Melanosis türkçesi Melanosis nedir

  • Melanozis.
  • Melanoz.
  • Deri veya dokularda kahverengimsi siyah görünüm vermek üzere aşırı melanin toplanması.
  • Melanin pigmentinin çeşitli organ ve dokularda anormal olarak birikmesi. melanin pigmentinin metabolizma bozukluğuyla belirgin hastalık.
  • Dokularda koyu madde fazlalığı.
  • Dokularda renk maddesi fazlalığı.
  • Göz melanozisi.
  • Dokularda renk maddesi toplanması.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • Dokularda fazla renk maddesinin bulunması.

Melanosis ingilizcede ne demek, Melanosis nerede nasıl kullanılır?

Pseudomelanosis : Psödomelanoz. Ölümden sonra, hidrojen sülfitin, alyuvarların parçalanmasıyla oluşan demirle birleşerek demir sülfit oluşturması sonucu, organ ve dokuların kirli yeşil veya kahve-siyahımsı bir renkte boyanmasıyla belirgin pigmentasyon, psödomelanozis. Kokuşma lekesi. Psödomelanozis.

Melanosoma : Melanozom. Melanosit.

Melanosome : Melanozom. Pigment içeren organel.

Melano lndo race : Melano-hindu ırkı. Kara ırka giren; arı olanları kuzeydoğu (mundalar) ve güneydoğu (tamiller) hindistan'da yaşayan; koyu renk deri, dolgun dudak, kıvırcık saç, uzun kafa ve ortaya yakın boy gibi özelliklerle ıralanan ırk.

Melanoblast : Melanoblast. Melanositleri doğuran hücre. Embriyoda nöral plaktan köken alan melanositlerin öncü hücresi.

 

Melanoderma : Melanodermi. Melanodema.

Melanogenesis : Melanojenez. Melanogenez. Melanin oluşması.

Melanocyte stimulating hormone inhibiting hormone : Melanosit uyarıcı hormon salınımını kısıtlayıcı hormon. Hipotalamustan salınan, ara hipofizden melanosit uyarıcı hormon salınımını inhibe eden bir hormon.

Melanocyte stimulating hormone releasing hormone : Melanosit uyarıcı hormon salgılatıcı hormon. Hipotalamustan salınan, ara hipofizden melanosit uyarıcı hormon salınımını uyaran bir hormon.

Melanocyte : Epidermiste melanin oluşturan hücreler. Melanosit. Melanin içeren hücre.

İngilizce Melanosis Türkçe anlamı, Melanosis eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Melanosis ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A c deformity : Arnold-chiari yapılış bozukluğu. A-c kusuru.

A clay : Sindirim kanalındaki zehirleri ve vitaminleri yüzeyde tutarak emilimlerini önleyen ve bağırsak duvarını kaplayarak koruyucu bir tabaka oluşturan doğal alüminyum silikat bileşiği, kaolin. Beyaz kil.

Abattoir : Kesimevi. Mezbaha. Salhane. Hayvanların etleri için kesildikleri yerler, hlk. ekdi.

Abdominal pain : Abdominal ağrı. Göğüs ve leğen arası bölgede biçimlenen, klinik belirtileri hayvan türlerine göre değişebilen ağrı, abdominal ağrı. Karın ağrısı.

A crochordon : Köpeklerde küçük, kılsız, hiperplastik bir epidermisle damardan zengin kollajen dokudan ibaret, saplı veya sapsız, deri eklentileri içermeyen, deri sarkmalarıyla belirgin iyicil tümör, fibrovasküler papillom, yumuşak fibrom, pendilöz yumuşak fibrom. Akrokordon.

Abamectin : Streptomyces avermitilis adlı bakteriden fermentasyon sonucunda elde edilen ve sığırlarda sindirim kanalı yuvarlak solucanları, akciğer kurtları, bit ve kenelerle mücadelede kullanılan, parazitlerde gaba salınımını artırarak ölümlerine neden olan bir ilaç. Abamektin.

 

A amplitude mod : Ultrasonografide gönderilen ses dalgasının yayılımı doğrultusunda, farklı yüzeylerden yansıyan ses dalgalarının, yansımanın şiddetine göre çizgisel bir grafik olarak gösterilmesi. özellikle gözde biyometrik ölçümlerde kullanılır. A-mod görüntü.

Abdominal ovariectomy : Abdominal ovaryektomi. Laparotomi yoluyla gerçekleştirilen kısırlaştırma.

Abdomen : Abdomen. Batın. Sindirim organları, karaciğer ve böbreklerin içinde bulunduğu ve göğüs boşluğundan bir diyaframla ayrılan vücut boşluğu, abdomen. Karın. Böcek gövdesinin alt kısım. Karnın altı. Karın (böcek gövdesinde).

A c syndrom : A-c sendromu. Arnold-chiari yapılış bozukluğu.

Melanosis synonyms : disease of the skin, skin disorder, a dna, abdominal fat necrosis, abaxial, melanism, abdominal distention, skin disease, a band, abdominal palpation.