Northern türkçesi Northern nedir

  • Kuzeyde meydana gelen veya yaşayan.
  • Kuzeyli.
  • Kuzeye ait.
  • Kuzey.
  • Kuzeyden gelen.

Northern ile ilgili cümleler

English: In the north, there's Scotland; in the south, England; in the west, Wales; and further west, Northern Ireland.
Turkish: Kuzeyde İskoçya, güneyde İngiltere, batıda Galler ve daha batıda da Kuzey İrlanda var.

English: Ali and Mary visited Northern Europe.
Turkish: Ali ve Mary, Kuzey Avrupa'yı ziyaret ettiler.

English: Hokkaido is in the northern part of Japan.
Turkish: Hokkaido Japonya'nın kuzey kesiminde yer almaktadır.

English: February 7th is Northern Territories Day in Japan.
Turkish: 7 Şubat Japonya'da Kuzey Bölgesi Günü'dür.

English: More people live in the northern part of the city.
Turkish: Bu kentin kuzey kesiminde daha fazla insan yaşar.

Northern ingilizcede ne demek, Northern nerede nasıl kullanılır?

Northern blot analyses : Northern blot analizi. Rna parçalarının elektroforezle jelde göç ettirilmeleri, nitroselüloz veya naylon zara aktarılmaları ve bu zardaki özgül rna dizilimlerinin belirlenmesi.

Northern blotting : Southern lekeleme tekniğinin rna parçalarını ayırmak için kullanılan değişik bir şekli. elektroforezle ayrılan rna parçalarının özel bir filtreye geçirilmesi ve sonra radyoaktif rna ya da tek iplikli dna ile melezlenmesi tekniği. Northern lekeleme tekniği.

 

Northern fowl mite : Birçok evcil ve yabani kanatlıda parazitlenen akar türü, ornithonyssus sylviarum. Kuzey kümes akarı. Kanatlı hayvanların yuvalarına yerleşerek, konakçıda kaşıntılara yol açmakla birlikte, deriye oburca üşüştüğü sanılmayan, küçük örümceğimsi. Tüy akarı.

Northern furseal : Deniz ayısı. Etçiller (carnivora) takımının, iri kulaklıgiller (otariidae) familyasından, 1.5- 5 cm kadar uzunlukta, uzun ve yumuşak tüylü, postu değerli, güney pasifik okyanusu'nda yaşayan bir tür.

Northern green pheasant : Yeşil sülün. Ana vatanı japonya, havai adaları olan, seyrek ormanlar ve tarım arazileri kıyılarında yaşayan av sülünü.

Great norther diver : Kuşlar (aves) sınıfının, dalgıç kuşları (gaviiformes) takımının, dalgıç kuşugiller (gaviidae) familyasından, 95-100 cm kadar uzunlukta, amerika ve avrupa'nın kuzeyinde yaşayan bir tür. Buzdalgıcı.

Northernmost : En kuzeydeki.

Northerns : Kuzeyde meydana gelen veya yaşayan. Kuzeye ait. Kuzeyden gelen. Kuzey. Kuzeyli.

The northern hemisphere : Kuzey yarıküre.

The northern crown : Kuzey göklerindeki takım yıldızı. Kuzey çelengi. Kuzeytacı (takımyıldızı).

İngilizce Northern Türkçe anlamı, Northern eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Northern ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Blue : Deniz. Mavi yapmak. Mavi. Çivitlemek. Çarçur etmek. Üzgün. Morali bozuk. Açık saçık. Morarmış. Blue.

The north : Bir kıta veya ülkenin kuzey kesimleri. Pusulada güneyin zıttı olan istikamet. Doğan güneşe karşı durduğunda bir kimsenin sol tarafı.

 

The americas : Güney ve kuzey amerika. Amerikalar. Orta ve güney amerika anakarası. Amerika kıtası. Güney amerika ve kuzey amerika.

Northerners : Kuzeyli kimse.

Boreal : Şimali. Poyraz ile ilgili. Kuzey rüzgarı.

Spanish america : Orta ve güney amerika'daki ispanyolca konuşan ülkeler.

North : Kuzeyinde. Şimal. Kuzey tarafta. Kuzeyden esen. Kuzeye bakan. Kuzeye. Kuzeyde. Kuzeydeki.

Norther : Kuzey rüzgarı. Kuzeyden gelen fırtına.

Union : Darülaceze. Bilezik (boru). İttifak. Bileşim. Dernek. Rakor. Vida yuvası. İl, kent ve köy gibi yerel yönetim birimlerinin, bir ya da birden çok sayıdaki görevlerini daha iyi yerine getirmek amacıyla, yasalar uyarınca kimi kaynak ve örgenlerini birleştirerek oluşturdukları örgüt. birliklerin de, kent yönetimleri gibi, başkanları, genel kurulları ve yönetim kurulları bulunur. Boruları döndürmeden eklemeyi sağlayan bir bağlantı parçası.

Northern synonyms : septentrion, americas, septentrional, upstate, norths, northerly, northerns, federal, yankee, northers, northerner, nordic.

Northern zıt anlamlı kelimeler, Northern kelime anlamı

Southern : Güneyli. Güneye ait. Güney.

South : Güneyden gelen. Güneye. Az gelişmiş ülkeler. Güneye doğru. Güneyden esen. Güney ülkeleri. Lodos. Güney. Güneyden.

Northern ingilizce tanımı, definition of Northern

Northern kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Being in the north, or nearer to that point than to the east or west. Of or pertaining to the north.