Lose control : Hakimiyeti kaybetmek. Kontrolünü kaybetmek. Kontrolü kaybetmek.

Lose count : Sayısını unutmak. Hesabını şaşırmak.

Lose face : Yüzü kalmak. Rezil rüsva olmak. Mahçup olmak. Rezil olmak. Yüzü kalmamak. İtibarını kaybetmek. Küçük düşmek. Bozum olmak. Şerefini kaybetmek. Saygınlığını yitirmek.

İngilizce Lose weight Türkçe anlamı, Lose weight eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lose weight ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pines : Erimek. Burnunda tütmek. Özlemek. Derdinden tükenmek.

Languish : Durgunlaşmak. Güçsüzleşmek. Hali kalmamak. (ticaret) durgun gitmek. Dert etmek. İsteksiz olmak. Üzülmek. Ruhsuzlaşmak. Cansızlaşmak.

Fade : Kaçmak. Soldurmak. Sıvışmak. Rengi solmak. Açmak. Zincirlemek. Zayıflatmak. Solmak. Unutulup gitmek. Açılma - kararma.

Droop : Aşağı düşmek. Öne eğmek. Üzülmek. Eğmek. Sarkıtmak. Düşmek. Solmak. Ümidini yitirmek. Hali kalmamak. Sarkmak.

Flow : Akım. Bastırmak. Akıntı yapmak. Akıcı özelliği olan özdek ya da erkenin yer değiştirme olayı. Dökülmek (elbise veya kumaş vb belirli bir şekilde). Akıntı. Dolaşmak (kan vb). Akış. Basmak.

Ebb : Düşmek. Bozulmak. Gelgitte kabarma olayının karşıtı, bk. kabarma, çekilme akıntısı. Alçalma. İnmek. Azalmak. Alçalmak. (deniz) çekilmek. Çekilme.

Distils : Özünü almak. Damıtmak. Özünü çıkarmak. İmbikten çekmek. İmbikten geçmek. Saflaştırmak. Biçimlenmek. Damlatmak. Damla damla akıtmak.

 

Fine off : Aşınmak.

Distil : Özünü çıkarmak. Damla damla akıtmak. İmbikten çekmek. Saflaştırmak. Biçimlenmek. İmbikten çekilmek. İmbikten geçmek. Taktir etmek. Özünü almak.

Lose weight synonyms : emulge, decay, slimmed, pining, faint, drain, slenderizing, distill, slim, refine, declines, declined, decays, get thinner, slenderize, floats, become slimer, languishes, pine away, floated, float, pine, be filtered, become bony, go into a decline, lost weight, become thin, get weak, slenderized, reduce weight, fine down, slenderizes, ail.