Opportune türkçesi Opportune nedir

Opportune ile ilgili cümleler

English: You have come at an opportune time.
Turkish: Uygun bir zamanda geldiniz.

English: Ali came at an inopportune time.
Turkish: Ali uygunsuz bir zamanda geldi.

English: He came at an inopportune time.
Turkish: O uygunsuz bir zamanda geldi.

Opportune ingilizcede ne demek, Opportune nerede nasıl kullanılır?

Opportune moment : Tav. Şans. Fırsat. Uygun zaman.

Opportune remark : Doğru zamanda yapılan yorum. Uygun bir anda söylenen görüş.

Opportune time : Doğru an. Tav. Doğru zaman. Uygun zaman.

Opportunely : Tam vaktinde olan. Uygun bir zamanda. Tam zamanında.

Opportuneness : Uygunluk. Elverişlilik. Yerindelik.

Opportunistically : Fırsatçı bir şekilde. Oportünistçe.

Inopportunely : Zamansız bir şekilde. Zamanı uygun olmayan bir şekilde. Uygunsuz bir biçimde. Uygun olmayan bir şekilde. Uygun olmayan bir zamanda.

Opportunistic : Oportünizmle ilgili. Fırsatçı ile ilgili. Oportünist. Oportünist ile ilgili.

Inopportune : Sırasız. Zamanlı zamansız. Mevsimsiz. Zamansız. Vakitsiz. Yersiz. Münasebetsiz. Uygunsuz.

Opportunist : Fırsatı değerlendiren kimse. Tırnaksız. Fırsat kollayan. Fırsat düşkünü. Fırsatçı. Opurtunist. Oportünist.

 

İngilizce Opportune Türkçe anlamı, Opportune eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Opportune ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Suitable : Olacak. Münasip. Uyan. İyi. Denk. Kip.

Apt : Münasip. Kavrayışlı. Mümkün. Yatkın. Çabuk kavrayan. Zeki. Hızlandırılmış taban sınaması. Eğimli.

Content : Doygun. Olumlu oy miktarı. Esas. Memnun. Öz. Mutlu etmek. Kapsam. Hoşnut. Türetme veya birleştirme yolu ile kurulan bir kelimede, o kelimeyi oluşturan kök, ek gibi ögelerden her birinin yeni kelimeye getirdikleri anlam katkısı: ince/ince+lik, somur-/somur-t-/somur-t-kan; anla-/anla-t-/anla-t-ıl-a+bilmek; ayak+kabı, deve+dikeni hanım+eli vb. yukarıdaki kelimeleri oluşturan ögelerden her biri birer anlam yükü taşımaktadır. Memnun etmek.

Immediate : Şu an ki. En yakın. Hemen. En yakın olan. Yakın. Acele. Araçsız. Derhal olan. Şimdiki.

Bon : Sevecen (fransızca). Güzel. İyi.

Agreeable : Uzlaşmacı. İyi. Münasip. Makbul. Uysal. Hoş. Anlaşmaya hazır. Razı. Kabul edilebilir.

Answerable : Cevap verilebilir. Yükümlü. Mesul. Sorumlu. Cevaplanabilir.

Favonian : Ilıman (iklim). Batı rüzgarına benzer. Batı rüzgarına ilişkin. Tatlı. Merhametli. Batı rüzgarı. Keyifli. Yumuşak.

Permitting : İzin verme. Olanak veren.

Apropos : Tam zamanında. Sırası gelmişken. -e ait. Hakkında. Zamanı gelmişken. Münasip. İle ilgili.

Opportune synonyms : gamest, befitting, accommodating, in due course of time, timeously, cut and dried, apter, adequate, genial, forthcoming, prosperous, adjusted, aptest, in place, congruent, friendliest, admissible, serviceable, congruous, ripe, handy, ready, finished, in good time, becoming, in due time, well timed, on schedule, favourable, handier, allowable, aptly, available.

 

Opportune zıt anlamlı kelimeler, Opportune kelime anlamı

Disadvantageous : Aleyhte. Zararlı. Mahzurlu. Zararına. Elverişsiz. Sakıncalı. Dezavantajlı.

Inopportune : Yersiz. Uygunsuz. Mevsimsiz. Vakitsiz. Zamanlı zamansız. Münasebetsiz. Zamansız. Sırasız.

Opportune ingilizce tanımı, definition of Opportune

Opportune kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Convenient. Ready. To suit. Timely. Hence, seasonable.