Occasion türkçesi Occasion nedir

  • Durum.
  • İcap.
  • Uygun bir gözlem koşulu oluşturan ve kendiliğinden beliren olanak.
  • Gerek.
  • Sıra.
  • Özel olay.
  • Uygun zaman.
  • Nedence.
  • Özel durum.
  • Sebebi olmak.
  • Sebep.
  • -e yol açmak.
  • Lüzum.
  • Gereklik.
  • İhtiyaç.
  • Neden.
  • Vesile.
  • Önemli gün.
  • Ortam.
  • Sosyoloji alanında kullanılır.
  • Münasebet.
  • Fırsat.
  • Mahal.
  • Şatafatlı kutlama.
  • Çoğunlukla gelişigüzel bir biçimde ortaya çıkan ve düzenli, zorunlu bir gelişme süreci içinde ortaya çıkabilecek başka olayların doğmasına yol açan olay.
  • Sebep olmak.
  • Hal.

Occasion ile ilgili cümleler

English: Ali had seen Mary with John on more than one occasion before and finally figured out that they were seeing each other.
Turkish: Ali daha önce Mary'yi John'la birlikte birden fazla ortamda görmüştü ve sonunda onların birbirlerini gördüklerini anladı.

English: Ali didn't think what Mary was wearing was appropriate for the occasion.
Turkish: Ali Mary'nin giydiğinin ortam için uygun olduğunu düşünmüyordu.

English: I never have had occasion to use it.
Turkish: Bunu kullanma fırsatım hiç olmadı.

English: As long as we're together, all the sorrow is nothing but an occasion to become closer.
Turkish: İkimiz olduktan sonra, bütün bu hüzünler, sıcak bir yakınlaşma için bahanedir.

English: Ali has assisted us on a number of occasions.
Turkish: Ali bazı durumlarda bize yardım etti.

 

Occasion ingilizcede ne demek, Occasion nerede nasıl kullanılır?

As occasion offers : Duruma göre. Şartlara göre.

As occasion serves : Fırsat buldukça.

Give occasion to : Sebep olmak veya meydan vermek. -e sebebiyet vermek. Fırsat vermek. Neden olmak. Yol açmak.

No occasion for : Sırası değil. - için uygun zaman değil.

On the occasion of : Nedeniyle. Vesilesiyle. Münasebetiyle. - nedeniyle. -vesilesiyle. -in şerefine. Dolayısı ile. Dolayısıyla.

Equal to the occasion : Her ihtimale karşı hazır.

A great occasion : Büyük fırsat. Büyük şans.

Find occasion : Ortam bulmak. Fırsata sahip olmak. Zamanını bulmak. Şansa sahip olmak. Fırsat bulmak.

On the same occasion : Aynı uygun durumda. Aynı anda. Tesadüfen.

On occasion : Fırsat düştükçe. Bazen. Arada bir. Zaman zaman. Ara sıra. Fırsat buldukça.

İngilizce Occasion Türkçe anlamı, Occasion eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Occasion ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Aesthetic : Bedii. Güzelduyu. Estetik. Nesnel toplumsal ilişkilerin bireyin uyumlu gelişimine, soyluyu ve alpı özgürce geliştirmesine, çirkin ve aşağılıkla savaşmasına... yardımcı olan ya da olmayan yanlarının duyusal belirişi.

Neither : Her ikisi de değil. İkisi de değil. Ne bu ne öteki. (ikisinden) hiçbiri. Hiçbir. Gerekse. İkisinden hiçbiri. Hiçbiri.

Breed : Çiftleşmek. Üretmek. Cins. Soy. Yavrulamak. Irk. Doğurmak. Tür. Büyütmek.

Inducement : Yönlendirme. Bir bilgi alışveriş sürecinde bilgi verenin katılımını sağlamak üzere, özellikle yazışmalı bir soruşturuda kendilerine soru çizinliği gönderilmiş olanların çizinliği yanıtlayarak geri göndermelerini kolaylaştırmak üzere kullanılan ve güdüleyici öğelerle yaratılan benimseme durumu. Tahrik. Rüşvet. Teşvik. Özendirme. Rüşvet verme. Güdü. Kandırma. Birini kandırmak için verilen şey.

 

Climate : Havanın sıcaklık, basınç, nem, rüzgar gibi koşullarını topluca belirten terim. Klimat. Klima. İklim. Abuhava. Belli bir bölgedeki meteorolojik parametre ve süreçlerin belirlendiği hava tiplerinin, uzun zaman süresince saptanan ve mevsimleri karakterize eden ortalama durumu. Şartlar. Çevre. Coğrafya, uzay alanlarında kullanılır.

Age distribution : Yaş dağılımı. Bir popülasyondaki her bir yaş grubu içerisindeki bireylerin sayısı veya oranı. Bir toplum ya da toplumsal küme nüfusunun yaş kesimlerine göre dağılma oranları.

Ceremony : Resmilik. Tören. Nezaket kuralları. Dinsel tören. Birçok kuttörenin herhangi bir nedenle bir araya gelmesi sonucu kurallara uygun bir biçimde dinsel ya da toplumsal amaçlar için düzenlenen toplantı. Resmiyet. Seremoni. Ayin. Protokol.

Atmosphere : Gazyuvarı. Muhit. Hava. Bir oyunun anlamını belirten tinsel durum. Yeryuvarını kuşatan çeşitli gaz ve katmanlardan oluşan örtü. Havaküre. Dramatik durumu, karakterler, konuşma, dekor, giyim-kuşam, ışık, müzik aracılığıyla bir oyunun özelliğini, tinsel iklimini ortaya çıkaran öğe. Yaratılan hava. Yeryuvarı çevreleyen gaz karışımı.

Chanced : Şans eseri olmak. Denemek. Şans. Tesadüfen olmak. İhtimal. Olanak. Riske girmek. Göze almak.

Cause : -e neden olmak. Amaç. Belli bir etki, bir devinim ya da değişime yol açan şey, bir olaya zorunlu olarak öngelen koşul. Hedef. Neden olmak. Sebebiyet vermek. Sebeb.

Occasion synonyms : social occasion, social event, photo opportunity, ceremonial occasion, reality check, occurrent, array, sleepover, photo op, exception, opportune moment, forming up, facility, age group, achievement motive, red letter day, considerations, ambiences, aroma, aromas, expediencies, motived, induce, circumstance, lieu, file, penuries, behavior, exigence, bank, motivation, acculturation, conjunctures.

Occasion ingilizce tanımı, definition of Occasion

Occasion kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Occurrence. As, to occasion anxiety. Incident. A falling out, happening, or coming to pass. To cause. Hence, that which falls out or happens. To produce. To induce. To give occasion to.