Necessity türkçesi Necessity nedir

  • Zorunlu durum.
  • Yoksulluk.
  • Kaçınılmazlık.
  • Zorunluluk.
  • Gereken.
  • Tümdengelimci bilimlerde öncüllerden çıkarım yoluyla türetilmiş sonuçların öncüllerle bağdaşması ya da bir durumun gerçekleşmesinin mantıksal kaçınılmazlığı.
  • Gereklik.
  • Gereklilik.
  • Lüzum.
  • Gerek.
  • İhtiyaç.
  • Zaruret.
  • Olayların iç özlerindeki düzenlilik, yasalılık ve yapı gereği, belli koşullar altında ortaya çıkması kaçınılmaz olan şey. insanın doğa ve toplumun nesnel yasalarına bağımlı olması durumu.
  • Gereksinim.
  • Hacet.
  • Gereksinme.
  • İktiza.
  • Zorluk.
  • Hukuk, sosyoloji alanlarında kullanılır.

Necessity ile ilgili cümleler

English: His wife has started to work out of necessity.
Turkish: Karısı zorunluluktan dolayı işe başlamıştır.

English: We understand the necessity of studying.
Turkish: Eğitimin gerekliliğini anlıyoruz.

English: There is no necessity for you to do that.
Turkish: Onu yapman gereksiz.

English: Art is not a luxury, but a necessity.
Turkish: Sanat bir lüks değil fakat bir gerekliliktir.

English: A computer is an absolute necessity now.
Turkish: Bir bilgisayar şimdi mutlak bir ihtiyaçtır.

Necessity ingilizcede ne demek, Necessity nerede nasıl kullanılır?

Necessity and chance : Özdeksel dünyadaki -dolayısıyla toplum yaşamındaki- nesnel bağlantı türleri, bk. zorunluluk, rastlantı. Zorunluluk ve rastlantı.

 

Necessity is the mother of invention : Tüm icatlar ihtiyaçtan doğar. İhtiyaç icadın anasıdır. İhtiyaçlar icatların anasıdır. Birçok icat eksiklik nedeniyle ortaya çıkmıştır. Eşyalar gereksinim sonucu olarak icat edilirler.

Necessity knows no law : Zorunluluk hiçbir yasa tanımaz.

Defence of necessity : Yaşam özgürlüğü veya mülkiyet ile ilgili bir şeyi önleme gereksinimi nedeniyle cezai mesuliyetten serbest bıkılma. Ağır yaralanma. Gereksinim savunması.

Freedom and necessity : Özgürlük ve zorunluluk. İnsanların etkinlikleri ile doğanın ve toplumun nesnel yasaları arasındaki ilişki, bk. özgürlük, zorunluluk.

Urged by necessity : Mecburiyetten. İhtiyaç nedeniyle.

Necessitarianism : Belirlenimcilik. Her şeyin bir nedeni olduğunu ve her şeyin kaderi önceden belirlenmiş olduğunu belirten doktrin. Determinizm. Belirlenimcilik felsefesi. Özgür iradenin tüm olaylarının ve eylemlerinin önceden belirlenmiş olduğunu belirten doktrin.

Unnecessity : Gereksizlik. Lüzumsuzluk.

Nonnecessity : Gerekli olmayan şey. İhtiyaç duyulmayan şey. Gereksizlik. Gerekli olmama. Zorunlu olmama.

Necessitarian : Özgür iradeye inanmaya kimse. Belirlenimciliği destekleyen kimse. Belirlenimci. Belirlenimcilik felsefesine bağlı olan kimse. Fatalist. Gerekirci.

İngilizce Necessity Türkçe anlamı, Necessity eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Necessity ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Entanglement : Karman çormanlık. Güçlük. Dolaşıklık.

Complications : Karışıklık. Komplikasyonlar. Komplikasyon. Karmaşa. Hastalığın başka bir hastalıkla karışması.

 

Occasion : Sebebi olmak. Münasebet. Fırsat. Neden. Durum. Ortam. İcap. Önemli gün. -e yol açmak.

