Lysogeny türkçesi Lysogeny nedir
- Bakterilerde birçok faj görevlerinin bastırıldığı profaj olarak bakteri kromozomuna sokulmuş bakterinin fajla bulaşması durumu. lizogenik devir.
- Biyoloji alanında kullanılır.
- Lizogeni.
Lysogeny ingilizcede ne demek, Lysogeny nerede nasıl kullanılır?
Lysogen immunity : Bir profajın, aynı bakteride bir başka fajın yerleşmesini önleme yeteneği. Lizogen bağışıklık.
Lysogenesis : Lizogenez. Lizojenez. Hücre ya da maddelerin parçalanması ya da çözülmesi faaliyeti.
Lysogenic bacteria : Fajla enfekte olmuş fakat yaşamaya devam eden bakteriler. Lizogenik bakteriler.
Lysogenic immunity : Bir profajın, aynı bakteride bir başka fajın yerleşmesini önleme yeteneği. Lizogen bağışıklığı.
Lysol : Çözülme. Krezolun sabunlaştırılmış bezir yağı ve diğer yağlar içinde % 50 oranındaki karışımı. Lizol.
Lysophosphoglyceride : Gliserofosfolipitlerdeki iki yağ asidinden birinin hidrolitik ayrılmasıyla oluşan yapı. yüksek konsantrasyondaki lizofosfogliseritler zar yapısını bozacağından hücrenin parçalanmasına neden olur. Lizofosfogliserit.
Lysosome : Ökaryot hücrelerde tek bir zarla çevrili olup içinde sindirim enzimleri bulunan organeli. golgi kompleksinden içi enzimle dolu olarak kopan küçük keseler primer lizozomu, bunların sindirilecek maddelerle birleşmesi sonucu oluşan keseler sekonder lizozomu meydana getirir. hücre içindeki artık yapıların sindirilmesinde (otofaji), hücre dışından alınan yabancı maddelerin sindirilmesinde (heterofaji), zarının hasar görmesiyle hücresinin kendini sindirmesinde (otoliz) ve metamorfoz sırasında yok edilecek yapıların sindirilmesinde (histoliz) görev alan bir organel. Erit hücre. Lizozom.
Lysosoma : Lizozom. Sitoplazmada unit zar yapısında, hücre içi sindirimi sağlayan, birincil ve ikincil olmak üzere iki türü bulunan zarsal organel. lizozomlarda çeşitli maddeleri parçalayabilecek hidrolitik enzimler bulunur.
Lysozyme : Bakterinin hücre duvarında bulunan peptidoglikanı parçalayarak antibakteriyel etki gösteren, göz yaşında, mukusta, tükürükte ve fagositik hücre granüllerinde bulunan bir enzim. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yumurta akı ve gözyaşı gibi farklı kaynaklardan izole edilebilen ve dna çalışmalarında bakteri hücre duvarındaki mukopolisakkaritleri parçalayan bir enzim. Gözyaşında, burun salgısında, salyada, dokularda, mide salgısında, sütte veya yumurta beyazında bulunan, proteoglikanlar ve glikozaminoglikanlar içindeki n-asetil-nöraminik asidin beta-1, 4 bağlarını hidrolize eden ve gözyaşında, burun salgısında birçok gram pozitif aerobik bakterinin hücre duvarını yıkan bakterisit etkili bir enzim, muramidaz. bakterileri öldürdüğü için vücut antibiyotiği olarak değerlendirilir. Lisozim. Lizozim.
Polysome : Polizom. Mrna molekülü ve iki veya daha çok ribozomdan meydana gelmiş bir kompleks, poliribozom. Bir mrna'yı tercüme etmek üzere s, z harfi gibi ya da değişik şekillerde dizilmiş ribozomlar. poliribozom. Poliribozom.
İngilizce Lysogeny Türkçe anlamı, Lysogeny eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Lysogeny ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Abo blood groups system : Abo kan grupları sistemi. Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi.
A chromosome : A kromozomu. Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar.
Condition : Alem. Koşul. Konum. Düzenlemek. Şarta bağlamak. Koşullandırmak. Mevki. Durum. İyi bir kondisyona getirmek (oyuncuyu). Koşullamak.
A cell : Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.
Abramis zone : Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Akarsuların durgun akan bölgeleri. Abramis zonu.
Aardwolf : Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli. Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür. Yeleli sırtlan.
Aardvarks : Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Damarlı dişliler. Yerdomuzu. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Yer domuzugiller.
Abiotic factor : Abiyotik faktör. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler.
Abambulacral area : Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi. Abambulakral bölge.
Acacia : Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Salkım ağacı. Akasya. Mimoza. Akasya sakızı. Arap zamkı.
Lysogeny synonyms : lysogenicity, a site, aardvark, lisogeny, abacus bodies, abiotic environment, a cells, abductor muscle, iysogeny, a protein.

Bu kısımda Lysogeny kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Lysogeny ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Lysogeny anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Lysogeny ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.