Neighbour türkçesi Neighbour nedir
Neighbour ile ilgili cümleler
English: Our neighbour bought himself a charming horse.
Turkish: Komşumuz kendini büyüleyici bir at satın aldı.
English: The other day I met my former neighbour in the city.
Turkish: Geçen gün kentte eski komşuma rastladım.
English: Jale spent a couple of hours chinwagging with her neighbour over the fence.
Turkish: Jale çit konusunda komşusu ile çene çalarak birkaç saat geçirdi.
English: You will love your neighbour as you love yourself.
Turkish: Komşunu, kendini sevdiğin gibi seveceksin.
English: "Love your neighbour as yourself" is a quotation from the Bible.
Turkish: "Komşunu kendin gibi sev" cümlesi İncil'den bir alıntıdır.
Neighbour ingilizcede ne demek, Neighbour nerede nasıl kullanılır?
Neighbour node : Komşu düğüm.
Beggar thy neighbour policy : Ülkelerin kendi üretim ve işlendirme düzeylerini korumak ya da artırmak için dışalımı kısıtlayıcı önlemler ve devalüasyon uygulamalarıyla bir yandan toplam istemi yabancı mallardan yerli mallara doğru kaydırması diğer yandan dışsatımı artırması sonucu ticaret ortaklarında dış ticaret açığına ve işsizliğe yol açan politika. Komşuyu zarara sokma politikası.
Beggar my neighbour : Bir kağıt oyunu. Komşuyu dilendirme politikası.
Next door neighbour : Kapı komşu.
Neighbourhood : Belirli bir yerde, bir mahallede yaşayan ailelerin doğum, evlenme, sünnet, yıkım ve ölüm sırasında; ev yapımında, ekip biçmede, araç -gereç sağlanmasında; çocukların, delikanlıların, yaşlıların, dulların, genç kızların gözetim ve bakımında; hakların korunmasında birbirlerine yardım etmeleri, dayanışmaları. Çevre. Konu komşu. Sınırlı bir alan içinde yer alan, daha çok kişisel ve yüz yüze ilişkilerin egemen olduğu küçük insan topluluğunun durumu. Yakın. Komşular. Civar. Yöre. Mahalle. Merkezi yer.
Neighbourly : Komşu gibi. Dostça. Komşuya yakışır.
Neighbourliness : Komşuluk. Dostluk. Komşu muamelesi.
Neighbourhoods : Komşular. Çevre. Civar. Muhit. Semt. Merkezi yer. Komşuluk ilişkileri.
Neighbours : Komşular.
In the neighbourhood of : Aşağı yukarı. Yaklaşık olarak.
İngilizce Neighbour Türkçe anlamı, Neighbour eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Neighbour ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Lateral : Yan kanal. Yan taraftan (yanal hareket gibi). Lateral. Kol kanal. Yanlara ait, yanla ilgili, lateral, yan. . Yana ait. Yandan. Yanal. Bir hayvanın ya da bir parçasının bir eksene göre yan bölgesi. lateral.
Bear down on : Üstüne varmak. Sıkıştırmak (azarlayarak veya ısrarla). -e ilerlemek. Bir başka tekneye doğru yol almak. Büyük çaba harcamak. -e doğru gelmek. Ağır gelmek. -i çok etkilemek. Üstüne gelmek.
Conterminous : Sınırdaş. Aynı sınırları olan. Ortak sınırları olan. Ortak sınırı olan. Hemhudut. Hem sınır. Aynı bölgeye sahip olan. Aynı sınırlara sahip olan. Sınırında.
Live : Akım açık. Sürmek (yaşam veya ömür). Geçinmek. Yaşamak. Geçirmek. Elektrik akanının geçmekte olduğunu belirtir deyim. elektrik tehlikesine karşı uyarı. İkamet etmek. Hayatın tadını çıkarmak. Yaşamak (hayat). Hayatta kalmak.
Accompanies : Beraberinde (bir şeyi) getirmek. Arkadaşlık etmek. Beraberinde gitmek. Refakat etmek. İle beraber yapmak. Aynı anda yapmak. Eşlik etmek. Ardından gelmek. Birlikte olmak.
Lateralis : Yanal.
Approximating : Andırmak. Andıran. Benzetme. Benzemek. Andırma. Benzeme. Benzeyen.
March : Düzenli adımlarla yürümek. Yürüyüş yapmak (topluca). Yürünen mesafe. Türk devletlerinde genel olarak sınır ya da sınır boylarındaki eyalet ve sancaklara verilen ad. Mart ayı. Gösteri yürüyüşü. Sınır. Yürüyüş (topluca). Önüne katmak.
Asquint : Yan yan (bakış). Şaşı gibi. Göz ucuyla (bakış). Şehla.
Laterals : Yana ait. Yan parça. Yan taraftan (yanal hareket gibi). Yan ünsüz. Yandan. Lateral. Yanal. Yan dal. Kol kanal.
Neighbour synonyms : butt against, butt on, be touching, abuts, flank, closer, communicates, butt, approaches, flanks, come up, bias, approach, by, adjoined, coterminous, adjoins, askew, adjoint, neighbored, adjacent to, accompany, communicate, contiguous, batch, joneses, communicated, come near, the joneses, connected, cockeyed, conjuncts, bordering.

Bu kısımda Neighbour kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Neighbour ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Neighbour anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Neighbour ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.