Make good türkçesi Make good nedir

Make good ile ilgili cümleler

English: He knows how to make good use of his time.
Turkish: Zamanını iyi kullanmayı biliyor.

English: If you don't have good ingredients, you can't make good food.
Turkish: İyi malzemeleriniz yoksa, iyi yemek yapamazsınız.

English: Good fences make good neighbors.
Turkish: İyi çitler iyi komşular yapar.

English: My aunt showed me how to make good coffee.
Turkish: Teyzem bana iyi kahvenin nasıl yapılacağını gösterdi.

English: Ali knows how to make good use of his time.
Turkish: Ali zamanını nasıl iyi kullanacağını biliyor.

Make good ingilizcede ne demek, Make good nerede nasıl kullanılır?

Make : Yapı. Düzeltmek. Düdüklemek. Meydana getirmek. Yapmak. Yaratmak. Yapılış şekli. Olmak. Eylemek. Hesap etmek.

Good : Menfaat. Doğruluk. Çıkar. İyi. İyilik. Emin. Uslu. Yararlı. Hayır. Yarar.

Make good a loss : Zararı gidermek.

Make good show : Kendini göstermek. İyi etki bırakmak. Şov yapmak.

Make good time : İyi veya hızlı yol almak. Yolu hızla katetmek.

Make good use of : İyi kullanmak.

İngilizce Make good Türkçe anlamı, Make good eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Make good ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ameliorates : Abat eylemek. Düzelmek. Düzeltmek. Geliştirmek. Ondurmak. Islah etmek. İyileşmek. Gelişmek.

Mend : Dikmek. Onarmak. Yamamak. Düzelmek. İyileşmek. Düzeltmek.

Amending : Düzeltmek. İyileşmek. Düzelmek. Değiştirme. Değiştirmek (kanun vb). Değişmek.

Condones : Tasvip etmek. Onamak. Bağışlamak. Affetmek. Görmezlikten gelmek. Örtmek. Göz yummak. Hoş görmek. Kusura bakmamak.

Accede : Tahta çıkmak. Yönetime geçmek. İş başına gelmek. Yanaşmak. İktidara gelmek. Muvafakat etmek. Kabul etmek. Onaylamak. Razı olmak.

Beautified : Süslenmek. Süslenmiş. Güzelleşmek. Güzel hale getirilmiş. Dekore edilmiş. Süslemek. Güzelleştirilmiş.

Accomplishing : Sonuçlandırmak. Becermek. Başarılı olarak tamamlamak. Tamamlamak. Bitirmek. Üstesinden gelmek. Başarıyla tamamlamak. Yapmak. Başarı elde etmek.

Make out : Fark etmek. Anlam çıkarmak. Kestirmek (ne olduğunu). Farketmek. Geçinmek. İdare etmek. Anlamak. Çözmek. Ne olduğunu kestirmek.

Keep the tail in the water : Durumu iyi olmak. Gelişmek.

Beautify : Süslemek. Güzelleşmek. Süslenmek.

Make good synonyms : recompensing, accomplishes, condoning, be on the up and up, atoning, completes, compensated, bring off, cleansed, click, better, go far, fix, cleanse, bettering, doing up, acceding, adorns, mended, bear sail, be crowned with success, amend, adorning, compense, enhance, ameliorate, debug, made better, achieve, prosper, make amends, recoup, atones.