Out of the question türkçesi Out of the question nedir

Out of the question ile ilgili cümleler

English: A trip to America this summer is out of the question.
Turkish: Bu yaz Amerika'ya bir yolculuk söz konusu değil.

English: A trip to America is out of the question.
Turkish: Amerika'ya bir yolculuk söz konusu değil.

English: Going out in this rain is out of the question.
Turkish: Bu yağmurda dışarı çıkmak söz konusu değil.

English: Buying such an expensive car is out of the question.
Turkish: Böylesine pahalı bir araba almak söz konusu değil.

English: He said it was out of the question.
Turkish: Söz konusu olmadığını söyledi.

Out of the question ingilizcede ne demek, Out of the question nerede nasıl kullanılır?

Out : Nakavt etmek. Yanmak. Çıkış. Çıkarmak. Dışarı çıkarmak. Ortaya çıkmak. Kovmak. Meydana çıkmak. Dışarı. Bayılmak.

Of : Den. Yüzünden. Li. İle ilgili. Hakkında. -den övünerek bahsetmek. -dan. -li. In. Nin.

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belgili tanımlık.

Question : Sorun. Toplumbilimde başlıca bilgi sağlama aracı olan ve olgu, davranış, kanı, tutum, görüş gibi konularda bireylerden yanıt almak üzere başvurulan ölçünlü sınar. - den şüphe etmek. Konu. Söz konusu. İfadesini almak. Şüphe etmek. Şüphelenmek. Kuşku. Bilinmez.

 

Out of the blue : Çat kapı. Damdan düşercesine. Apansız. Damdan düşme. Umulmadık. Birdenbire. Hop diye. Beklenmedik bir anda. Beklenmedik biçimde. Umulmadık biçimde.

Out of the job training : İş dışında eğitim. Kurumlara bağlı kimselerin, görevlerini edimli olarak yaptıkları yerler dışında, belli amaçlara ve önceden belirlenen koşullara göre, yurt içinde ya da dışında yetiştirilmesini öngören eğitim.

Out of the running : Yarış dışı. Kazanması imkansız. Kazanma şansı yok. Kazanma ümidi olmayan. Yarışa katılmayan.

Out of the ordinary : Olağan dışı. Garip. Alışılmışın dışında. Sıradışı. Olağandışı. Ender. Nadir. Farklı. Olağanüstü. Alışılmamış.

Out of the way : Uzakta. Acayip. Garip. Issız. Uzak. Sapa. Bertaraf. Ayak altı olmayan. Olağandışı. Ücra.

İngilizce Out of the question Türkçe anlamı, Out of the question eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Out of the question ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

The impossible : Gerçekleşmesi mümkün olmayan şey. Kabil olmayan. Olmayacak. Çekilmez. Olmaz. Mümkün olmayan şey. Mümkün olmayan.

Immaterial : Ruhani. Davayı etkilemeyen. Tinsel. Maddi olmayan. Konu dışı. Önemsiz. Esasa dayanmayan. Manevi.

No go : Faydasız. Boşuna. Yararı yok. Sökmez.

Pettier : Dar görüşlü. Ufak tefek. Dar kafalı. Önemsiz. Küçük. Aşağılık. Ufak. Cüzi. Ivır zıvır.

 

No shit : Deme ya. Yok artık. Gerçekten mi?!. Ciddi misin?. Deme be.

Pettiest : Aşağılık. Ivır zıvır. Dar kafalı. Kırtıpil. Dar görüşlü. İkinci planda gelen. Ufak tefek. Küçük düşünen. Ufak.

Inconceivable : Anlaşılmaz. Kavranılmaz. Akıl almaz. Kavranılamaz. Anlaşılamaz. İnanılmaz. Hayal edilemez. Tasavvur edilemez. Akla sığmaz.

Fabulous : Masal gibi. Efsanevi. Şahane. Çok güzel. İnanılmaz. Uydurma. Masalsı. Olağanüstü. Süper. Hayal ürünü.

Unthinkable : Düşünmesi bile hoş olmayan. Akla hayale sığmaz. İnanılmaz. Düşünülmez. Düşünülemez. Akla gelmedik. Akla gelmez.

The absurd : İpe sapa gelmez. Gülünç. Abzürd. Mantıksız. Abes. Manasız. Anlamsız. Uyumsuz. Saçma.

Out of the question synonyms : piddled, fat chance, dinky, chimerical, laputan, unable, lightweight, impossible, lightweights, imposible, baubling, petty, piddles, dispensable, insignificant, infeasible, no can do, unfeasible, undoable, no chance, no such thing, not for love nor money, unpracticable, the unthinkable, piddle, nogo, frivolous, absurd, dinkey, absurds.