Pair of türkçesi Pair of nedir

Pair of ile ilgili cümleler

English: Ali bought a new pair of boots.
Turkish: Ali yeni bir çift bot aldı.

English: A pair of leather gloves is a must when you work with these machines.
Turkish: Bu makinelerle çalıştığında bir çift deri eldiven bir zorunluluktur.

English: Ali asked Mary when she was going to buy a new pair of shoes for her youngest daughter.
Turkish: Ali Mary'ye en genç kızı için ne zaman bir çift yeni ayakkabı alacağını sordu.

English: A pair of gloves is a nice gift.
Turkish: Bir çift eldiven güzel bir hediyedir.

English: A pair of gloves was left in the taxi.
Turkish: Bir çift eldiven takside bırakıldı.

Pair of ingilizcede ne demek, Pair of nerede nasıl kullanılır?

Pair : leştirmek. Çift olmak. Çift çift düzenlemek. Çift. Çiftleştirmek. İki parçadan oluşan şey. Eşleşmek. Eşlemek. Çiftleşmek. Eş olmak.

Of : Yüzünden. -dan. -in. -li. In. Den. -nin. Hakkında. -den. -den övünerek bahsetmek.

Pair of bags : Pantolon.

Pair of bellows : Körük.

Pair of compasses : Yayçizer. Pergel.

Pair of headphones : Kulaklık.

Pair of hedge shears : Budama makası. Bahçe makası.

İngilizce Pair of Türkçe anlamı, Pair of eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pair of ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Bigeminal : Simetrik. İkili. Dual.

Binary : Biner. 0 ya da 1 gibi iki değer alabilen bir nesne ya da kavramın bu niteliği, örn. ikili sayı. İkili değer. İki bileşenli. Bilgisayar, bilişim, fizik alanlarında kullanılır. İkili alaşımlar gibi iki birleşenden oluşan. İkili. İkilik. İki terimli.

Di : İngiliz kraliyet ailesinin üyesi (galler prensi charles'ın ilk eşi) galler prensesi diana (1961-1997, leydi diana spencer olarak doğmuş olan). İki. Kadın ismi (diana isminin başka bir şekli). Bir ülkenin sınırları içerisinde genellikle bir yıl olmak üzere belli bir dönemde gerçekleştirilen sonul mal ve hizmet üretimi karşılığında üretim faktörlerine yapılan ödemeler toplamı. krş. yurtiçi hasıla. Paris'te araba kazasında hayatını kaybeden. Dünya çapında çok fazla hayır işi yapan. Yurtiçi gelir.

Binal : Duble. İkili. İki misli. İki katı.

Couple : Koşut yönelimli, karşıt, eşit iki kuvvet. Kuvvet çifti. Birleşmek. Bağlantı kurmak. İki. Cinsel ilişkide bulunmak. Çiftleştirmek. Çiftleşmek. Karı koca.

Diploid : Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Aynı kromozom takımından iki tane kapsayan hücre veya birey. İki katlı. Eş kalıtsal. İkikatlamh. Yarısı anneden yarısı babadan gelen o türe has kromozom hücresi. Diployit. Çoğu yüksek organizmaların somatik hücrelerinde olduğu üzere, her bir kromozomdan iki adet olması durumu. birbirinin aynısı halindeki çift kromozom setine sahip olan hücre. Aynı kromozom takımından iki tane kapsayan hücre ya da birey. Diployid.

Conjugate : Eşli, eşit iki parçadan oluşan. immunoflouresan veya immünoperoksidaz boya yöntemlerinde olduğu üzere, antijenin tespiti için floresan veya enzim gibi bir belirteç proteiniyle birleştirilmiş antikor molekülünün antijenle birleştirilmesi. Konjugat. Fiil çekimi yapmak. Birleşmiş. Eşlenik. Birleşmek. Çift olan. Kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Çekmek (fiil). Aynı kökten türemiş.

 

Diad : İkili.

Pair of synonyms : couple of, diplo, dipl, bi, ambi, amphi, couples of, couples.