Oldness türkçesi Oldness nedir

Oldness ile ilgili cümleler

English: Only one who lives here, knows the coldness.
Turkish: Sadece burada yaşayan soğuğu bilir.

English: He had the boldness to ignore the teacher's advice.
Turkish: Onun öğretmenin tavsiyesini görmezden gelme cesareti vardı.

Oldness ingilizcede ne demek, Oldness nerede nasıl kullanılır?

Boldness : Gözüpeklik. Küstahlık. Cüret. Ataklık. Yüreklilik. Cüretkarlık. Utanmazlık. Cesaret. Pervasızlık. Yüzsüzlük.

Coldness : Kayıtsızlık. Bürudet. Soğukluk.

Manifoldness : Bolluk. Çeşitlilik.

Old age : İhtiyarlık. Yaşlılık. Sosyal güvenceler anlamında güvencelinin belirli bir yaşa gelmesi ya da geçmiş sayılması ve belirli bir süre güvenceliliğinin süregelmiş olması, belirli bir süre kesenek ödemiş olması durumu. Yaşlılık dönemi. Kocalık.

Old age annuity : Emekli maaşı.

Old and young : Tüm yaşlara ilişkin. Yaşlılar ve gençler. Genç yaşlı herkes.

Old and tried : Teste dilmiş ve onaylanmış. Tecrübeli.

Old bag : Moruk. Çirkin kadın. Yaşlı huysuz kadın.

Old bachelor : Evli olmayan yaşlı erkek.

Old age insuarence : Yaşlılık sigortası. Çalışanlara emekli olduktan sonra aylık veya toptan ödeme sağlayan sigorta türü.

 

İngilizce Oldness Türkçe anlamı, Oldness eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Oldness ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Agedness : Yaşamın son yollarında olma niteliği. Yaşlılık.

Seniority : Kıdem. Öncelik. Bayrılık. Yaşça büyüklük. Üstlük. Kıdemlilik. Büyüklük. Bir işte daha deneyimli ve daha eski olma.

Shabbiness : Adilik. Eski püskülük. Süflilik. Kılıksızlık. Pejmürdelik. Alçaklık.

Seniorities : Büyüklük. Yaşça büyüklük. Öncelik. Bir işte daha deneyimli ve daha eski olma. Bayrılık. Üstlük. Kıdemlilik. Kıdem.

Longevity : Canlının ne kadar süreyle yaşayabildiği. Yaşam süresi. Uzun yaşam. Dayanıklılık. Uzun ömürlü olma. Uzun ömür. Yaşam süresinin uzunluğu. Uzun ömürlülük. Ömür uzunluğu.

Hoar : Havadaki su buğusunun yerde, bitkiler, ağaçlar ve öteki nesneler üzerinde donmasıyla oluşan ince buz kırılcaları. Kırağı. Yaşlılık. Kır. Beyaz. İhtiyar. Ak saçlı. Saygıdeğer.

Age : Yaşlanmak. Bir gökcisminin oluşmaya başladığı günden bugüne dek geçirdiği zaman süresi. Asır. Biyoloji, coğrafya, uzay alanlarında kullanılır. Yaşlandırmak. Çağ. Yaş. Yıllanmak. Reşit olma. Eskitmek.

Datedness : Bayatlık. Demodelik. Antikalık. Eskimişlik.

Senility : Senilite. Bunaklık. Yaşlılık, ihtiyarlık, güçsüzlük. Yaşlılık zafiyeti. İkinci çocukluk. İhtiyarlık. Yaşlılıktan kaynaklanan beden ve bilinç zayıflığı. Güçsüzlük. Bunama.

Senescence : Sonuçta ölüme götüren karmaşık yaşlanma olayı. Yaşlılık. İhtiyarlık. Bunama. Aşırı olgunlaşma. Senesans. Yaşlanma.

Oldness synonyms : card holder, obsoleteness, fust, archaism, mustiness, old fashionedness, time of origin, slipshodness, staleness, wornness, antiquity, antique, vintage, standings, cardholders, cardholder, hoariness, antiqueness, fustiness, ancientness, card cabinet, decrepitude, superannuation.

 

Oldness zıt anlamlı kelimeler, Oldness kelime anlamı

Newness : Yeni olma. Yenilik. Tazelik.

Freshness : Körpelik. Taravet. Dirilik. Yenilik. Sululuk. Serinlik. Tazelik. Acemilik.

Oldness antonyms : youngness.

Oldness ingilizce tanımı, definition of Oldness

Oldness kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The state or quality of being old. Old age.