Obeyance türkçesi Obeyance nedir

Obeyance ingilizcede ne demek, Obeyance nerede nasıl kullanılır?

Obeyable : Yapılabilir. Riayet edilebilir. Yerine getirilebilir (emir hakkında).

Obey dictates : Emirlere uymak. Emirlere itaat etmek.

Obey orders : Emirlere itaat etmek. Emirlere uymak.

Obey the law : Yasalara uymak. Kanunlara uymak.

Obey the rule : Kurala uymak.

Obeyers : Söz dinleyen kimse. Özenli kimse. İtaatkar kimse.

Obeyed : İtaat etmek. Sadakat göstermek. Riayet etmek. Dinlemek. Uymak. Söz dinlemek.

Obeyer : Özenli kimse. İtaatkar kimse. Söz dinleyen kimse.

Obeyed him : Onun yapmasını söylediği gibi yaptı. Onun isteklerine boyun eğdi. Ona itaat etti.

Obeys : Söz dinlemek. Denileni yapmak. -e uymak. Biat etmek. Uymak. Tanımak. Dinlemek. Sadakat göstermek. İtaat etmek. Riayet etmek.

İngilizce Obeyance Türkçe anlamı, Obeyance eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Obeyance ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bows : Pruva. Reverans. Başla selamlama. Fiyonklar. Baş.

Submissions : Arz. Öneri. İbraz. Bildirme. İddia konusu şey. Teklif. Sunulan şey. İddia. Uysallık.

Accommodation : Belirli bir uzaklıktaki bir nesneye bakmak için gözde (genellikle) kendiliğinden olan değişme. Sağlama. Uzlaşma. Borç. Yatakhane. Çözme. Bulma (para vb.). Halletme. Yatacak yer. Kolaylık.

 

Compatibility : Kabili telif. Barışıklık. Geçim. Bağdaşım. Bağdaşabilirlik. Uyarlık. Bir bilgisayar dizgesinde geliştirilmiş yazılım ürünlerinin başka bir bilgisayar dizgesinde değiştirilmeden kullanılabilmesi durumunda iki dizge arasındaki kullanım bakımından geçiş kolaylığı. Renkli ve siyah-beyaz televizyon imlerinin birbirine dönüştürülebilme niteliği. renkli ya da siyah-beyaz televizyon almacının, kendine ilişkin olmayan televizyon imini siyah-beyaz olarak verebilme niteliği; yani, siyah-beyaz almacın, renkli yayını siyah-beyaz olarak, renkli almacın da siyah-beyaz yayını siyah-beyaz olarak aktarabilmesi. Uygunluk.

Observance : Dini tören. Ayin. Yönteme, düzene uyma, boyun eğme. Töre. Örf. İfa. Gözetim. Riayet.

Compliancies : Uysallık. Yumuşak başlılık.

Suspension : Boykot. Geçici olarak durdurma. Süspansiyon askı. Durdurulma. Süspansiyon. Tekerlekleri gövdeye bağlayan, yaylanmaya olanak veren düzenek. Ödemenin kesilmesi. Bir sıvıda brown devininiminin etkisiyle sürekli devinip dibe çökmeyen, çok küçük katı taneciklerini içeren iki evreli dizge. Asma. Futbol, biyoloji, hukuk, fizik, kimya, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Inactivity : Etkisizlik. Tembellik. Tesirsizlik. Üşengeçlik. Durgunluk. Hareketsizlik. Avarelik.

Abidance : Uygunluk. İkametgah. Oturma. Yaşam. Uysallık. Teslimiyet. Verilen emirleri dinleme.

Attunement : Duruma uyma. Uyumlu hale gelme.

Obeyance synonyms : standdown, resignation, obeying, compliancy, compliance, subordination, agreements, subjection, according, resignations, deference, adaptations, obedience, submission, conformance, inactiveness, compatibilities, truckling, adaptation, subordinations, deferral, agreement, moratorium, stand down, tameness, submittance, compliances, adherence, bow, inaction, cold storage, indulgences, indulgence.

 

Obeyance zıt anlamlı kelimeler, Obeyance kelime anlamı

Disobedience : Başkaldırma. Serkeşlik. İtaatsizlik. Söz dinlemezlik. Uymama. Direniş. Riayet etmeme. Asilik. Karşı gelme.

Action : Yönetmenin oyunculara bir çevirimin başında verdiği komut; oyuna başlama komutu. Olgu. Bir film kuşağında sese karşı görüntü bölümünü belirtmekte kullanılan genel terim. tv. televizyon yayınında sese karşı görüntüyü belirtmekte kullanılan genel terim. Etki. Devinim. Telli çalgılarda, normalden yüksekliği çalım zorluğuna, normalden alçaklığı ise ses kalitesinde azalmaya neden olan, tel ve klavye arası mesafe. Çarpışma. Eylem. Öykülü bir filmin, bir televizyon oyununun konusunu oluşturan olaylar dizisi. bu konuyu başlatan, geliştiren, sonuca ulaştıran olayların sıralanmasından oluşan durum. Oyuncunun sahne üzerindeki hareketler dizisi. oyunun temasını hareketlendiren gelişim. bir hareketin aksiyon olabilmesi için itici bir nedenden çıkması gerekir. olay dizisi. oyunun öyküsü. dış aksiyon : göze yönelen hareketler bütünü. iç aksiyon : düşünce ve duyguya yönelen davranışlar ve ilişkiler bütünü. eylem.

Activity : Etkinlik. Kuvvet. İşlem. Hareketlilik. Bir ışımetkin çekirdeğin içinde oluşan çekirdeksel bozunumların birim zamana düşen sayısı, bk. ışımetkinlik. Faaliyet. Kimyasal gerilimi logaritmik olarak veren nicelik. Hareket halinde olma. Eyleyim. İnsanın, çevresiyle arasındaki ilişkileri kuran, düzenleyen ve denetleyen eylemleri.

Obeyance antonyms : activeness.