Mattel türkçesi Mattel nedir

  • Spor malzemeleri ve oyuncak üreticisi ve distribütörü.
  • Kaliforniya merkezli abd şirketi.
  • Mattel şirketi.

Mattel ingilizcede ne demek, Mattel nerede nasıl kullanılır?

Matte finish : Mat boya. Mat yüzey. Parlamayan silah boyası.

Matte : Mat. Donuk. Kükürtlü külçe.

Matted : Hasır kaplı. Hasırlı. Keçeleşmiş. Dolaşmış. Matlaştırılmış. Donuklaştırılmış. Keçe gibi. Dolaşık. Matlaşmış.

Matter : İnsan bilincinden bağımsız olarak somut biçimlerde varolan, tüm nesneler, olaylar ve dizgelerle, bunların özellik, ilişki ve etkileşimlerinin sonsuz çeşitliliğini, her türlü devinim biçimiyle kapsayan nesnel gerçeklik. Vesile. Farketmek. İrin. Sebep. İş. Mesele. Neden. İrinlenmek. Bilinçten bağımsız olarak var olan ve bilinçte yansıyan nesnel gerçekliği anlatan bir felsefe kavramı.

Matter for discussion : Bahis konusu mesele. Söz konusu şey.

Matter of importance : Umur.

Matter of death and life : Ölüm-kalım meselesi.

Matter of life or death : Ölüm kalım meselesi. Hayat memat meselesi.

Matter of fact : Soğukkanlı. Maddi konu. Vaka. Bir muamma. Maddi. Gerçekçi. Duygusuz. Olgu. İspatı gereken konu. Üzerinde tartışma yaratan mesele.

Matter of conscience : Vicdan meselesi.

İngilizce Mattel Türkçe anlamı, Mattel eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Mattel ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Last mentioned : En son sözü edilen. En son olarak söylenen. En son olarak zikrolunan.

Blind spot : Kör nokta. Anlaşılmayan nokta. Kör nokta (retinada). Mariotte lekesi. Gözün ağ tabakasının (retina) art duvarında görme sinirlerinin girdiği, çanak ve koni hücrelerinin bulunmadığı nokta. Kör saha. Gözdeki kör çekit. Kendi önyargısının insanı anlamaktan engellediği konu.

Res judicata : Kesin hüküm. Kaziyye-i muhakeme.

Topic : Topik. Konular. Başlık. Bahis. Tema. Mesele. Söz konusu. Konu. Mevzu.

Content : Memnun kılmak. Türetme veya birleştirme yolu ile kurulan bir kelimede, o kelimeyi oluşturan kök, ek gibi ögelerden her birinin yeni kelimeye getirdikleri anlam katkısı: ince/ince+lik, somur-/somur-t-/somur-t-kan; anla-/anla-t-/anla-t-ıl-a+bilmek; ayak+kabı, deve+dikeni hanım+eli vb. yukarıdaki kelimeleri oluşturan ögelerden her biri birer anlam yükü taşımaktadır. Mutlu etmek. Olumlu. Memnun etmek. Tatmin etmek. Bilgisayar, eğitim, gramer, sosyoloji alanlarında kullanılır. Yığın iletişiminde kaynaktan alımcıya iletilen bilginin, iletinin taşıdığı duygu ve anlam yükü. Razı. Lehte oy kullananlar.

Subject : Üzerinde, deney, araştırma, ölçme, sayısal işlem ve değerlendirme yapılan kimse ya da şey. Bir konunun, bir düşünceyi belirtmek için işlenmesiyle ortaya çıkan düşünce. bir oyunda asal düşünce yanısıra, o düşünceyi destekleyici, renklendirici ya da anlamlandırıcı yan düşünceler yer alır. Çektirmek. Karşı karşıya olan. Ele alınan, üzerinde konuşulan ya da yazı yazılan düşünce, sorun, durum ya da olay. herhangi bir ders kapsamının, belli bir sürede öğretilecek bölümlerinden her biri. Yüklemin gösterdiği kılış ile doğrudan ilgili olan kişi ya da şeye verilen ad; bir oluş ve kılışın gerçekleşmesini sağlayan kimse veya şey: eskiler, baharı ya tabiatta yahud tecrid halinde, tek manzarasında severlerdi (a. h. tanpınar, yaşadığım gibi, s. 114). oda karşıma düşen duvardaki hücreye konmuş büyükçe bir gaz lambasıyla aydınlanıyordu a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları, s. 90). bu tahammül edilemez bir ömürdü… (r. h. karay, memleket hikayeleri, s. 34). agah bey, içti; biraz buruk, lakin baygın kokulu, tuhaf lezzetli, hoş bir içkiydi (r. h. karay, göst. e., s. 35). ben anadolu'ya gitmezden önce manevi kuvvet denilen şeyin millet mücadelelerinde büyük bir rol oynadığına ve bunun ruhtan gelen bir yüreklilikle oluştuğuna inandım (y. k. karaosmanoğlu, ergenekon, s. 114). odada, galiba, teyzesi yatıyor. (p. safa, şimşek, s. 210). hakikatte bütün istanbul garip bir sinirlilik içinde idi (a. h. tanpınar, sahnenin dışındakiler, s. 276). o, zamanın sahibi idi (a. h. tanpınar, saatleri ayarlama enstitüsü, s. 37). siz doğru dürüst konuşmasını bilmez misiniz hiç? (t. buğra, yalnızlar, s. 216). melek, hastanın başucuna götürüldüğü zaman, bu burnu uzamış, gözleri çukura kaçmış adamla alakasını anlayamamıştı (s. f. abasıyanık, bütün eserleri 3: medarı maişet motoru, s. 170). yol ayrımına, yolu olan gelir! (k. tahir, yol ayrımı, s. 310). insan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar (y.kemal bayatlı, kendi gök kubbemiz, s. 91) vb. Boyun eğdirmek. Çeken. Bir oyunun en kestirme biçimde anlatılabilecek baş olgusu. Özne.

 

Area : Bodrum girişi. Bölge. Yüzölçümü. Bir ülkenin km2 ya da mil2 birimiyle belirlenen alan genişliği. İata'nın üç coğrafi bölgesinden biri. Alan, yer, saha. Boşluk. Ülke yüzölçümü. Bir cismin, uzunluk birimi üstikisi ila ölçülen yüzeyi. Bilgisayar, bilişim, coğrafya, fizik, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Issue : Piyasaya çıkarmak. Konu. Sayı. Yayımlamak. İhraç. Sadır olmak. Dağıtmak. (dergi veya gazete) sayı. Tevzi etmek. (dergi veya gazete) nüsha.

Remit : Affetmek. Vazgeçmek. Para göndermek. Yatıştırmak. Göndermek (para). Hafiflemek. Mola vermek. Günah çıkarmak. Havale göndermek. Ötelemek.

Mattel synonyms : cognitive content, mental object, res adjudicata.

Mattel zıt anlamlı kelimeler, Mattel kelime anlamı

Former : Geçmiş. Önceki. Gövde uçak. Eski. Biçimlendirici. Kalıpçı. Evvelki. Sabık. İlk söylenen. Öncel.

Cheer : Keyiflendirmek. Bağırarak yüreklendirmek. Şenlendirmek. Neşeli sesler çıkarmak. Ferahlamak. Sevinçle bağırmak. Umutlandırmak. Neşe. Yüreklendirmek. Teşvik etmek.