Paradoxes türkçesi Paradoxes nedir
- Tutarsızlık.
- Paradoks.
- Çatışkı.
- Yanıltmaç.
- Aykırıkanı.
- Çelmece.
- Tezat.
- Çelişki.
- Mantıkla çelişen ama doğru olan söz.
Paradoxes ingilizcede ne demek, Paradoxes nerede nasıl kullanılır?
Paradox database : Paradox veritabanı.
Paradox of crime prevention : Bir ülkede yasal olmayan iktisadi etkinlikleri engellemeye yönelik önlemlerin, söz konusu etkinliklerde bulunan bireylerin gelirlerinde bir düşüşe neden olmasına bağlı olarak, bir süre sonra yasal olmayan etkinliklere ayrılan süre veya suç sayısını artırdığı durum. Suç önleme çelişkisi.
Paradox of thrift : Tasarruf çelişkisi. Tasarruf paradoksu. Tutumluluk çelişkisi. Bir kişinin daha fazla tasarruf yapması kişinin zenginleşmesine yol açarken, toplum olarak tasarrufların artması efektif istemin düşmesine neden olacağından, reel gayrisafi yurtiçi hasılayı ve işlendirmeyi düşüreceği ve buna bağlı olarak toplumun fakirleşmesine yol açacağını ifade eden keynesyen kuram. krş. iktisadi çelişki.
Attached paradox : İliştirilmiş paradox.
C value paradox : C değeri paradoksu. Bir organizmada haploit hücredeki total dna miktarının azalması ile evrimsel karışıklığın meydana gelmesi.
Metzler paradox : Metzler çelişkisi. Dış ticarette dışalımcı ülkenin dışalım mallarına gümrük tarifesi koyması ve dışalım malları isteminin esnek, sunumunun katı olması durumunda, dışsatımcı ülkenin malını satmak ve pazarını kaybetmemek için fiyatlarını düşürmesinin tarife koyan dışalımcı ülkede hem dışalım hem de dışalıma rakip malların fiyatlarının yurtiçi fiyatlara göre düşeceğini ifade eden ve l. a. metzler tarafından ileri sürülen çelişki. krş. stolper-samuelson önermesi.
Logical paradox : Mantıksal çelmece. Dilin mantıksal kuruluşundan ya da çeşitli dil düzeyleri arasındaki uyuşma dışı bağlaşmalardan doğan çelmece.
Memory paradox : Belşek paradoksu. Bellek paradoksu.
Marginalization paradox : Marjinalleşme çatışkısı.
St petersburg paradox : Petersburg çatışkısı. St petersburg paradoksu.
İngilizce Paradoxes Türkçe anlamı, Paradoxes eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Paradoxes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Antinomy : İki kanun arasındaki çelişki. Karşıtlık. Zıtlık. İki kanun arasındaki zıtlık. Kanun hükümleri arasında çelişki. Antinomi.
Interference : İnterferens. Karıştırma. Girişim. Karışım. Çatışma. Işık dalgalarının üst üste gelmesiyle ışık yeğinliğinin kimi yerlerde çok, kimi yerlerde az çıkması olayı. Vericilerin ürettiği dalgaların dışında, elektrik yüklerinin hızlı yer değiştirmesinden doğan ve bu dalgaların ilettiği yayını bozan radyoelektrik yayın. Bir hücreyi enfekte eden bir virüsün, bu hücrenin diğer bir virüs tarafından enfekte edilmesini engellemesi, engelleme. krosing-overler arasındaki etkileşim. homolog kromozomlar arasında bir krosing over olması bir diğerinin oluşumunu engeller veya artırır. çoğu organizmalarda krosing-overler arasındaki ara azaldıkça interferans artar. İnterferans. Müdahale etme.
Contradiction : Yadsıma. Bir önermenin aynı zamanda hem olurlanıp hem de yadsınması. Zıtlık. Tersini söyleme. İnkar. Karşıtlık. İkilem. Eytişimci düşünüşte her devinimin kaynağını, canlılığın kökenini ve gelişme ilkesini anlatan ulam; evren, doğa, toplum ve insanın gelişim yasası.
Contrast : Ortaya sürülen bir tutuma karşı olma durumu. bir anlamı daha iyi belirtebilmesi için kullanılan karşıt kavram. Bilgisayar, hukuk, sinema, televizyon, tiyatro, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sertlik. Tezat oluşturmak. (aradaki farkı göstermek üzere) karşılaştırmak. Karşılaştırmak. Karşıtlık. Kontrast. Çelişmek.
Contrariety : Muhalefet. Aksilik. Karşıtlık. Uyuşmazlık. Terslik. Zıtlık. Aykırılık.
Dilemma : Dilem. Güç durum. Çıkmaz. İki çözüm yolu ya da iki yönü bulunan ve aynı sonucun elde edildiği tasım. insanı, istenmeyen seçeneklerden birini, çoğunlukla iki seçenekten birini, beğenmeye ve izlemeye zorlayan tartışma, sorun ya da usa vurma durumu. İkilem. Açmaz. Zor durum. İki bilinmezli sorun. İkisi de birbirinden zor iki seçenek.
Extremes : Son derece. Ölçüsüzlük. En uç nokta. Aşırı. Aşırı uçlar. Sınır. Aşırılık. Aşırı derece. Çıkmaz.
Incongruity : Uyuşmazlık. Faklılık. Uyuşmayan şey. Bağdaşmazlık. Bağdaşmama. Aykırılık. Uyumsuzluk. Yersizlik. İnsicamsızlık. Uyuşmayan kısım.
Contradiction in terms : Sözel çelişki. Sözlerin birbirleriyle çelişmesi. Çelişkili veya tutarsız ifade. Kavram kargaşası. Çelişkili ifade.
Incoherency : Anlamsızlık. İfade bozukluğu. Anlaşılmazlık. Anlatım bozukluğu. Bağdaşmazlık. Anlam bozukluğu.
Paradoxes synonyms : inconsequence, excursion, contradictoriness, desultoriness, discursiveness, oxymoron, disconnectedness, cleavages, inconsistences, abruptness, discrepancy, antilogy, incompatibility, contrarieties, incongruities, antinomies, incompatibilities, excursions, inconsistence, antitheses, cleavage, discrepancies, disjointedness, interferences, contradictions, antithesis, variable, incoherences, oppositeness, incoherence, paradox.

Bu kısımda Paradoxes kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Paradoxes ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Paradoxes anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Paradoxes ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.