Paradigms türkçesi Paradigms nedir

Paradigms ingilizcede ne demek, Paradigms nerede nasıl kullanılır?

Paradigm shift : Geleneksel eylem tarzına getirilen köklü değişiklik. Paradigma değişimi. Paradigma kayması. Yaklaşımdaki değişme.

Techno economic paradigm : Yeni teknolojik dizgelerin geniş ve yeterli ölçüde sunum yapabilmesine dayalı olarak mevcut üretim etkinliklerini sayıca önemli ölçüde azaltan, buna karşılık yeni üretim süreçlerinin gelişmesine ve mevcut üretim süreçlerinin ise farklı biçimde kullanılmasına yol açan köklü bir iktisadi yapı ve bakış açısı değişikliği. Tekno-iktisadi paradigma.

Paradigm : Örnekçe. Numune. Dizi. Paradizm. Örnek. Çekim örneği. Biyokimyada deneysel bir model veya örnek. Numune-i imtisal. Kip.

Paradigmatic : Örneksemeli. Modelsel. Paradigmatik. Dizisel. Çekimsel. Dizi ile ilgili.

Paradigmatics : Dizibilim.

Paradisaeidae : Cennet kuşları.

Paradisiac : Cennet gibi. Cennete ait.

Parading : Teftiş için toplanmak. Gösteriş yapmak. İlan etmek. Geçit töreni yapmak. Geçit töreni. Belirli bir düzen içinde geçmek. Hava atmak için dolaşmak. Hava atmak. Sıraya dizmek. Teşhir etmek.

Paradise lost : Yitik cennet. John milton tarafından (17'nci yüzyıl ingiliz şairi) 1667'de yazılan destansı şiir. Kayıp cennet.

 

Paradisiacal : Cennet gibi. Cennete ait.

İngilizce Paradigms Türkçe anlamı, Paradigms eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Paradigms ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Modality : Şekil. Modalite. Keyfiyet. Yaklaşım. Kiplik. Yöntem. Tarz. Tedavi yöntemi veya cihazı.

Epitome : Örnek. Misal. Somut örnek. Özet. İdeal. Uzun bir kitabın, özü yitirilmeden kısaltılmış ya da özetlenmiş biçimi. Özetkitap. Öz. Simge.

Inflexion : Bükülme. Gramer, veterinerlik alanlarında kullanılır. İçe bükme veya bükülme. Eğilme. Yapım ve çekim sırasında kelime köklerinin farklı biçimlere girmesi şeklindeki kırılma olayı. büküm; arapça, almanca, ingilizce, rusça gibi sami, cermen ve islav dillerine özgü bir olaydır: ar. ketebe «yazdı» kökünün kütibe «yazıldı», yüktebü «yazılır», yüktebune «yazılırlar», litükteb «yazıl!»; katebu «mektuplaştı, yazıştı», katibun «yazan, katip», mektubun «yazılmış şey, mektup» mektebun «mektep okul» şekillerine girmesi; almanca sehen «görmek», sah «gördü», gesehen «görmüş, görülmüş»; ing. to write «yazmak» wrote «yazdı», written «yazmış, yazılmış» gibi. Büküm. Kıvrılma. Ses tonunun değişmesi. İnfleksiyon. Sesin yükselip alçalması.

Mode : Tarz. Tepedeğer. Yüklemin bildirdiği zamanı görülen geçmişe, duyulan geçmişe ve dilek şart kipine aktararak elde edilen birleşik fiil kipi. bil-iyor-du, bil-iyor-muş, bil-ir-se gibi. bu örneklerde, fiildeki oluş ve kılışı şimdiki zamandan geçmiş zamana ve şarta aktararak fiilin tarzını oluşturan öge eski er- fiilidir: bil-e-yorur er-di > bil-iyor-du, kel-miş er-di > gel-miş-ti, tut-ar er-se >tut-ar-sa vb. Usul. Makam (müzik terimi). Üslup. Yöntem. Şekil. Merkezi eğilim ölçümlerinden biri olup bir dizide en sık tekrarlanan, sıklığı en yüksek olan ölçümsel değer.

 

Image : Kopya. Heykel. Benzer. Resim. Görüntü. Çıkarımcı yolda uzancalı yordamlarda bir kavram yaratmak üzere kullanılan görsel anlatım ya da tasarımsal görünü. İmaj. İmgeleştirmek. Yansıtmak. Şekillendirmek.

Imago : Gelişimini tamamlamış böcek. İmago. Çocukluktan kalma ana ve baba hayali. Erişkin. Ergin dönem. Tamamıyla gelişmiş ve genellikle kanatlı ergin böcek. Oluşmuş, gelişimini tamamlamış. bir böceğin olgun, seksüel olarak etkin, genellikle kanatlı son gelişim evresi. Ergin böcek. Bir böceğin gelişimindeki son evre, erişkin.

Gravity model : İki etkinlik alanı arasındaki çekim gücünün, bunlardan birinin sahip olduğu nüfus, iş olanağı, toprak vb. değişkenlerin büyüklüğü ya da gücünün bir işlevi olduğunu ve etkileşim yoğunluğunun uzaklıkla ters orantılı bulunduğunu varsayan, insansal, ekonomik ve işlevsel bir öykünüm aracı. Gravite modeli.

Modes : Tarz. Moda. Tipik değer (istatistik). Üslup. Makam (müzik terimi). Yöntem. Modus. Kipler. Modlar.

Concentrate : Deriştirmek. Yoğunlaştırmak. Bir noktaya toplamak. Derişmek. Toplanmak. Özüt. Dikkati bir noktada toplamak. Konsantre madde. Derişik madde.

Modal : Makam (müzik terimi). Makamla ilgili. Tipik. Kalıcı. Kiplerle ilgili. Kip belirteci. Şekilsel. Kiplik. Kipsel.

Paradigms synonyms : suitable, prototype, fitting, module, tenser, example, mod, inflection, mods, model, paradigm, modules, mood, tense.