Lottery türkçesi Lottery nedir
Lottery ile ilgili cümleler
English: Ali bought a lottery ticket.
Turkish: Ali bir piyango bileti satın aldı.
English: Ali couldn't believe that he had just won the lottery.
Turkish: Ali az önce piyangoyu kazandığına inanamadı.
English: My mother prefers the arbitrary selection of the lottery machines over my lucky numbers.
Turkish: Annem benim şanslı numaralarımdansa loto makinesinin keyfi seçimini tercih eder.
English: Many people buy lottery tickets with the dream of immediately becoming wealthy.
Turkish: Birçok insan hemen zengin olmak hayaliyle piyango bileti alır.
English: Ali didn't tell anyone that he'd won the lottery.
Turkish: Ali piyango kazandığını kimseye söylemedi.
Lottery ingilizcede ne demek, Lottery nerede nasıl kullanılır?
Lottery bond : İkramiyeli bono. İkramiyeli tahvil. İkramiyeli tahviller. Tahvil satışını özendirmek amacıyla faiz ve erken satış primine ek olarak satın alanlara ikramiye veren tahvil.
Lottery sampling : Adçekme örneklemesi. Kura örneklemesi.
Lottery ticket : Piyango bileti. Talih oyununa katılma hakkı veren belge. Piyango belgesi.
Came up in the lottery : Rastgele olma. Rastgele görünme. Rastgele ortaya çıkma.
Directorate of the national lottery : Milli piyango müdürlüğü.
Blotters : Karakol kayıt defteri. Kurutma kağıdı. Gündelik hesapları içeren defter. Sümen. Kayıt defteri. Günlük olay kaydı. Not defteri.
Bench blotter : Kriminal kayıt. Suç kaydı. Sabıka kaydı. Adli sicil kaydı. Geçmiş mahkumiyetlerin resmi kaydı.
Lotteries : Piyangolar. Piyango.
Blotter : Bir parça kurutma kağıdı. Kayıt defteri.
Won the lottery : Büyük bir miktar para kazandı. Piyangoyu kazandı. Çekilişi kazandı.
İngilizce Lottery Türkçe anlamı, Lottery eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Lottery ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Adventitiousness : Devam etmeyiş. Kaza eseri olma. Rastlantı eseri olma. Şekil değiştirme.
Dispensation : İdare. Genel kuralın dışına çıkabilme izni. Muafiyet. Hariç tutma. Dağıtım. Af. Dağıtma. Özel izin. Dönem (bir dinin etkili olduğu). Yazgı.
Fatal : Öldürücü. Kaderde olan. Kötü. Onulmaz. Ölümle biten. Kaçınılmaz. Ölümcül, ölümle sonuçlanan, öldürücü. vahim. Ölüme yol açan, ölümle sonuçlanan, öldürücü. Ölümcül. Mahvedici.
Concurrences : Elbirliği. Aynı zamana rastlama. Uyuşma. Zamanlaması rastlama. Söz birliği. Fikir birliği. Uygun görme. Kesişim. Eş zamanlılık.
Numbers : Sayılar. Sayı ile gösterilen değerler. üremin sayışımında gün toplamı üremi sayışılacak para (belgit tutarı) ile yargılanarak bulunan sayı. Eski ahitte dördüncü kitap (incil). Sayı. Çokluk. Şiir.
Conjunctions : Birleşme. Konjonksiyon. Bağlaç. Bağlaçlar.
Conjunction : Birleşim. Birlikte. Bağlaşım. Söz içinde birden çok kelimeyi kelime grubunu veya cümleyi birbirine bağlayarak aralarında çeşitli yönlerden ilgiler kuran görevli kelimeler. bazı bağlaçlar, bağladıkları ögelerden önce veya sonra tekrarlanarak da kulanılırlar: ile, ve, de, hem hem, ne ne, de de, gerek gerekse, olsun olsun; ya, yahut, ya da, veya, ya ya, mi mi, ister ister, ama, fakat, lakin, yalnız, ancak, bununla birlikte, şu var ki, yine de, bir bir, kimi kimi, bazen bazen, kah kah , hatta, bile, üstelik yani, demek ki, böyle ki, başka bir deyimle; ki, kim; gerçekten, nitekim, halbuki, oysa; çünkü, zira; buna göre, bundan dolayı, bu sebeple, bunun üzerine bunun için öyleyse; ta ki, diye; eğer, şayet, yoksa, illa, o takdirde; aksi halde vb. örnekler: biz de güçsüzüz ama iyimseriz (kemal tahir, yol ayrımı, s. 235). arkası bana dönük olduğu için göremem ama budala gülme hep dudağındadır. (s. f. abasıyanık, bütün eserleri 2, s. 232) ya devlet başa ya kuzgun leşe. anlayışlı fakat hazırlıksız bir kimse. hem kel hem fodul. ya anlat yahut da yazılı olarak getir. demek ki, senin anlattığın kadarından da fazlaymış. teşrinler geldi, lüfer mevsimi başlayacak yahut nisandayız. boğaz sırtlarında erguvanlar açmıştır, diye düşünmek, yaşadığımız anı efsaneleştirmeye yetişir. (a. h. tanpınar, beş şehir, s. 145). ne bir ayak sesi hanın boş, loş, sessiz, ölü sofalarında gezindi, ne de bir kapı gıcırtısı duydum (s. f. abasıyanık, bütün eserleri, s. 181). zengin mi fakir mi bilmiyorum o mu yoksa öteki mi gelecek on yedisinde ya var, ya yoktu. (y. kemal, ortadirek, s. 358). Bilgisayar, gramer alanlarında kullanılır. Birlik. Aynı zamanda yer alma. Birleşme.
Flukier : Şansa bağlı. Kararsız. Dönek. Şans.
Lottery synonyms : numbers racket, numbers pool, lucky dip, numbers game, chance meeting, fortuity, accident, raffled, fates, fatalities, coincidence, game of chance, raffles, lotteries, fate, raffling, foreordainments, contingents, concurrence, raffle, tombola, by coincidence, fortuities, destiny, foreordainment, sweepstake, fortuitously, stroke, accidentalness, coincidences, contingencies, doom, chances.
Lottery ingilizce tanımı, definition of Lottery
Lottery kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A scheme for the distribution of prizes by lot or chance. Esp., a gaming scheme in which one or more tickets bearing particular numbers draw prizes, and the rest of the tickets are blanks. Fig.: An affair of chance.

Bu kısımda Lottery kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Lottery ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Lottery anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Lottery ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.