Exigences : Mecburiyet. Acil durum.

Imperative : Tahakküm. Şart. Emreden. Gerekli. Tasarlanan, yapılması istenen işi emir veya dilek biçiminde ifade eden, zaman ve şahıs kavramının aynı ekle verildiği tasarlama kipi. bugün, tt.’nde bu kip daha çok ve şahıslarda kullanılır. şahıslarda emir ve istek kipleri iç içe girmiştir; eki -(y)ayım -(y)alım’dır. teklik şahısta emir doğrudan fiil kök veya gövdesinin söylenmesiyle oluşturulur. çokluk şahıs için -ın/-un, -ınız/-unuz, teklik şahıs için -sın/-sun, çokluk şahıs için -sınlar/-sunlar ekleri kullanılır: gel-eyim, otur-alım; gel, gelin (geliniz); gelsin, gelsinler gibi. kendi kendime gidip şu işi yapayım dedim. kalk gidelim artık. gel bakayım, ne oldu parmağına? (m.ş. esendal, ev ona yakıştı, s. 122). asla örtülü şeylere meyletme (y.k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından, s. 99). ey güneş! siyah peçeli hatunun ay, sarı saçlı çocukların yıldızlarla başımızın üstünde dolaş ve bize doğru yolu göster! (a.h. müftüoğlu. çoğlayanlar, s. 16). pencereleri açın! kapıları açın! hava girsin! (a.h. müftüoğlu, göst. e. s. 129). delikanlı, nafile yere gözlerin arkada kalmasın! (y.k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından, s. 98). şimdiye kadar yapılanları unutsunlar (göst. e.) aldanma ki sen bir susamış ruh, o bir aç; || sen bir susamış ruh, o bütün ten ve biraz saç; || ummana çıkar burda bugün beklediğin yol, || at kalbini girdaba, açıl engine, ruh ol (y.k. beyatlı, deniz, kendi gök kubbemiz, s. 128). || «ver allahım ver! ver ki şenelsin dünya. çayır çimen, kurt kuş da allah diye çağırıyor. ver! sellice ver!» (y. kemal, ortadirek, s. 386). vb. Emir kipi. Zorunlu. Emir belirten. Buyrultu.

Adversity : Üzgü. Terslik. Sıkıntılı bir durum. Güçlük. Sıkıntı. Şanssızlık. Zıtlık. Düşkünlük. Sıkıntılı süreç.

Needed : İstenen. İhtiyaç duyulan. Lazım.

Entailments : Satılmaması koşuluyla verme eylemi. Gerektirim. Bir mülk üzerinde satılmama koşulu koyma eylemi.

Economic deprivation : Gerekli kaynaklardan yoksun olunması durumu. Ekonomik mahrumiyet.

Imper : Buyruk. Emir kipi. Komuta. Emir kipindeki fiil (gramer). İmperative (gereklilik). Emir. Bir emir veya talep durumunda kullanılan biçim (gramer).

Necessity synonyms : need, involvement, requisitioned, impoverishment, desideratum, required, a thorn in the flesh, inevitabilities, hardships, poverty, indigence, necessities, complexities, neither, offer, arduousness, indispensability, materiality, bareness, inextricability, necessitation, drawback, difficulty, difficultness, calamity, essential, asperity, obbligatos, calamities, necessary, complication, requisition, inevitableness.

Necessity zıt anlamlı kelimeler, Necessity kelime anlamı

Necessary : Muhakkak. Vazgeçilmez. Gerekli. Lüzumlu. Lazım. Vacip. Gerek. Kaçınılmaz. Gereken. Zorunlu.

Unnecessary : Lüzumsuz. Faydasız. Gereksiz. Gereğinden fazla. Abes. Fuzuli.

Inessential : Gereksiz. Önemsiz şey. Lüzumsuz. Önemsiz. Gereksiz şey.

Necessity ingilizce tanımı, definition of Necessity

Necessity kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Indispensableness. Inevitableness. The quality or state of being necessary, unavoidable, or absolutely requisite.