Concomitance türkçesi Concomitance nedir

Concomitance ingilizcede ne demek, Concomitance nerede nasıl kullanılır?

Concomitant : Konkomitant. Eşlik eden. Yardım eden. Birbirine bağlı. Beraberinde gelen şey. Bir olaya eşlik eden başka olaylar. Beraberindeki. Birlikte olan. Beraberinde gelen. Doğal sonuç.

Concomitant variations : İki olay arasında, birinin herhangi bir yönde gösterdiği değişmelerle birlikte ötekinin de aynı ya da ters yönde değişme göstermesi biçiminde beliren ilişki. Birlikte değişmeler.

Concomitantly : Bir arada. Birlikte. Beraberinde. Dolaysıyla. Eşlik eden bir şekilde. Aynı zamanda.

Method of concomitant variations : Belli bir biçimde değişen bir olguya bağlı olarak bir başka olgunun da belli bir biçimde değişmesi durumunda, birinin neden, ötekinin sonuç olduğunu ya da bu olgular arasında nedensel ilişki bulunduğunu söyleyen gerçekleme yaklaşımı, bk. gerçekleme. Birlikte değişmeler yaklaşımı.

Concomittant immunity : Premünisyon. Konkomittant bağışıklık.

İngilizce Concomitance Türkçe anlamı, Concomitance eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Concomitance ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Escort : Maiyet. Korumak. Kavalyelik etmek. Refakatçi. Refakat etmek. Eşlik etmek. Eşlik eden (koruma veya gözetim için). Eşlik etmek (korumak veya gözetmek amacıyla). Koruma.

 

Convoys : Katar. Konvoy. Refakat etmek. Yol arkadaşlığı. Birlikte gitmek. Yoldaşlık etmek. Kafile. Eşlik etmek. Korumak.

Escorting : Eşlik etmek. Korumak. Refakat etmek.

Waitings : Hizmet. Bekleyiş. İhtiyatlı. Refakat. Bekleniyor. Bekleme. Temkinli. Bekliyor.

Body : Büyük kısım. Bilgisayar, gitar, iktisat alanlarında kullanılır. Ceset. Bir sınıf veya bu sınıf içindeki bir grup. Heyet. Öz yankılı telli çalgıların içi boş geniş bölümü. Kurul. Nesne. Vücut.

Collaborations : İş birliği. İşbirliktelik. Uyum. İşbirlikçilik. İşbirliği. Birlikte çalışma.

Brothering : Beraberlik. Dadaş. Birader. Abi. Kardeş. Erkek kardeş. Can. Gardaş.

Brother : Erkek kardeş. Can. Birader. Dost. Arkadaş. Beraberlik. Din kardeşi. Abi. Aynı türkümün erkek üyesi.

Alliances : Dünürlük. Pakt. İttifak. Akrabalık. Anlaşma. Bağ. Birleşme. Antlaşma.

Attendance : Mevcut sayısı. Belirli bir izlencenin, belirli bir sinemanın, belirli bir dönemin ya da mevsimin izleyicilerini belirten sayı. Bakım. Hazır bulunma. Bulunan kişilerin sayısı. İzleyici sayısı. Katılım. Kumanda. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Concomitance synonyms : conjunction, collaboration, bloc, brotherhood, equalities, attendances, co occurrence, anschluss, waiting, companionship, companies, college, coincidence, associating, equality, association, collectiveness, concurrence, parity, alliance, convoy, accompaniments, consociation, company, batt, assn, escorts, bodies, accompaniment.

Concomitance ingilizce tanımı, definition of Concomitance

Concomitance kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The state of accompanying. Accompaniment.