Opportune moment türkçesi Opportune moment nedir

Opportune moment ingilizcede ne demek, Opportune moment nerede nasıl kullanılır?

Opportune : Vakitli. Vaktinde. Yerinde. Eyverişli. Tam zamanında olan. Hazır. Müsait. Uygun. Elverişli.

Moment : Bir özdekten, eksenden bir noktaya olan uzaklıkla, o noktadaki kıvıl yük, kütle gibi bir niceliğin çarpımından elde edilen nicelik türü (ucay kolcuğu, mıknatıs kolcuğu, eylemsizlik kolcuğu gibi). Kısa süre. Kuvvetin, bir cismi bir nokta ya da bir eksenin yöresinde döndürme etkisini belirleyen yönleçsel nicelik; döngü, kuvvet ile yerlem yönlecinin yönleçsel çarpımına eşittir. Önem. Bir sıklık dağılımında gözlemlerin ortalamadan ve herhangi bir başlangıç noktasından sapmalarının çeşitli üstellerinin sayal (aritmetik) ortalaması. Nüfuz. Hızıl. An. Fizik, kimya, uzay alanlarında kullanılır. Ehemmiyet.

Opportune remark : Doğru zamanda yapılan yorum. Uygun bir anda söylenen görüş.

Opportune time : Tav. Doğru zaman. Doğru an. Uygun zaman.

Opportunely : Tam zamanında. Uygun bir zamanda. Tam vaktinde olan.

Opportuneness : Yerindelik. Uygunluk. Elverişlilik.

İngilizce Opportune moment Türkçe anlamı, Opportune moment eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Opportune moment ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Contingence : Değme. Olasılık. Temas. Bitişme.

Flukier : Dönek. Tesadüf. Şansa bağlı. Kararsız.

Anneal : (metal) tavlamak. Tutuşturmak. Tav vermek. Sertleştirmek. Yakmak. Yumuşatmak. Tavlamak. Kızdırdıktan sonra yavaş yavaş soğutarak sertleştirmek. Tavlamak (metalurji terimi).

Humid : Nemli. Rutubetli. Tenli. Yaş. Nem.

Leisure : Boş zaman. Uyumak, yemek ve çalışmak için ayrılan zamanın dışında kalan zaman. dinlenmeye, gezmeye ve eğlenmeye ayrılan zaman. Tatil. Serbest zaman. İşsizlik. Boş zaman aktivitesi. Eğitim, iktisat alanlarında kullanılır. Serbestlik. İşçinin çalışma süresinin dışında kalan zamanı.

Tempers : Huy. Öfke. Keyif. Sinir. Çeliğe verilen su. Kıvam. Ruh hali. Huysuzluk.

Chancing : Denemek. Tesadüfen olmak. Olanak. Şans eseri olmak. Göze almak. Riske girmek. İhtimal.

Appropriate time : Punt.

Chance : Şans eseri olmak. Olayların özünde yer almayıp, başka olayların belli bir olay üzerindeki etkisinde yer alan ve ortaya çıkabileceği gibi çıkmıyada bilen özellik. Denemek. Göze almak. Talih. Olasılık. Şans eseri olan. Tesadüfen olmak. Bir olayın gerçekleşme olasılığının çok sayıda bağımsız etkenin zamandaş işleyişi sonucu olduğu ya da salt rastlantıya bağlı kaldığı durum. Tesadüfi.

Opportune moment synonyms : correct heat, auspiciousness, chanced, opportunity, annealing, fortune, opportune time, fluky, flukes, accidentalness, reheating, openings, flukey, leisures, opportunities, chances, facility, scope, temper, occasioning, occasion, anneals, fluke, kairos, good fortune, break, flukiest, convenience, room.