Oncomings türkçesi Oncomings nedir

Oncomings ingilizcede ne demek, Oncomings nerede nasıl kullanılır?

Oncoming traffic : Karşıdan gelen trafik. Karşı yönden gelen trafik.

Oncoming : Yetişmekte olan. Gelen. Yaklaşan. Yaklaşma. İlerleyen. Gelecek. Yaklaşmakta olan.

Oncomiracidium : Onkomirasidyum. Monogenetik trematodların silyumlu larvası.

Concomitance : Eşlik. Beraberinde olma. Konkomitans. Birlik. Eşlik etme.

Concomitant : Beraberinde gelen. Konkomitant. Yardım eden. Beraberindeki. Doğal sonuç. Beraberinde gelen şey. Birbirine bağlı. Birlikte olan. Eşlik eden. Bir olaya eşlik eden başka olaylar.

Noncombatants : Orduda silah taşımayan erler. Muharip olmayan asker. Bir savaş birliğine ait olmayan asker.

Method of concomitant variations : Birlikte değişmeler yaklaşımı. Belli bir biçimde değişen bir olguya bağlı olarak bir başka olgunun da belli bir biçimde değişmesi durumunda, birinin neden, ötekinin sonuç olduğunu ya da bu olgular arasında nedensel ilişki bulunduğunu söyleyen gerçekleme yaklaşımı, bk. gerçekleme.

Concomitantly : Birlikte. Beraberinde. Eşlik eden bir şekilde. Aynı zamanda. Dolaysıyla. Bir arada.

Noncombatant : Savaş dışı. Muharip olmayan. Savaşa katılmayan. Bir savaş birliğine ait olmayan. Savaş dışı kimse. Savaş zamanında sivil olan kimse. Geri hizmetlerde görevli kimse. Savaşta kullanılmayan. Orduda savaşa katılmayan asker. Gayri muharip.

 

Noncombat : Çarpışmayan. Bir savaş birliğinin parçası olmayan. Mücadele etmeyen. Savaşmayan.

İngilizce Oncomings Türkçe anlamı, Oncomings eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Oncomings ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Approximations : Yakınlık. Tahminler. Tahmin.

Next : Önümüzdeki. Bitişik. Bir dahaki. Daha sonra. Sonraki. Müteakip. Ertesi. Ardından gelen. En bitişik. Bir sonra.

Imminence : Yakınlaşma. Zuhur ve vukuu yakın olma. Yaklaşan tehlike. Yakın olma. Olmak üzere oluş. Yakınlık.

Progressives : İleri giden. Yenilikçi. İlerici. Tedrici. Terakkiperver. İlerleyici. İleri düşünceli kimse. İlerleyici (hastalık). İlerlemiş.

Inflowing : Ülke içine akan. Giren. İçe akış. İçeriye akma. Akış. Akın. İçeriye akış. Gelen. Ülkeye doğru akan. Ülkeye giren.

Impendent : Yakın. Tehdidi altında bulunduran. Göze görünen. Olması yakın. Her an gerçekleşecek olan. Yakında gerçekleşecek.

In : Tutulan. Çok moda olan. İçeri. Halinde. Dahili. İçeri doğru yönelen. Mevsimi gelmiş. İç. Da. İçine.

Approximation : Yakınlaştırma. Yaklaşım. Benzerlik. Tahmin. Yakınlık. Yaklaştırma. Uyumlulaştırma. Gözlem araçlarıyla elde edilen bilgilerin belli bir kesinlik ölçüsüne yaklaşma düzeyi ya da gözlem değerlerinin kalıplı tanım ya da simgelere uygun düşme durumu. -e yakın olma.

Approaching : Adımlama. Yakında olacak olan. Yanaşma.

Budding : Aşı. Gelişmekte olan. İlkel yapılı hayvanlarda tomurcuk meydana getirerek yapılan eşeysiz üreme. Tomurcuklanan. İlerleme kaydeden. Omurgasız canlılarda tomurcuk meydana getirerek yapılan eşeysiz üreme. sentez adımlarını tamamlamış zarflı virüslerin çoğaldıkları hücrelerden dışarıya salınması veya bırakılması adımı. Tomurcuklayan. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Meslekte ilerleme.

 

Oncomings synonyms : far forth, coming, direction, processive, succeeding, comings, impendence, draw nearer, oncoming, inbound, futurity, elect, connivent, the future, advents, future, outlook, moving, fates, came up, hereafter, inward, passing, fortune, go ahead, buddings, onward, advancing, designate, fate, proceeded, coming up, futurities.

Oncomings zıt anlamlı kelimeler, Oncomings kelime anlamı

Past : Olmuş. -den sonra. Sabık. Geçkin. Yanından geçerek. Geçe. Geçmiş. Mazi. Ötesinde. Geçmişte kalan.

Outgoing : Gidiş. Sempatik. Üstün gelme. Canayakın. Ayrılan. Dışarı giden. İçi dışı bir. Kalkan. Cana yakın. Giden.

Present : Sunmak. Sahnede göstermek. Hukuk, gramer, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Tanıştırmak. Mevcut. Bugünkü. Şu anki. Halihazır. Hediye. Göstermek.

Oncomings antonyms : nonmoving.