Objectives türkçesi Objectives nedir

Objectives ile ilgili cümleler

English: We have three objectives.
Turkish: Üç amacımız var.

English: The men achieved their objectives.
Turkish: Erkekler amaçlarına ulaştı.

Objectives ingilizcede ne demek, Objectives nerede nasıl kullanılır?

Management by objectives : Hedeflere! göre yönetim. Amaçlara göre yönetim. Amaçlar doğrultusunda yönetim. Hedeflere göre yönetim. Hedeflerle yönetim.

Objective camera : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Alıcının, konuyu yansız bir tanık gibi, üçüncü tekil kişinin görüş noktasından aktarmasıyla ortaya çıkan durum. öznel anlatışın karşıtı. Nesnel anlatış.

Objective case : Nesne. İsmin-i hali. İsmin i hali. Nesne durumu. Belirtme durumu.

Objective clause : Fiilin nesnesi veya edat görevi olan yan tümce (gramer).

Objective criterion : Nesnel ölçüt.

Objective function : Objektif fonksiyon. Bir amacın nicel olarak ifade dilmesi. Amaç fonksiyonu. Amaç işlevi.

Objective method : Bir konuyu ya da sorunu, kişisel kanı ve eğilimlerin etkisi altında kalmaksızın, sadece olgulara dayanarak ele alış, inceleyiş ve öğretiş yolu. Nesnel yöntem.

Objective examination : Nesnel sınav. Değerlendirici durumda olan kimselerin özel kanı ya da yargılarının hiç bir biçimde sonucu etkilemediği ve değerlendirici sayısı çok olsa bile değişik sonuçlar elde etmenin söz konusu olmadığı sınav türü.

 

Objective lens : En az iki mercekten oluşan dizge. fotoğraf makinelerinde, film gösteri makinelerinde ve benzeri aygıtlarda bulunur. Görüntü merceği. Mercek dizgesi. Objektif mercek.

Objective probability : Nesnel olasılık. Bir olayın göreli sıklığı ya da tüm durumlar içinde belirme oranı. bk. öznel olasılık.

İngilizce Objectives Türkçe anlamı, Objectives eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Objectives ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Destinations : Sevkiyat limanları. Nereye. Varış yeri. Gidilecek yer. Varma limanları. İstikamet.

Goal : Ayaktopu oyununda oyuncuların topu içine sokmaya çalıştıkları, 2,44 m. yükseklikte birbirine koşut iki dikey direk ile bunların üzerine bindirilmiş 7,32 m. uzunluğundaki yatay bir direkle sınırlanmış, arka ve yan yüzeyleri ağla kapatılmış oylum. İdeal. Gol. Hapishane. Murat. Sayı.

Electron lens : Elektronik mercek. Elektron merceği. Bir yüzleri yuvarsal, öbür yüzleri yuvarsal ya da düzlem olan, camdan yapılma ve bir ışık demetini kırılmaya uğratarak belli bir noktaya düşüren saydam cisim. (en az iki mercekten oluşan mercek dizgesine objektif denilmekle birlikte, ingilizcede her ikisi için de aynı terimin kullanıldığı göz önüne alınarak bu sözlükte hep mercek terimi kullanılmıştır). tv. bir elektron demetini tıpkı optik mercek gibi saptırabilen mıknatıslı alan dizgesi; elektronik mercek. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Çınca merceği.

 

Butt : Maskara. Dip kısım. Sap. Kafa atmak. Karışmak. Nişan. Popo. Süsmek. İzmarit.

Clinical : Kliniğe, hastaya ait olan. Klinikle ilgili. Umursamaz. Soğuk. Tarafsız. Hasta başında yapılan. Soğukkanlı. Klinikal. Klinik.

Camera lens : Kamera merceği. Alıcı merceği. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Alıcılarda, aktarılacak konunun görüntüsünü alıcı içinde gerekli yere düşüren mercek.

Goaling : Gol. Gaye. Hapishane. Sayı. Murat. Kale.

Bulls eye : Büyük ve yuvarlak şekerleme. Nişan tahtasının ortası. Kısa odaklı mercek. Kamarada yuvarlak pencere. Kamara penceresi. Hedef merkezi. Lumbuz. Hedefin merkezi. Lomboz.

Bournes : Ülke. Su. Diyar. Dere. Gaye. Çay. Sınır. Memleket.

Objectives synonyms : nonsubjective, cockshot, bourn, lensing, impersonal, objected, end, cause, accusatives, business, point, impartial, object, intention, accusative, article, ends, bourns, thing, detached, neutral, body, goals, consummations, even handed, condenser, thang, bourne, lenses, targets, lense, objects, promised land.

Objectives zıt anlamlı kelimeler, Objectives kelime anlamı

Subjective : Kişiye göre değişen. Özneyle ilişkisi olan; öznede oluşan. nesnelerin gerçeği yerine öznenin düşünce ve duygularına dayanan. Kişisel bakış açısı ile ilgili. Sübjektif. Düşsel. Subjektif. Öznel. Yalnız hasta tarafından algılanan. Eğitim, veterinerlik alanlarında kullanılır. Hayali.

Unreal : Düşsel. Gerçek dışı. Gerçekdışı. Sanal. Gerçek olmayan. Hayali. Sahte. Asılsız.