Loud türkçesi Loud nedir

Loud ile ilgili cümleler

English: Ali screamed as loud as he could.
Turkish: Ali elinden geldiği kadar yüksek sesle çığlık attı.

English: Ali can't stand loud music.
Turkish: Ali yüksek sesli müziğe katlanamaz.

English: Ali doesn't like clubs where there is loud music.
Turkish: Ali yüksek sesli müziğin olduğu kulüpleri sevmiyor.

English: Ali doesn't like loud music.
Turkish: Ali yüksek sesli müziği sevmez.

English: A loud noise made him jump.
Turkish: Şiddetli gürültü onu hoplattı.

Loud ingilizcede ne demek, Loud nerede nasıl kullanılır?

Loud hailer : Megafon. Hoparlör.

Loud noise : Şiddetli gürültü. Gürültü. Yüksek ses.

Loud voiced : Yüksek sesli.

As loud as : Kadar gürültülü.

For crying out loud : Tanrı aşkına. Canına yandığımın.

Loudens : Yükselmek (ses vb). Yükselmek. Yükseltmek.

Loudest : Parlak. En gürültülü. Gürültülü. Yüksek. Kaba.

Giggling out loud : Kahkahayla gülmek. Kıkır kıkır gülmek. İşitilebilecek şekilde gülmek.

Louden : Yükselmek (ses vb). Yükselmek. Yükseltmek.

Laughing out loud : Yüksek sesle gülme. Kahkahalarla gülme.

 

İngilizce Loud Türkçe anlamı, Loud eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Loud ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Gigantesque : Kocaman. Dev kadar büyük. Tumturaklı. Devasa. Dev gibi. Boyut veya büyüklük olarak muazzam.

Meretricious : Gösterişli. Süslü püslü. Cafcaflı. Adaba aykırı. Ahlaksız. Edepsiz. Gayriahlaki. Sahte güzel.

Exclamatory : Ünlemle ilgili. Ünlem niteliğinde olan. Ünlem belirten.

Fondler : Düşkün. Merak. Fazla müsamahakar. İptila. Seven. Meraklı. Deli. Aşırı. Aşık.

Tasteless : Yavan (yemek). Tadı tuzu yok. Lezzetsiz. Yavan. Tadı olmayan. Midesiz. Tat alma yeteneği olmayan. Uygunsuzluk. Tatsız. Zevksiz.

Jangly : Kulağı tırmalayan. Sinir bozucu. Rahatsız edici bir şekilde (ses). Uyumsuz. Sinirli bir şekilde. Gıcırdayarak. Rahatsız edici. Madeni sesi olan.

Bright : Işıltılı. Görkemli. Uyanık. Şanlı. Parlayan. Zeki. Berrak. Akıllı. Aydınlık.

Phonic : Sesle ilgili. Sese ait. Ses özelliğinde olan. Ses. Fonik. Sesçil.

Knockabout : Kaba ve dayanıklı. Sapasağlam.

Soniferous : Ses üreten. Ses ileten. Ses çıkartan.

Loud synonyms : loud mouthed, trumpet like, harsh voiced, fonder, artless, grandiose, beastly, beastlier, flash, fond, hearable, blasting, noisiest, brightest, tumultuary, violent, argute, brassier, audibly, frilly, fonding, penetrative, declamatory, out loud, boisterously, jazz, heftier, haute, glaring, beaming, clarion, sonants, buoyant.

Loud zıt anlamlı kelimeler, Loud kelime anlamı

Softness : Hilm. Yumuşaklık. Uysallık. Rıfk. Cıvıklık. Gevşeklik. Sevecenlik. Tatlılık. Hilmiyet.

Soft : Asude. Yıkamaya elverişli. Müşfik. Sevgi dolu. Fazla hoşgörülü. Cıvık. Deli. Kolay. Alkolsüz. Sevecen.

 

Quiet : Kuytu. Susmak. Uslu. Kandırmak. Dinlendirici. Bir çevirime başlanacağı sırada düzlükte bulunanları uyarma komutu. Huzur veren. Sessizlik. Susunuz. Yatışmak.

Loud antonyms : inaudible, tasteful.

Loud ingilizce tanımı, definition of Loud

Loud kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Having, making, or being a strong or great sound. Loud thunder. Loudly. As, a loud cry. Noisy. Striking the ear with great force. With loudness.