Mancı nedir, Mancı ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Düğün, mevlit ve yemekli toplantılar için yapılan yemek.

Yıkılacak durumdaki evlere yapılan ağaç destek.

Mancı kısaca anlamı, tanımı

Mancık : Hamur tatlısı. Kapı mandalı. (Fındıkoluk Bilecik)

Mancıklamak : Bir şeyi elle karıştırmak, mıncıklamak.

Mancıl : Ham incir.

Mancılıh : Kaldıraç. Arapça kökenli mencenik: mancınık; manivela; kaldıraç. Mancınık.

Mancılık : Çiçekinciri. [Bakınız: mancır]. Kaldıraç. Yıkılacak durumdaki evlere yapılan ağaç destek. Bir yapının temeli onarılırken çökmemesi için damın altına dikey olarak konulan kalın direkler. Ham incir. Mancınık. Hereni de denilen büyük bakır kap. Balıkesir ilinde, Danişment bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Kastamonu şehri, Seydiler belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Sivas şehrinde, Kangal ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

Mancınıh : Kaldıraç.

Mancınıklı : Deli.

Mancır : İncir ağaçlarında, asıl meyveden önce olup dökülen incir. Yabanıl incir, erkekincir. Ham incir. Taştan yapılmış yayla evi. Olgunlaşmamış incir. İncir çiçeği. Muhacir.

Mancırak : Büyük, yeşil kertenkele.

Mancırdak : Büyük, yeşil kertenkele.

Mancırık : Kaldıraç. [Bakınız: mancılık]. Yağ çıkarma aracı.

Mancınık : Top yapımının bilinmediği çağlarda, kale kuşatmalarında, ağır taş gülle fırlatmakta kullanılan basit bir savaş aracı. İpekçi çıkrığı.

 

Mancınık işi : Kozadan ipek sağlama işi.

Mancınıkçı : Mancınık kullanan kimse.

Toplantı : Birden çok kimsenin belirli amaçlarla bir araya gelmesi, içtima. Bir meclisin bir yıl içindeki birleşimlerinin her biri. Toplanma, bir araya gelme, kabarıklık oluşturma.

Yemekli : Yemek de yenilen. Yemek de verilen.

Destek : Bir şeyin yıkılmaması için konulan eğik veya düz dayak, payanda. Bir birlik için sağlanan yardım veya koruma. Üzerine bir şey oturtmaya, tutturmaya, koymaya yarar araç, bindi, hamil. Maddi ve manevi yardımcı, dayanak. Bir vektörü taşıyan sonsuz doğru. Kredi işlemlerinde her an sarf edilebilecek kredi. Yardım.

Mevlit : Hz. Muhammed'in doğumunu, hayatını anlatan mesnevi. Doğum yeri, insanın doğduğu yer. Bu mesnevinin okunduğu dinî tören. Doğma, doğum.

Mevli : İki kulplu testi.

Yemek : Yemek yeme, karın doyurma işi. Kandırmak. Isırmak. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Yasal yoldan cezalandırılmak. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Başkasının parasını harcamak. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Sürekli üzmek, tedirgin etmek.

Diğer dillerde Manchesterzayıflama hastalığı anlamı nedir?

İngilizce'de Manchesterzayıflama hastalığı ne demek ? : manchester wasting disease