Meet with türkçesi Meet with nedir

Meet with ile ilgili cümleler

English: Ali will meet with all of you at 2:30.
Turkish: Ali 2.30'da hepinizle buluşacak.

English: Ali is busy and can't meet with you right now.
Turkish: Ali meşgul ve şu anda seninle buluşamaz.

English: Ali wants to meet with me.
Turkish: Ali benimle görüşmek istiyor.

English: Ali has agreed to meet with us.
Turkish: Ali bizimle tanışmayı kabul etti.

English: Ali wants to meet with you to discuss the matter.
Turkish: Ali meseleyi görüşmek için seninle buluşmak istiyor.

Meet with ingilizcede ne demek, Meet with nerede nasıl kullanılır?

Meet : Ödemek. Tatmin etmek. Bulmak. Tesadüf etmek. Toplanmak. Rast gelmek. Değmek. Uygun. Karşılaşmak. Karşılamak.

With : Birlikte. Beraber. Beraberinde. Sayesinde. -la. İle ilgili. İle. İle beraber. Yanına. -e karşın.

Meet with a repulse : Geri çevrilmek. Reddedilmek.

Meet with approval : Rağbet görmek. Onay almak. Onaylanmak.

Meet a commitment : Taahhüdü yerine getirmek.

Meet a deadline : Bir işi belirtilen zamanda bitirmek.

İngilizce Meet with Türkçe anlamı, Meet with eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Meet with ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Conferred : Danışmak. Vermek. Sunmak.

Confer : Bir ünvanı tevcih etmek. Sunmak. Bahşetmek. Vermek. Müzakere yapmak. Danışmak. Konuşma yapmak. (onur veya ödül) vermek. Müzakere etmek.

Bump into : Hızla çarpmak. Toslamak. Çarpmak. Rastlantı sonucu karşılaşmak. Tesadüf etmek. Bindirmek. Rastlamak. Arabayla (ağaca vb) çarpmak. Rastgelmek.

Canvassed : Anket yapmak. Gözden geçirmek. Soruşturmak. Reklam yapmak. Propaganda yapmak. Sipariş toplamak. Seçmenleri dolaşarak oy istemek. Tartışmak. Oy toplamak.

Confer with : Danışmak. -ile danışmak. -ile görüşmek. Müzakere etmek. -den öğüt istemek.

Calling on : Başvurmak. Önünde söylemek. İstemek. Ziyaret etmek.

Associate with : İşbirliği yapmak. Birleştirmek veya birleşmek. Birlikte anılmak. İlişkili program. Bağlantılı olmak. İlintili olmak. Bağlantı kurmak. Bağdaştırmak. Akla getirmek.

Come up against : Yüzleşmek. Çatmak. İle karşılaşmak (zorluklar, sıkıntı, vs.). Karşı karşıya kalmak. -e çatmak. İle karşı karşıya kalmak. Karşı karşıya kalmak (zor sorun). İle yüzyüze kalmak.

Approach : Andırmak. Yanaşmak. Koyulmak. Benzemek. Yaklaşım. Girişmek. Toplumbilim yönteminde toplumsal yapının biçimlenişi ve öğeler arasındaki ilişkilere bakış biçimleriyle birbirinden ayrılan ana doğrultulardan her biri. Varmak. Başvurmak.

Treat with : Görüşme yapmak. Müzakere etmek.

Meet with synonyms : drop by, argues, arguing, run against, call on, drop in on, confers, consult, argue, chance on, consult with, cross each other, drop around, rub shoulders with, canvasses, call at, approaches, come over, rub elbows with, come upon, call, come up, chance upon, confer on, canvass, coming over, confront with, approached, crosses, come in for, drop a cross, drop in, be confronted with.