Mürşit nedir, Mürşit ne demek

Mürşit; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Doğru yolu gösteren kimse, kılavuz
  • Müritlerine tasavvufu öğreten, sırları ve gerçekleri gösteren tarikat şeyhi.

"Mürşit" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." - Atatürk

Mürşit isminin anlamı, Mürşit ne demek:

Erkek ismi olarak; Doğru yolu gösteren, kılavuz. Müritlerine tasavvufu öğreten, sırları ve gerçekleri gösteren tarikat şeyhi.

Mürşit hakkında bilgiler

Mürşit, Tasavvufta tabi olunan kâmil insan örneği. İslam tasavvuf ekollerinin hemen hemen tamamında müritlerini (tabiilerini ya da intisaplılarını) terbiye eden Kur'an-ı Kerim ve Sünneti Seniyyeye ait ölçüleri hayata geçirerek bu ölçüleri nefsinde bizzat yaşayan ve bağlılarını Dinin esasları, Dini hayat, Tevhit, Marifetullah, konusunda terbiye ederek onları fenafillaha (Allahta Fani olmaya) eriştirmek için önderlik eden öğretmen (Kelime anlamı: irşad eden.)

Mürşit anlamı, kısaca tanımı:

Mürit : Bir tarikat şeyhine bağlanarak ondan tasavvufun yollarını öğrenen, onun doğrultusunda ilerleyen kimse.

Tasavvuf : Tanrı'nın niteliğini ve evrenin oluşumunu varlık birliği anlayışıyla açıklayan dinî ve felsefi akım. Kur'an'da önerilen ve peygamberin hayatında uygulamaları görülen hayat tarzını yaşama gayreti, İslam gizemciliği.

 

Mürşitlik : Mürşit olma durumu.

Gösteren : Gösterilenle birleşerek göstergeyi oluşturan ses veya sesler bütünü.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Kılavuz : Herhangi bir alanda ve konuda bilgi veren, yol yöntem gösteren kitap vb. Kılavuz gemisi. Somun veya boru içine yiv açmakta kullanılan araç. Evlenecek olan erkek veya kadına eş bulan kimse. Dar ve uzun bir yerden tel, kablo gibi bükülebilen bir şey geçirilirken bunların ucuna bağlandığı sert nesne. Yol gösteren, tarihî ve turistik yerleri gezerken bilgi aktaran kimse, rehber. Kılavuz kaptan. Makaradaki filmlerin başında ve sonunda yer alan, filmin alıcı, yıkama aracı, basım aracı, gösterici vb. araçlara takılıp çıkarılmasında kolaylık sağlayan, asıl film için pay bırakan çeşitli renklerde film parçası. Ruhsal ve zihinsel bakımdan yol gösteren, ışık tutan kimse.

Gerçek : Yapay olmayan. Temel, başlıca, asıl. Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Doğruluk. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Gerçeklik. Yalan olmayan.

Tarikat : Aynı dinin içinde birtakım yorum ve uygulama farklılıklarına dayanan, bazı ilkelerde birbirinden ayrılan Tanrı'ya ulaşma ve onu tanıma yollarından her biri.

Şeyh : Arap kabile ve aşireti başkanı. Tarikat kurucusu, bir tarikatta en yüksek dereceye ulaşmış olan kimse. Tarikat büyüğü veya tarikat kollarından birinin başında bulunan kimse.

 

İnsan : Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Âdemoğlu, âdem evladı.

Doğru : Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı. Karşı yönünce. Gerçek, hakikat. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun. Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde. Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu. Yakın, yakınlarında. Gerçek, yalan olmayan. İki nokta arasındaki en kısa çizgi. Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca.

Mürşitali : Iğdır şehrinde, Taşburun bucağına bağlı bir yer.