Lymphocytic türkçesi Lymphocytic nedir

  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • Lenfositlere ait, onlarla ilgili olan.
  • Lenfositik.
  • Lenfositer.

Lymphocytic ingilizcede ne demek, Lymphocytic nerede nasıl kullanılır?

Lymphocytic leucocytosis : Lenfositik lökositozis. Lenfositlerin yüzde oranın artışı, lenfositozis. kronik yangılarda ve ivegen enfeksiyonların iyileşme evresinde görülür.

Lymphocytic leukemeia : Lenfoid dokuların aşırı aktivasyonu ve lenfosit veya lenfoblastların çoğalmasıyla belirgin lösemi, lenfojen lösemi, lenfoid lösemi, lenfatik lösemi. Lenfositik lösemi.

Lymphocytic parathyroiditis : Lenfositik paratiroit yangısı. Paratiroit bezinde yaygın ve yoğun lenfosit infiltrasyonu, parenkim fibrozisiyle belirgin otoimmün bir hastalık. köpeklerde hipoparatiroidizmin en önemli nedenlerinden biridir.

Lymphocytic plasmacytic enteritis : Lenfositik-plazmasitik bağırsak yangısı. Köpeklerde, daha az olarak da kedi ve atlarda, birbirini takiben ve yıllarca süren ishal, kusma, emilim bozukluğu, bağırsaktan plazma kaybı, villusların lamina propriasında, kriptler arasında ve zaman zaman submukozada yoğun lenfosit ve plazma hücre infiltrasyonuyla belirgin, immün aracılı nedenlerle oluşan hastalık. bağırsak mukozasında lenfosit ve plazma hücre infiltrasyonuyla belirgin yangı, yangılı bağırsak hastalığı.

 

Lymphocytic thyroiditis : Köpekler ve maymunlarda gözlenen yaygın lenfosit infiltrasyonuyla ve fazla miktarda eozinofilik sitoplazmaya sahip oksifil hücrelerle belirgin, insanlardaki hashimoto hastalığına büyük oranda benzerlik gösteren tiroit bezi yangısı, immün aracılı tiroit bezi yangısı. köpeklerde de insanlardaki gibi poligenik özellikte kalıtsallığın söz konusu olduğu düşünülür. Lenfositik tiroit bezi yangısı.

Lymphocytopoiesis : Lenfosit yapımı. Lenfosit oluşumu. Kemik iliğinde hemositoblastus adı verilen köken hücrelerden olgun lenfositlerin oluşumu, lenfopoez, lenfositopoez. lenf foliküllerinde görülen lenfosit biçimlenmesinde antijenle uyarılan b ve t lenfositler etkinleşerek lenfoblastlara, lenfoblastlar ise mitotik aktiviteyle lenfositlere dönüşür. Lenfositopoez. Lenfositopoiez.

Lymphocyte : Akkangöze. Lenfosit. Akyuvar. Genelde organizmanın yabancı proteinlere karşı korunmasında, doku ve organ nakillerinde doku uyşmazlığı ve ret olaylarında rol oynayan, kronik yangılarda ve ivegen enfeksiyonların iyileşme evresinde sayıları artan, sitoplazmalarında granül içermeyen kan, lenf ve lenfoid dokuda bulunan bağışık cevaba katılan bir akyuvar tipi. hücresel bağışıklıkta rol alan t lenfositleri ve antikor oluşturarak humoral bağışıklıka görev alan iki tipi vardır. lenfositlerin % 2’si dolaşımdaki kanda, büyük bir kısmı ise kan yapan organlarda ve bağ dokuda bulunur. Ak kan hücresi. Akkanyuvar.

Lymphocythemia : Lenfositemi. Kanda lenfosit sayısının artışı.

Lymphocytes : Kanda ve lenfte bulunan, tek çekirdekli, küçük, renksiz, bağışıklık olaylarına giren bir kan hücresi tipi. b lenfositleri, t lenfositleri ve bu grupta sayılan doğal öldürücü hücreler (nk) oarak gruplandırılırlar. ayrıca plazma zarlarındaki reseptörlere göre ve salgıladıkları sitokinlere göre de alt gruplara ayrılırlar. lenf hücresi. Lenfositler.

 

Lymphocytose : Lenfositozis. Lenfositik lökositozis.

İngilizce Lymphocytic Türkçe anlamı, Lymphocytic eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lymphocytic ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A band : Çizgili kas teli ışık mikroskobunda incelendiğinde görülen, kalın flamentlerle aralarına giren ince flamentlerin uçlarını içeren ve ışığı iki kez kıran koyu renkli bantlar, anizotrop bant, anizotropik bant. A bandı.

Abdominal fat necrosis : Karın içi yağ nekrozu. Karın yağı nekrozu.

Abaxial : Eksenden uzak. Eksendışı. Eksen dışı. Aks kemiği dışında. Eksenden uzakta bulunan (biyoloji terimi). Abaksiyal. Eksenden uzak, eksen dışı.

A crochordon : Köpeklerde küçük, kılsız, hiperplastik bir epidermisle damardan zengin kollajen dokudan ibaret, saplı veya sapsız, deri eklentileri içermeyen, deri sarkmalarıyla belirgin iyicil tümör, fibrovasküler papillom, yumuşak fibrom, pendilöz yumuşak fibrom. Akrokordon.

Abamectin : Abamektin. Streptomyces avermitilis adlı bakteriden fermentasyon sonucunda elde edilen ve sığırlarda sindirim kanalı yuvarlak solucanları, akciğer kurtları, bit ve kenelerle mücadelede kullanılan, parazitlerde gaba salınımını artırarak ölümlerine neden olan bir ilaç.

Abdominal distention : Karın gerginliği. Karın duvarının gergin olması, abdominal gerginlik. Abdominal gerginlik.

Abdominal palpation : Karın bölgesinin elle muayenesi. Avuç içi, parmak veya yumrukla çok hafif basınç uygulayarak karın bölgesindeki değişikliklerin niteliğini anlamak için yapılan muayene, abdominal palpasyon. Abdominal palpasyon.

Abdominal pain : Karın ağrısı. Göğüs ve leğen arası bölgede biçimlenen, klinik belirtileri hayvan türlerine göre değişebilen ağrı, abdominal ağrı. Abdominal ağrı.

A clay : Sindirim kanalındaki zehirleri ve vitaminleri yüzeyde tutarak emilimlerini önleyen ve bağırsak duvarını kaplayarak koruyucu bir tabaka oluşturan doğal alüminyum silikat bileşiği, kaolin. Beyaz kil.

A amplitude mod : A-mod görüntü. Ultrasonografide gönderilen ses dalgasının yayılımı doğrultusunda, farklı yüzeylerden yansıyan ses dalgalarının, yansımanın şiddetine göre çizgisel bir grafik olarak gösterilmesi. özellikle gözde biyometrik ölçümlerde kullanılır.

Lymphocytic synonyms : abattoir, a c deformity, a dna, a c syndrom, abdominal ovariectomy, abdomen.