Not to say türkçesi Not to say nedir

  • Söylememek.
  • Hem de.

Not to say ile ilgili cümleler

English: Ali decided not to say anything else.
Turkish: Ali başka bir şey söylememeye karar verdi.

English: Ali asked me not to say anything.
Turkish: Ali benden herhangi bir şey söylemememi rica etti.

English: Ali made me promise not to say anything to Mary.
Turkish: Ali Mary'ye bir şey söylememem için bana söz verdirdi.

English: Ali promised not to say anything.
Turkish: Ali bir şey söylememeye söz verdi.

English: Ali made me promise not to say anything.
Turkish: Ali hiçbir şey söylemememe söz verdirdi.

Not to say ingilizcede ne demek, Not to say nerede nasıl kullanılır?

Not : Yok. Olmayan. Emes. Asla. Değil. Gayri. Yoksa.

To : İle. Karşı. Oranla. Arasında. Ye. Göre. -e göre. Kala. İla. Ya.

Say : Laf. Demek. Farzetmek. Söz. Okumak. Buyurmak. Okumak (dua). Son söz. Varsaymak. Tekrarlamak.

Not to be about to : -memek üzere olmak.

Not to be advisable : Akıl karı bir iş olmamak.

Not to give a fuck : Siklememek. Sikine takmamak.

Not to make a peep : Gık dememek. Gıkı çıkmamak.

Not to care a whit : Birinin hiç umurunda olmamak.

Not to have a stitch on : Çırılçıplak olmak.

Not to be sure : Tam olarak bilmemek. Emin olmamak.

İngilizce Not to say Türkçe anlamı, Not to say eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Not to say ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hold back : Kendini tutmak. Geri tutma. Zapt etmek. Çekinmek. Gizli tutmak. Durdurmak. Saklamak. Tutmak. Zaptetmek. Tedbirli olmak.

Eke : Dahi. Artırmak. Katlamak. Eklemek. İkmal etmek.

Keeping back : Barındırmak. Tutmak. Alıkoymak. Geciktirmek. Biriktirmek. Arka planda kalmak. Geride kalmak. Saklamak. Önlemek.

Keep silent : Sükut etmek. Sessiz kalmak. Susmak. Suspus olmak. Çıt çıkarmamak. Ağzına kilit vurmak. Sesiz kalmak. Açığa vurmamak (bilgi, sır, vs.).

Keep back : Saklamak. Arka planda kalmak. Barındırmak. Tutmak. Gizlemek. Alıkoymak. Durdurmak. Önlemek. Vermemek.

As well as : Yanısıra. Hem ... hem de. Kadar iyi. Böyle olmakla birlikte. Olmakla birlikte. Kadar. Yanı sıra. Hem. İle birlikte.

Besides : Üstelik. Bir de. Bunun yanısıra. Zaten. Başkaca. Bundan başka. -e ilaveten. Bunun yanı sıra. Bunun yanında.

Besides that : Bunun yanında.

Kept back : Biriktirmek. Arka planda kalmak. Önlemek. Tutmak. Gizlemek. Geride kalmak. Geciktirmek. Barındırmak. Saklamak.

In addition : Ek olarak. Fazladan. Üste. Bir de. Ayrıca. Bundan başka. Yanında. Üstelik. Bununla beraber.

Not to say synonyms : and also, to boot, at that, nay, and what is more, and besides, also, moreover.