Nub türkçesi Nub nedir

Nub ile ilgili cümleler

English: The prime minister fell into the Danube and drowned.
Turkish: Başbakan Tuna ırmağına düşüp boğuldu.

English: In 1342, the cities on the Rhine, Main, and Danube were plunged into a flood of biblical proportions. Thousands of people lost their lives.
Turkish: 1342 yılında, Ren, Main ve Tuna üzerinde şehirler İncildeki oranlarda bir sel buhranına kapıldı. Binlerce insan hayatını kaybetti.

Nub ingilizcede ne demek, Nub nerede nasıl kullanılır?

The nub : Esas. Püf noktası.

Nubbin : Gelişmemiş meyve veya mısır koçanı. Küçük mısır başağı. Gelişmemiş meyve. Bitkilerde gelişmemiş yumru.

Nubbins : Küçük mısır başağı. Gelişmemiş meyve. Gelişmemiş meyve veya mısır koçanı. Bitkilerde gelişmemiş yumru.

Nubble : Yumru (ufak). Ufak yumru. Yumru.

Nubbles : Yumru (ufak). Yumru. Ufak yumru.

Nubilities : Evlenme çağı. Nubilite. Cinsel gelişimini tamamlayarak doğum yapabilecek yaşa erişmiş olma. Erginlik.

Nubia : Mısır'ın güneydoğusunda bir göl. Kuzeydoğu afrika'da bir bölge. Afrika'nın kuzeydoğusunda bir bölge. Afrika'nın kuzeydoğusunda tarihi bir krallık.

Nubias : Kuzeydoğu afrika'da bir bölge.

Nubby : Kaba ve düğümlü dokusu olan. Tanecikli. Kaba. Yumrulu. Topaklı.

 

Nubblier : Yumrularla dolu.

İngilizce Nub Türkçe anlamı, Nub eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Nub ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Kernel : Evin. İç. Cevher. Öz. Tahıl tanesi. Çekirdek. Tane. Habbe. Ruh.

Basement : Temel. Bir yapının, yol düzeyinin altında kalan katı. Oturtmalık. Bodrum. Taban. Bodrum kat. Özül. Ziri zemin. Zemin kat.

Calculi : Taş (böbrek, safrakesesi vb). Hesap.

Basilar : Asıl. Temel oluşturma. Baziler. Temel oluşturan. Temel ile ilgili. Temele özgü. Temel.

Gist : Meselenin ruhu. Özet. Anafikir. Ana fikir. Asıl. Ana çekitler. Esas anlam. Öz. Başlıca fikirler. Hulasa.

Cupola : Küçük kubbe. Kümbet. Döküm ocağı. Kubbe. Kupola. Kupol ocağı. Ufak kubbe. Kupol. Zırhlı kule.

Apophysis : Apofiz. Derinlerdeki büyük magma kütlelerinden ya da damardan yanlardaki kayaçların içine doğru kama gibi giren ve genel olarak bunlarla bağlantısı olan kol biçiminde uzantı. Kol uzantı. Uzantı. Genellikle kasın bağlandığı kemik üzerindeki çıkıntı. çam kozalaklarının tohum taşıyan pullarının kaidesindeki çıkıntı. s.mantar hiflerinin üreme organları altındaki çıkıntı. 4.bazı yosun (bryophyta) kapsüllerinin tabanındaki şişkinlik. Yumru, şiş, kamburluk. Kemiksel büyüme ya da şişme (anatomi terimi). Biyoloji, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Apofizis.

Bolus : Top. Kapsül. Lokma. Nükleer enerji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bolus. Yoğunluğu ve atom numarası dokununkine eşdeğer olan ve radyoterapide kullanılan dolgu maddesi. Bol. Küme, kitle. bol. İri hap. Büyük hap.

 

Concretion : Kireçtaşı yumrusu. Birleşme. Bütünleşme. Karst bölgelerinde, karbon dioksitli suların yüzeyde ya da mağaralar içinde türlü biçimler altında oluşturdukları kireçli tortulaşma. Katılaşmış madde. Dondurulmuş cisim. Taş. Katılaşma.

Core : Çekirdeğini çıkarmak. Öz yapı. İç. Meyve göbeği. Eşelek. Göbeğini almak. Akımsal mıknatısların kangallarının sarıldığı yumuşak demirden, çoğu zaman halka biçimli parça. Öz. Dolgu. Göbek.

Nub synonyms : cognitive content, mental object, haecceity, clue, basis, bodying, bare bones, beginnings, meat, essence, chunk, content, gallnut, cob, excrescences, pith, floccules, nep, clues, clueing, nitty gritty, cake, gallnuts, marrow, floccule, cobs, piece, condylus, burl, excrescence, basal, centre, broad.

Nub ingilizce tanımı, definition of Nub

Nub kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A knob. To push. Also, the point or gist, as of a story. Also, to beckon. To nudge. A protuberance. A jag, or snag.