Lunch türkçesi Lunch nedir

Lunch ile ilgili cümleler

English: After lunch we have two more classes.
Turkish: Öğle yemeğinden sonra iki dersimiz daha var.

English: Ali and Mary eat lunch together every day.
Turkish: Ali ve Mary her gün birlikte öğle yemeği yerler.

English: Ali and Mary are having lunch in the cafeteria.
Turkish: Ali ve Mary kafeteryada öğle yemeği yiyorlar.

English: Ali and Mary ate lunch outside.
Turkish: Ali ve Mary öğle yemeğini dışarıda yediler.

English: After having a lunch I feel like to sleep.
Turkish: Öğle yemeğini yedikten sonra uyuyasım geldi.

Lunch ingilizcede ne demek, Lunch nerede nasıl kullanılır?

Lunch counter : Büfe. Amerikan bar tarzı ufak amerikan restaurantı.

Lunch hour : Öğle tatili.

Bag lunch : Evden getirilmiş yemek. Evde hazırlanıp getirilmiş öğle yemeği. Evden getirilmiş öğle yemeği. Evde hazırlanıp getirilmiş yemek. Farklı bir yerde yenmek üzere paketlenmiş hafif akşamüstü yemeği. Kesekağıdında öğle yemeği.

Basket lunch : Piknik.

Be out to lunch : Öğle yemeği için dışarı çıkmak. Aklı başka yerde olmak. Tuhaf davranmak. Aptalca davranmak. Öğle yemeği yemeye çıkmış olmak. Aklı yerinde olmamak. Kafası pek çalışmamak.

Naked lunch : Çıplak yemek. David cronenberg tarafından yönetilen 1991 yapımı film. Yalın akşam yemeği. William burroughs'un 1959 yılında yazdığı roman.

 

Early lunch : Erken öğle yemeği.

Quick lunch : Çabuk öğle yemeği. Hızlı öğle yemeği.

Free lunch : Bedava sunulan bir mal veya hizmetin bedelinin bir biçimde, başka birilerine ödettirilmesi. Avanta bedeli.

Closed for lunch : Öğle yemeği için kapalı.

İngilizce Lunch Türkçe anlamı, Lunch eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lunch ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Tiffin : Ohio eyaletinde şehir. Hafif yemek. İowa eyaletinde şehir. İkindi kahvaltısı.

Business lunch : İş yemeği.

Meal : Una benzer şey. Öğün yemeği. Elenmemiş kaba un. Öğün. Kaba un. Küspe. Yemek vakti. Sofra. Un gibi.

Lunched : Tümsek.

Dejeuner : Kahvaltı. Hafif öğle yemeği. (fransızca) kahvaltı.

Repast : Yemek. Taam. Öğün. Yemek zamanı.

Nooning : Öğle. Öğlen. Gün ortası. Öğle vakti. Öğle yemeği vakti. Öğle arası verme. Öğle istirahati. Öğlen saat on iki.

Lunches : Tümsek.

Luncheons : Öğle yemeği (davet olarak verilen). Hafif yemek.

Lunch synonyms : have lunch, lunching, luncheon, eat, noonings.

Lunch zıt anlamlı kelimeler, Lunch kelime anlamı

Starve : Mahrum etmek. Sefalet çekmek. Açlıktan gözü kararmak. Midesi kazınmak. Aç bırakmak. Aç olmak. Açlıktan kıvranmak. Kurt gibi acıkmak. Çok acıkmak. Açlıktan öldürmek.

Lunch ingilizce tanımı, definition of Lunch

Lunch kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Specifically, a light repast between breakfast and dinner. To take luncheon. A luncheon.