Ortah nedir, Ortah ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

[Bakınız: ortakçı].

Kuma.

Ürüne ortak olmak koşuluyla tarlayı ekip biçen kimse.

Ekili araziyle ilgili yarıcı.

Eski türkçe ortak: ortak; kuma.

Ortah anlamı, tanımı

Orta : Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer. İyi ile kötü arasındaki durum. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece. Yeniçeri Ocağında tabur. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. Ne büyük ne küçük, midi. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Ne uzun ne kısa, midi. Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. Orantı

Ortahacıahmetli : Kırşehir şehri, Çiçekdağı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Ortaharman : Tunceli ili, Darıkent nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

 

Ortahci : Ortakçı; bk. ayrıca maraba.

Ortahçı : Ürüne ortak olmak koşuluyla tarlayı ekip biçen kimse.

Ortahemedan : Şanlıurfa şehrinde, Payamlı bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Ortahisar : Nevşehir ili, Ürgüp ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Ortakçı : Ortakçılık yapan kimse, yarıcı, maraba. Konakçının sindirilmemiş besininden yararlanan konuk.

İlgili : İlgilenmiş olan, ilgisi bulunan, alakalı, alakadar, müteallik.

Türkçe : Genel Türk dili. Türkiye Türkçesi.

Yarıcı : Ortakçı.

Koşulu : Şanlıurfa şehri, Demirci bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Ortak : Birlikte iş yapan, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri, şerik, hissedar, partner. Birden çok kimse veya nesneyi ilgilendiren, onlara özgü olan, onların katılmasıyla oluşan, müşterek. Kuma.

Koşul : Şart. Bir antlaşmada belirlenen hükümlerden her biri.

Olmak : Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Gerçekleşmek ya da yapılmak. Yol açmak. Sarhoş olmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bulunmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Sürdürmek, yürütmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Geçmek, tamamlanmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Uymak, tam gelmek.

 

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Ekili : Ekilmiş olan, mezru.

Tarla : Tarıma elverişli olan, sınırlı ve belirli toprak parçası. Deniz hayvanlarının çok olduğu yer.

Arazi : Yeryüzü parçası, yerey, toprak. Yer.

Türk : Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan halk ve bu halktan olan kimse. Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan, Türkçenin değişik lehçelerini konuşan soy ve bu soydan olan kimse.

Diğer dillerde Ortadamaksıl abanık anlamı nedir?

Fransızca'da Ortadamaksıl abanık nedir ? : consonne cacuminale, cérébrale ou médiopalatale