Opportune time türkçesi Opportune time nedir

  • Tav.
  • Doğru zaman.
  • Doğru an.
  • Uygun zaman.

Opportune time ile ilgili cümleler

English: Ali came at an inopportune time.
Turkish: Ali uygunsuz bir zamanda geldi.

English: You have come at an opportune time.
Turkish: Uygun bir zamanda geldiniz.

English: He came at an inopportune time.
Turkish: O uygunsuz bir zamanda geldi.

Opportune time ingilizcede ne demek, Opportune time nerede nasıl kullanılır?

Opportune : Elverişli. Tam zamanında olan. Uygun. Vakitli. Hazır. Yerinde. Müsait. Eyverişli. Vaktinde.

Time : Tempo tutmak. Müddet. Önel. Defa. Bir çağkuşağındaki katmanlı kayaçların oluş süresi. Kere. Belirli bir zamana göre ayarlamak. Akıp giden olayların tekrar eden gök olaylarına göre sıralanmasından doğan bir kavram. güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına (saat açısına) karşılık bir ölçü. -in zamanını ölçmek. Ayarlamak.

Opportune moment : Tav. Fırsat. Uygun zaman. Şans.

Opportune remark : Doğru zamanda yapılan yorum. Uygun bir anda söylenen görüş.

Opportunely : Tam vaktinde olan. Uygun bir zamanda. Tam zamanında.

Opportuneness : Yerindelik. Elverişlilik. Uygunluk.

İngilizce Opportune time Türkçe anlamı, Opportune time eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Opportune time ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Anneal : Yakmak. Tav vermek. (metal) tavlamak. Tavlamak (metalurji terimi). Tutuşturmak. Sertleştirmek. Tavlamak. Kızdırdıktan sonra yavaş yavaş soğutarak sertleştirmek. Yumuşatmak.

Appropriate time : Punt.

Reheating : Yeniden ısıtma. Tekrar kızdırma. Tekrar ısınma.

Opportune moment : Fırsat. Şans.

Annealing : Menevişleme. Sertleştirme. Yumuşatma. Sertleşme süreci (ısıtma ve soğutma ile). Yumuşatma tavlaması. Tavlama. Tavlama (cam veya metal). Normalleştirme tavı.

Kairos : (yunancadan gelen) doğru zaman.

Occasion : Gerek. Önemli gün. Münasebet. Vesile. İcap. Gereklik. Hal. Uygun bir gözlem koşulu oluşturan ve kendiliğinden beliren olanak. Özel durum. Sıra.

Leisure : İşsizlik. Boş zaman aktivitesi. Dinlence. Tatil. Boş zaman. İşçinin çalışma süresinin dışında kalan zamanı. Eğitim, iktisat alanlarında kullanılır. Uyumak, yemek ve çalışmak için ayrılan zamanın dışında kalan zaman. dinlenmeye, gezmeye ve eğlenmeye ayrılan zaman. Acelesi olmama.

Anneals : Kızdırdıktan sonra yavaş yavaş soğutarak sertleştirmek. Yakmak. Tavlamak. Tav vermek. (metal) tavlamak. Tutuşturmak. Sertleştirmek. Tavlamak (metalurji terimi).

Opportune time synonyms : correct heat, leisures, temper, humid, convenience, tempers.