Make crooked türkçesi Make crooked nedir

Make crooked ingilizcede ne demek, Make crooked nerede nasıl kullanılır?

Make : Zorlamak. Erişmek. Marka. Hesap etmek. Olmak. Düdüklemek. Düzeltmek. Çeşit. Yapılış şekli. Verim.

Crooked : Çarpık. Dolandırıcı. Yamuk yumuk. Eğri büğrü. Çarpık çurpuk. Deforme olmuş. Kargacık burgacık. Çökmüş. Yamuk. Namussuz.

Make tracks : Sıvışmak. Acele gitmek.

Make good : Yerine getirmek. Tazmin etmek.

Make a backup : Yedeklemek.

Make a bargain : Anlaşmak (pazarlık). Anlaşmaya varmak. Anlaşmak. Bir işi bağlamak. Mutabık kalmak.

İngilizce Make crooked Türkçe anlamı, Make crooked eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Make crooked ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Jerrymander : Tahrifat yapmak. Saptırmak. Seçim hilesi yapmak. Bir seçim bölgesini ayrımcı bir şekilde ayırmak (belirli bir adayın menfaati için).

Distorts : Konuyu çarpıtmak. Değiştirmek. Tahrif etmek. Kırmak. Bükmek. Burkmak. Bozmak. Çarpmak.

Angle : Bakış açısı. Korniyer. Kıvırmak. Balık tutmak. Açı. Açı oluşturmak. Bucak. Oltayla balık avlamak. Olta ile balık tutmak. Açı vermek.

Warping : Saptırmak. Yamulmak. Yamulma. Eğilmek. Çarpılma. Çarpılmak. Büzülme. Eğme. Yoldan sapmak. Çözgü.

 

Contort : Saptırmak. Eğmek. Burma. Buruşturmak. Kıvırmak. Eğme. Buruşmak. Burmak. Bükmek.

Garbles : Yanlış bir şekilde nakletmek. Tahrif etmek. Üzerinde oynama yapmak. Tahrif. Bozma. Saptırmak. Değiştirmek. Yanlış bir şekilde anlatmak. Bozmak.

Bastardizing : Saptırmak. Çarpıtmak saptırmak. Piç olduğunu söylemek (argo terim). Alçaltmak. Bozmak. Değerini düşürmek. Kötüleştirmek. Alçalmak. Dejenere etmek.

Buckle : Eğilmek. Kopçalamak. Çökmeye başlamak. Boyun eğmek. Yer yer kabarmak. Toka ile tutturmak. Çıkıntı. Toka. Kopça. Yenilgiyi kabul etmek.

Color : Rengin üç değişkeninden biri (öbürleri: parlaklık, doyma). karmaşık bir ışığın, ağır çeken dalga uzunluğu, dolayısıyla bu dalga uzunluğuna uygun düşen rengi. herhangi bir rengin; kırmızı, sarı, yeşil, mavi ve yeniden kırmızı olarak çembersel biçimde sıralanan renklerden birine olan benzerliği. (siyah, beyaz ve gri, renközü bulunmayan ışıklardır). tv. renkli televizyonda, renklilik bilgisini oluşturan öğelerden biri. Renk katmak. Belirli dalga uzunluğundaki elektromıknatıs ışınımın gözün ağkatında yarattığı etkinin, merkez sinir dizgesince yorumundan doğan durum. Bkz.colour. Halkbilimin en önemli konularından biri olan, insanlık çapında geniş bir uygulama alanı bulan, her toplumun kendi anlayış, yaşantı, gelenek ve göreneklerine göre doğa, doğaüstü ve kültürel olayları simgeleştirmekte kullanılan doğal oluşum, bk. halkbilim, gelenek, görenek, doğa, simge. Saptırmak. Renkli almaçların görüntülüklerinin iç çeperinde bulunan ve her biri, renkli noktalardan üçünün bir üçgen biçiminde yan yana gelmesinden oluşan benek. Abartmak. Renklendirmek.

Dent : Yamulmak. Çökertmek. Berelemek. Çukur açmak. Göçürmek. Çukur yapmak. Ezik. Göçük. Vuruk.

Make crooked synonyms : contorts, distort, dents, distorting, warp, garbling, warps, garble, contorting, bastardize, colour, bastardizes.