Makyaj nedir, Makyaj ne demek

Makyaj; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

"Makyaj" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Gece yüzüne yaptığı makyaj değme ustaların işiydi." - F. Otyam

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Resmegiderliği sağlamak, belli bir tipi yaratmak ya da yalnızca bazı düzeltmeler yapmak üzere oyuncunun yüzünde ve başka örgenlerinde yapılmış olan boyama ve değiştirmeler.

Tiyatro'daki terim anlamı:

Oyuncuların rollerine uygun bir anlamda yüzlerini boyamaları, (bk. yüz boyama.)

İngilizce'de Makyaj ne demek? Makyaj ingilizcesi nedir?:

make-up

Makyaj hakkında bilgiler

[Bakınız: kozmetik]

Makyaj ile ilgili Cümleler

  • O, tüm o makyajıyla korkunç görünüyor.
  • Makyaj yapmak için ayda 20 dolardan daha fazla harcar mısın?
  • Hiç makyaj yapmıyorum.
  • Sana hiç çok makyaj yaptığını söyleyen oldu mu?
  • Araba sürerken asla makyaj yapmamalısın.
  • Makyaj çantamı bulamıyorum.
  • İşleri, sahneye çıkan oyunculara makyaj yapmak.
  • Onların işi oyunculara makyaj yapmaktır.
  • Makyaj fark yaratır.
  • Makyaj şaşırtıcı.
  • Ali çok makyaj yapan kızları sevmiyor.
  • Makyaj yapana kadar bekler misin?
  • Makyaj malzemesi parası bulamayınca etrafa yalvarır.
  • Makyaj yapıyor musun?
 

Makyaj anlamı, kısaca tanımı:

Makyaj yapmak : Yüzü çeşitli işlemlerle temizlemek, boyamak ve diğer işlemlerle daha bakımlı ve güzel göstermek.

Makyaj odası : Televizyon, sinema, fotoğrafçılık ve reklamcılıkta filmin çekiminden önce gerekli makyajın yapıldığı yer.

Makyaj takımı : Makyaj için gerekli olan malzemeleri bir arada bulunduran set.

Kalıcı makyaj : Özellikle dudak, göz çevresi ve kaşların belirginleştirilmesi amacıyla kişiye özel olarak seçilmiş renklerin iğne yardımıyla üst deriye zerk edilmesiyle yapılmış olan ve çok uzun süre ciltte kalan makyaj.

Makyajcı : Makyaj yaparak geçimini sağlayan kimse, düzgüncü.

Makyajcılık : Makyajcının görevi, düzgüncülük.

Makyajlama : Makyajlamak işi.

Makyajlamak : Makyaj yapmak.

Makyajlı : Makyajı olan.

Makyajsız : Makyajı olmayan.

Makyajsızlık : Makyajsız olma durumu.

Güzelleştirmek : Güzellik vermek, güzellik kazandırmak.

Boyama : Boyamak işi, pentür. Renkli yazma veya mendil. Rengi boya ile sonradan verilmiş olan.

Bakım : Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi. Bakma işi. Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek.

Görüntü : Gölge oyununda Karagözcünün perdeye yansıttığı görsel malzeme. Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü. Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi, hayal. Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta. Manzara. Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey, hayalet.

 

Sağlamak : Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek. Elde etmek, sahip olmak. Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek. Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak.

Yaratmak : Zekâ, düşünce ve hayal gücünden yararlanarak o zamana kadar görülmeyen yeni bir şey ortaya koymak, yapmak. Olmasına, ortaya çıkmasına yol açmak, sebep olmak. Allah, olmayan bir şeyi var etmek.

Düzeltme : Düzelti. Düzeltmek işi, tashih. Daha iyi duruma getirmek için yapılmış olan değişiklik, ıslahat, reform.

Kozmetik : Cildi ve saçları güzelleştirmeye, canlı tutmaya yarayan her türlü madde.

Makyaj aynası : Yüzü, başın arkasını ve yanlarını gösteren, açılır kapanır, üç kanatlı ayna.

Makyaj fişi : Her oyuncu için kullanılan makyaj gerecinin ve her çekimde uygulanacak makyajın belirtildiği fiş.

Makyajsızca : Makyajsız bir biçimde.

Diğer dillerde Makyaj anlamı nedir?

İngilizce'de Makyaj ne demek? : n. make up, toilet

Fransızca'da Makyaj : maquillage [le]

Almanca'da Makyaj : n. Make-up

Rusça'da Makyaj : n. макияж (M), грим (M)