Outiler türkçesi Outiler nedir

  • Tanık tepe.
  • Şahin tepesi.
  • Tabakaları yatay durumunda olan, aşınmadan artakalmış, eski uzanış yerleriyle bağlantısı kalmamış üstü düz bir tepe.
  • Jeoloji alanında kullanılır.

Outiler ingilizcede ne demek, Outiler nerede nasıl kullanılır?

Goutily : Gut hastası olarak.

Outing : Gezinti. Evden dışarı yapılan küçük gezi veya seyahat. Çıkma. Gezme. Tur. Tozma. Gezi.

Outings : Çıkma. Gezme. Tur. Tozma. Gezinti. Gezi. Evden dışarı yapılan küçük gezi veya seyahat.

Company outing : Şirket gezisi.

Dotted outine box : Noktalı çerçeve.

Alternate routing : Seçenek rotalama. Seçenek yoldan gönderme.

Add routing slip : Dolaştırma notu ekle.

Benchmark routine : Hedef işareti yordamı.

Alternative routing : Seçenek yol atama. Seçenek yol alama.

Go on an outing : Gezmeye çıkmak. Gezintiye çıkmak.

İngilizce Outiler Türkçe anlamı, Outiler eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Outiler ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abrasive power : Akarsuyun aşındırma gücü. Aşındırıcı kuvvet. Akarsuyun ve akarsuyla taşınan katı maddelerin, devimsel enerjileri arasındaki orantı.(akarsuyun devimsel m . v2 enerjisi = m . v2; taşınan maddelerin devimsel enerjisi = -»- dir. m = suyun kütlesi, v = akarsuyun hızı, m = maddelerin kütlesi, v = taşınan maddelerin hızı.). Aşındırıcı güç.

 

After shock : Artçı sarsıntı. Artçı deprem (depremden sonra). Artçı şok. Art sarsıntı. İlk yeğin depremin ardından gelen ve genel olarak yavaş yavaş yeğnileşen sarsıntı.

Aggregats : Başlangıçta birbirinden ayrı minerallerin, herhangi bir nedenle bir araya gelerek birlikte büyüyüşler gösteren bir topluluk durumuna gelmeleri. Topluluk.

Alcalic fumarole : Alkali tüten. 100-200 derece sıcaklıkta, nh2 cl, co2, h2s ve h2o bileşimli gazlar çıkaran fumaroller.

Out : Çıkarmak. Dışarı atmak. Kendini belli etmek. Kovmak. Yanmak. Dışarı. Bayılmak. Meydana çıkmak. Ortaya çıkmak. Dışarı çıkarmak.

Outside : Dışına. Dışında. Dış (taraf). En fazla miktar. Dış kısım. Dış görünüş. Dıştan. Dışarısı. Dış. Ötesine.

Acrozone : Belirli bir taşıl türünün, cinsinin ya da başka bir bölümleme biçiminin, bütün ucunu kapsayan ya da onu belirten katmanlı kayaçlar. Menzil zonu. Uç kuşağı.

Bootless : Faydasız. Yararsız. Gereksiz. Boş. Beyhude. Neticesiz.

Adventive cone : Ek koni. Bir yanardağın yamacında ve eteğinde, çoğunlukla bir yarık üstünde bulunan lav ya da tüf konisi. İlerleme hunisi. İlerleme konisi. Parazitik koni.

Agricultural geology : Tarım yerbilimi. Tarım ve toprak konularıyle uğraşan yerbilim dalı. Tarımsal jeoloji.

Outiler synonyms : spatial relation, alkali rocks, sleeveless, algonkian, absolute age, abyss, absolute chronology, butte, satellite, fruitless, vain, unproductive, buttes, abysal environment, outmost, outermost, acid fumarole, adjacent rock, position, advance of aglacier.

Outiler zıt anlamlı kelimeler, Outiler kelime anlamı

Inner : Gizli. Dahili. Saklı (anlam vb). Nişan tahtasında ortanın bir üstü. İçerdeki. Manevi. Merkeze en yakın. İçteki. Ayrıcalıklı. Deruni.

Productive : Yaratıcı. Bereketli. Prodüktif. Mümbit. Üretken. Velut. Kazançlı. Müsmir. Sonuç getiren. Verimli.